GÜLCE &B. RİSALE EDEBİYAT 📚
СтатистикаEn güzel dostluklar güven ile başlar Bazı dostluklar bahar gibidir, gelir geçer. Bazıları ise kök salar; mevsimler değişse de içinden eksilmez.
- Последний пост
- 14 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 19
- Всего постов
- 31
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 67
- 1/48двое суток
- 76
- 1/72трое суток
- 82
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Zamanın tarumar ettiği bahçelerde hatırda kalanla avunuyoruz https://t.me/hepberaberbuyuyoruz https://t.me/yalnizligasiginanlar https://t.me/sohbetgrubulinki https://t.me/addlist/1g_d_IkvNp4yYzI8
без подписи
без подписи
İnsan aynı anda iki dönemi birden yaşar: Bir yanımız yetişkin, bugünün sorumluluklarıyla yaşayan, düşünen ve karar veren bir birey. Ancak içimizde, yıllar öncesinden kalma bir çocuk da vardır. O çocuk, zamanın çok ötesinden gelen duygularla hareket eder. Bazen aniden yükselen öfke, derin bir hüzün ya da açıklayamadığımız korkular hissederiz. Oysa bu duygular, sadece bugünün olaylarına verilen tepkiler değildir. Çoğu zaman çocukken yaşayıp anlamlandıramadığımız, çözümsüz kalan deneyimlerin yankılarıdır. Küçükken duyulmamış, anlaşılmamış ya da görmezden gelinmiş duygular, yetişkinlikte farklı şekillerde tekrar karşımıza çıkar. Sürekli benzer acıları yaşamak, aynı döngüde sıkışıp kalmak bundandır. Peki bu döngüden çıkmanın yolu nedir? İçimizdeki çocuğun sesine kulak vermek. Onun hislerini görmek, anlamak ve sahiplenmek. Bastırmak, yok saymak ya da kaçmak yerine, onunla yüzleşmek. Ancak o zaman geçmişin ağırlığından özgürleşebiliriz. Geçmişi bugüne taşımak yerine, geçmişle barıştığımızda gerçekten “bugünü” yaşayabiliriz
без подписи
без подписи
без подписи
sevmenin her türlü yolu varken sen varoluşunu seçtin ve ben resmini varlığın dan daha çok sevdim https://t.me/hepberaberbuyuyoruz https://t.me/yalnizligasiginanlar https://t.me/sohbetgrubulinki https://t.me/addlist/Bl2TGrXC-8M4YTI0
İNSANIN KENDİNDEN GEÇİP HAKİKATE UYANIŞI Sen hiç insanı okudun mu? Kendi içine eğilip orada yıllardır susan çocuğun gözlerine baktın mı? Bir insanın en büyük yalnızlığının kalabalıklar değil, kendisinden kaçması olduğunu hiç düşündün mü? Ben düşündüm. Gece, şehrin bütün ışıklarını söndürdüğünde insanın kendi yüzüyle baş başa kaldığı o uzun koridorlarda yürüdüm. Her adımda başka bir ben bıraktım geride; biraz gurur, biraz korku, biraz da kimseye anlatamadığım eski bir kırgınlık... Sonra anladım: İnsan, en çok kendinden sakladığı yerde yaralanıyor. Çünkü bazı yaralar kanamak için değil, yol göstermek için açılıyor. Ve bazı acılar insanı hayattan koparmıyor; onu, hayatın ardındaki hakikate sessizce yaklaştırıyor. Belki de mutluluk sandığımız gibi gökyüzünde değil, insanın kendi kalbinde yeniden hatırladığı bir nefes. Bir sabah, aynaya baktığında kendine yabancı değilsen işte o zaman başlıyor insanın asıl yolculuğu. Ben seni gözlerinin güzelliğinden önce içinde sakladığın o görünmeyen yerden sevmek istiyorum. Kimsenin bilmediği korkularından, gece yarısı susturduğun cümlelerinden, kimse görmesin diye gülüşünün arkasına sakladığın o ince sızıdan... Çünkü sevmek, bir insanın yalnızca güzel tarafına hayran olmak değildir. Sevmek; karanlığını gördüğünde ondan kaçmamaktır. Ben sana kusursuz olduğun için değil, insan olduğun için yakınım. Çünkü insan olmak, düşmemek değil; her düşüşten sonra kalbinde biraz daha merhamet taşıyabilmektir. Ve aşk... Aşk, iki insanın birbirinde kaybolması değil; birbirinin elinden tutup hakikate doğru yürümesidir. Sen bana bir yol olursan ben sana bir menzil aramam. Çünkü bazı karşılaşmalar tesadüf değildir; insanın kendisini bulabilmesi için hayatın önüne bıraktığı sessiz işaretlerdir. Şimdi soruyorum sana: Bir insan, kendini gerçekten tanımadan başkasını sevebilir mi? Ve bir kul, kendi kalbinin kapısını açmadan Hakk'ın kapısına varabilir mi? Ben bilmiyorum. Bildğim tek şey şu: Ne kadar insan olmak mümkünse bir kul için, ben de o kadar sevmek istiyorum seni. Öyle bir sevgi ki; seni bana değil, beni sana değil, ikimizi de hakikate yaklaştırsın. Çünkü sonunda aşkın da, acıların da, insanın kendisiyle verdiği bütün savaşların da vardığı tek yer vardır: İnsanın kendinden geçip hakikate uyanması.
