Maym Psikoloji
Статистика- Последний пост
- 14 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 5
- Всего постов
- 24
- Тип
- открытый
- Язык
- und
- Категория
- Новости и СМИ (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 27
- 1/48двое суток
- 30
- 1/72трое суток
- 33
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Öğretmenden daha fazlası: Mentor kimdir ve bir çocuğun neden bir mentora ihtiyacı vardır? Mentor, kişinin kendisini, ilgi alanlarını ve yeteneklerini tanımlamasına rehberlik eden ve yardımcı olan yetkili bir yetişkindir. Öğretmenden temel farkı, bir mentorun bir okul programı öğretmemesi, ancak bir çocuğun kendi yaşam ve kariyer yolunu bulmasına yardımcı olmasıdır. Çalışma alanları: - Zayıflıkları ve güçlü yönleri bulmada yardımcı olmak; - İlgi alanlarının aralığını belirlemek; - Meslek seçmek; - Kötü alışkanlıklarla mücadele etmek; - Akranlarla iletişimde sorunları çözmek. Mentorluğa neden ihtiyaç duyulur? Mentorluk, yaşam uyumluluğu, etkili düşünme, kişinin potansiyelini keşfetme, zor durumlarda bunu kullanma becerilerini geliştirmeyi hedefler. Mentor ve danışan arasındaki ilişki güven ve destek üzerine kuruludur. Çocuğun yargılanmayacağını, aksine anlaşılacağını ve kabul edileceğini hissetmesi ve bilmesi önemlidir.
Zihinsel Yorgunluk: “Hiçbir şey yapmasam da yoruluyorum.” Bu cümleyi sık sık duyuyorsan, zihnin aşırı uyarılmış olabilir. Sürekli düşünmek, geçmişi sorgulamak, geleceği planlamak... Beyin, bu kadar yükü kaldıramaz. Arada kendine "boşluk" vermek gerekir. Sessizlik, bazen en yüksek iyileştiricidir.
без подписи
Güzel şeyler düşün, güzel şeyler olsun.
Alkolik ebeveynlerin yetişkin çocukları sendromu nedir? Alkolik ebeveynlerin yetişkin çocukları (ACoA) sendromu, alkol kötüye kullanımının etkilediği bir evde büyüdüğünüzde gelişen belirli kişilik özellikleri ve davranış kalıplarını tanımlar. Bu kalıplar, çocukluk döneminde hayatta kalma mekanizmaları olarak başlar ve öngörülemeyen veya duygusal olarak güvensiz bir ortamda yol almanıza yardımcı olur. O zaman sizi koruyan şey, yetişkinlikte genellikle bir mücadele kaynağı haline gelir.
Psikolog Dr. Lepera şöyle demiş: “Aşırı bağımsızlık, yani neredeyse hiç kimseden yardım istememe durumu, hiç kimsenin bizi umursamadığına ve eninde sonunda terk edileceğimize inandığımız için, herhangi bir bağ kurmaktan ümidimizi kestiğimiz bir travma tepkisidir.”
2006 APA Kongresi'nden akılda kalıcı bir klipte, psikiyatristlere basit ama zorlu bir soru soruluyor: Kişisel olarak kaç hastayı "iyileştirdiniz?" Yanıtlart, garip kahkahalardan ruh sağlığı tedavisinin karmaşıklığı hakkında düşünceli açıklamalara kadar değişiyor. Birçoğu, psikiyatrinin genellikle kesin tedaviler sunmaktan ziyade semptomları yönetmeye, yaşam kalitesini iyileştirmeye ve uzun vadeli iyileşmeyi desteklemeye odaklandığını belirtiyor.
Kendine zaman ayırmak lüks değil bir ihtiyaçtır. Kendine zaman ayırmak ; fiziksel ve duygusal sağlığını korumanın, yaşam kalitesini artırmanın ve genel refahını güçlendirmenin önemli bir yoludur. Kisinin kendisine ayırdığı zaman; yoğun günlük yaşamın getirdiği stresi hafifletir .
Kendin olmanın bedeli, bazen herkes tarafından sevilmemek olabilir. Ama herkes tarafından sevilmenin bedeli de kendin olmaktan vazgeçmektir.
Değiştiremeyeceğimiz tek şey tutkunlarımızdır. Siz ce ???
Keşke”lerle oyalanmak mı yoksa hâlâ önümüzde duran fırsatları değerlendirmek mi? Şimdi başlasan bir yıl sonra “iyi ki” diyebilirsin.