без подписи
"Kardeşlerimizden birisinin namaz tesbihatında (tekâsül) göstermesine binaen dedim: -Namazdan sonraki tesbihatlar, tarîkat-ı Muhammediyedir (asm) ve velayet-i Ahmediyenin (asm) bir evradıdır. O noktadan ehemmiyeti büyüktür." ( Bediüzzaman Said Nursi - ( r.a ) Tekasül üşenmek tembellik demek
TOPRAĞIN ŞAHİTLİĞİ: HAKİKATİN SUSMAYAN HESABI Sizin için burası bir konak, bizim için ahirete açılan kısa bir duraktır. Biz dünyanın nasırını çektik; taşın suskunluğunu, ekmeğin eksikliğini, gecenin yetimliğini ve insanın insana reva gördüğü zulmü... Hainler gölgelerine saklandı, münafıklar yüzlerini çoğalttı. Vicdan, kalabalıkların ortasında tek başına bırakıldı. Ama toprak gördü. Bastığınız her kaya gördü. Çiğnediğiniz her karış vatan gördü. Bir annenin göğe yükselen duasını, bir yetimin içine gömdüğü çığlığı, bir mazlumun titreyen ellerini gördü. Sanmayın ki taş susar. Taş susar. Toprak susar. Mezar susar. Fakat Allah'ın huzurunda hiçbir hakikat susmaz. Hani derler ya: “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın.” Peki söyleyin; yaşatılmayan insan hangi devletin gölgesine sığınacak? Bir coğrafyada insan eksiliyorsa, adalet eksiliyorsa, vicdan eksiliyorsa orada yalnız evler yıkılmaz; bir milletin ruhu göç eder. Ve bilinmelidir: Zulüm, makamın arkasına saklanınca haklı olmaz. Mühür taşıyınca hakikat değişmez. Kalabalıkların alkışı vicdanın hükmünü bozamaz. Çünkü gün gelir... Saraylar sessizleşir. Makamlar boşalır. Mühürler paslanır. İsimler unutulur. Geriye yalnız insan kalır. Ve insan, Allah'ın huzurunda kendi hayatının şahidi olur. O gün kimse “Ben görmedim.” diyemez. Çünkü toprak şahittir. Taş şahittir. Mezar şahittir. Bir annenin duası şahittir. Bir yetimin suskunluğu şahittir. Mazlumun gözyaşı şahittir. Sulh-i cihan, zalimin susmasıyla değil; mazlumun hakkının teslim edilmesiyle başlar. Biz bu toprağa yalnız ayak basmadık. Buraya dualarımızı bıraktık. Acılarımızı gömdük. Şehitlerimizin hatırasını emanet ettik. Ve gelecek nesillere tek bir hakikat bıraktık: Vatan, yalnız üzerinde yaşanan toprak değildir; uğruna vicdanın ayağa kalktığı yerdir. Ve eğer bir gün bu toprağın altında sessizce yatanların sesi duyulursa, bilin ki o ses intikamın değil; adaletin sesidir. Çünkü zulüm ne kadar uzun sürerse sürsün, gece ne kadar karanlık olursa olsun, hakikat bir gün toprağın altından bile ayağa kalkar. Ve o gün... Ne makam kalır, ne mühür, ne kibir, ne yalan. Sadece insan kalır. Bir de Allah'ın huzurunda hesabı verilmemiş hiçbir hayatın olmadığını bilen hakikat.
без подписи
без подписи
Cenab-ı Hak bizi ve sizi, bu zamanın cazibedar fitnesinden kurtarsın ve muhafaza eylesin, âmîn... Gençlik Rehberi
“Sen yorulursun, *Allah güç verir.* Sen susarsın, *Allah kalplere anlatır.* Sen beklersin, *Allah getirir.* Sen teslim olursun, *Allah yolu açar.* Sen düşersin, *Allah kaldırır.* Sen dağılırsın, *Allah toplar.* Sen çabalarsın, *Allah nasip eder.* *Ümidini kaybetme, duanı eksik etme.* *Allah kendisine sığınan kuluna yardım eder.”*
🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼🌼 "Günahlarla beni öldüren nefsimi, Gün gelecek, Allah yolunda. öldüreceğim." 🤩 https://t.me/bir_nefeslik_dunya 🤩 TELEGRAMIN EN GÜZEL KANALLARI (İSLAMİ, EDEBİYAT, TEST) ⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️⬇️
Anlamlandırılamayan ve sosyal varlığın arkasına sığıntı olmuş gerçek kendilik,kendisine performans üzerinden değer biçer.Kabul edilme arsuzu ile varlık parçalara bölünür,tükenir ve bölünmüş her bir parçan birbirine düşman olur.Birbirini suçlayan parçalarının güçlü sesleri,kendini savunan parçalarının cılız haykırışlarına karışır.Her bir parçana ayrı bir beslenme alanı sunarken,gittikçe hissizleşirsin.Kaygını bastıran sahte gülüşlerin ile ertelediğin hayatında boğulurken içerisinde kendin olamadığın ilişkiler yumağında yitip gidersin.
без подписи
без подписи