Pygmalion, Roma şairi Ovidius’un Metamorphōsēs (Dönüşümler) adlı eserinin onuncu kitabında yer alan mitolojik bir karakterdir. Sanatla ideal güzelliği birleştiren bu anlatı yalnızca Antik Çağ edebiyatında değil modern psikoloji kuramlarında da etkisini sürdürmüştür. Pygmalion etkisi, bireylerin kendilerine yönelik beklentilere uygun biçimde davranışlarını şekillendirdiğini ifade eden psikolojik bir fenomendir. Başka bir deyişle, bir kişi hakkında beslenen olumlu (ya da olumsuz) beklentiler, o kişinin performansını ve öz-yeterlik algısını doğrudan etkileyebilir.
Daha iyi hissetmek için neden çok zaman harcıyoruz?
- HİSTRİONİK KİSİLİK BOZUKLUGU - Histrionik kişilik bozukluğu, kişinin aşırı duygusal olma, dikkat çekmeye çalışma, dramatik davranma ve ilişkilerde aşırı derecede etkileşime girme eğiliminde olduğu bir kişilik bozukluğudur. Bu bozukluk, genellikle genç erişkinlik döneminde ortaya çıkar. Histrionik kişilik bozukluğu olan bireyler, çevrelerindeki kişilerden sürekli olarak ilgi ve onay ararlar. - BİYOLOJİK FAKTÖRLER - Beyinde oluşan kimyasal dengesizlik ve nörolojik faktörler histrionik kişilik bozukluğu oluşumuna neden olabilir. Özellikle kişinin duygusal tepkilerinin kontrolünde önemli bir rol oynayan serotonin ve dopamin gibi maddelerin zarar görmesi sonucunda histrionik hareketler olabilir. -HİSTERİK HAREKETLER Histerik hareketler, kişinin sosyal ortamlarda dikkat çekmek amacıyla sergilediği abartılı, teatral ve genellikle uygunsuz davranışları kapsar. Bunlar arasında aşırı jest ve mimik kullanımı, yüksek sesle konuşmak, dramatik gözyaşları, flörtöz davranışlar ve fiziksel teması abartma gibi tepkiler yer alabilir.
- VAZGEÇMEME DURUMU - CONCORDE SENDROMU : Concorde sendromu, kişinin sağlıklı olmasına rağmen bir ilişki ya da durumdan vazgeçememesi olarak ifade edilir. Bu sendrom hobilere devam etme, planlardan vazgeçememe, kıyafetleri atamama, ilişkileri sonlandıramama ya da ücretsiz ikramları kabul etme gibi pek çok durumda fark edilir. - CONCORDE SENDROMU SEMPTOMLAR - -Bireyin, olumsuz bir ilişkisi olsa dahi sonlandırmakta güçlük yaşayabilir. -Birey kitap, film veya diziye başladığında konu ilgisini çekmese dahi devam etmek ister, bitmesini istememektedir. -Pahalı kıyafetleri olduğunda giymese dahi kimseye vermek istememekte ve atmaya kıyamaz. -Bu sendroma sahip kişiler, ilişkisi olumsuz gittiğinde bile ayrılamaz, para verdiği etkinlik, eşyalara kıyamaz ve bedava olan şeyler ilgisini çeker.
Hiç kimse seni, senin kadar yormaz.” Kafanın içindeki o bitmeyen sorgular, kendine sürekli savaş açmalar, "ya yetmezsem" korkuları… Bazen en büyük baskıyı dışarısı değil, içerideki sen yapar. Merhameti önce iç sese öğretmek gerekir.
без подписи
Bazen tokat gibi vurur sözler insanın suratına. Gerçeklerden kaçarak bir takım bağımlılığın esiri olmadan yaşamayı bulmak .
“Duygusal açlık, fiziksel açlık gibi değildir.” Karnın tok ama içinden bir şey eksik gibi mi? İşte o, doyurulmamış duyguların işaretidir. Onay aramak, sürekli ilgi istemek, yalnızken sıkılmak… Duygusal açlık doymaz, anlaşılmakla iyileşir.
KIRIK CAM TEORİSİ Dr. Philip Zimbardo'nun 1969'da bir mahalleye koyduğu iki otomobille yaptığı bir deney üzerine teorileşmiş psikolojik etki. Bir binanın bir camı kırıksa ve umursayan yoksa insanlar geri kalanları da kırmaktan çekinmez ve suçluluk hissetmez. Ünlü New York belediye başkanının suçlarla inanılmaz mücadelesinde verdiği cevap bu olmuştur, önce küçük suçlardan başlamış ve şehrin güvenliğini psikolojik bi etkiyle uzun süre sağlayabilmiş. Hayat da böyledir aslında, birisine taviz verdiğinizde bu en sevdiğiniz bile olsa size karşı yaptığı her şeyde sessiz kalıyorsanız eğer diğer insanların da sizin konfor alanınızı taciz etmesi için bir kapı aralıyorsunuz demektir. Taviz tavizi doğurur.