Bir Söz Bir Şiir 🕊
СтатистикаHayat bazen bir şiir kadardır... Şiir ve paylaşımların geneli: ~ Beyaz Şair ~ @omersamifaruksakar
- Последний пост
- 10 янв.
- Последнее чтение
- 13 авг.
- Постов за неделю
- 0
- Всего постов
- 20
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- —
- 1/48двое суток
- —
- 1/72трое суток
- —
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
yürüyen bir insanı uçurmak bir insanı yürümeye ikna etmekten kolay.
'üzülmek için çok geç artık gülmek zamanı'
Ölmicem, Ölmicem, Ölmicem şimdi başındayım sıranın ve kan parmaklarımın ucunda demirler üstünden bakıyorum şehre ve altında demirlerin bütün bir ülke yerimden sıçrıyorum kân beynime sıçrıyor gözlerim boşuna mı aynada- sıçramıyorsam kan, boşuna damarlarımda içerimde bir aşkın ölümünü kurguluyorum çiçeklerin koklanmadan kurumasına göz yumacak değilim kopararak bileklerime doluyorum şiirimi korkarak şiirlerimi, yazmıyorum çünki denizde pusulasını kaybetmiş bir gemi değilim ki fenere muhtaç olayım gözlerim, sararan gözlerimi kalbime tutuyorum kalbimi tutuyorum kalbimi kal bi mi kaybolmuş bir kalemle yeniden yazıyorum. Sözlerim makyajınızdan gür ve elim artık, egzama değil ölmicem, ölmice:m, ÖLMİCE:M ~ Beyaz Şair ~ (hâlâ, daima) 23.38 / 17 Aralık 2025
✨ 2 Kasım 2021 ✨
• Sabah evden çıkmış ama hâlâ akşam olmamış gibi. | Beyaz Şair ~ Huzursuz Beyin Sendromu
без подписи
Bir Söz Bir Şiir 🕊 pinned «En itaatkârlar bir zamanlar vazgeçenlerdir.»
Pia nolur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm Attilâ İlhan' Allah rahmet eylesin
без подписи
Kaybettiğin şeyleri ne uğruna kaybettiğine dikkat et zira kazandıkların kaybettiklerini telafi bile edemez hâle geldiğinde çok geç oluyor @birsozbirsiir
ŞAŞIRDIM KALDIM İŞTE Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla, Bâzan sessiz sedasız, ipekten kanatlarla, Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla, Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla, Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla, Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla, Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla, Sözde senden kaçıyorum doludizgin atlarla.. Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle, Öldür bendeki beni, sonra dirilt kendinle, Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle, Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle. Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle, Ama her defasında geri döndüm seninle. Hangi düğüm çözülür nazla, sitemle, kinle? Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle.. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Bazan kızkardeşimsin, bazan öpöz annemsin, Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin, Eksilmeyen çilemsin, Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin, Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin, Çaresizim, çaremsin. Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin? Yavuz Bülent Bâkiler Allah rahmet eylesin.
HOŞ GELDİN KADINIM Hoş geldin kadınım benim hoş geldin yorulmuşsundur; nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını ne gül suyum ne gümüş leğenim var, susamışsındır; buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim acıkmışsındır; beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam memleket gibi yoksuldur odam. Hoş geldin kadınım benim hoş geldin ayağını basdın odama kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi güldün, güller açıldı penceremin demirlerinde ağladın, avuçlarıma döküldü inciler gönlüm gibi zengin hürriyet gibi aydınlık oldu odam… Nâzım Hikmet
Gidiyorum Bu Lanetli Şehirden gidiyorum bu lanetli şehirden bu lanetli şehir beni benden eden gel sev beni diyor kapı açıyor bana heyecanı yüzünden okunuyor mutluluğu kalbinden yansıyıp kalbime doluyor gidemiyorum bu lanetli şehirden. kuşlar uçmuyor başımın üstünde gözyaşı her zaman bilerek dolmuyor gözlere gidiyorum bu lanetli şehirden bu lanetli şehir boğuyor kendini ele veriyor geçmişini sahip çıkmıyor şairine titretiyor ellerini parkinson yaşatıyor ıslak imzaya. çıldırmamak için doğru şeyleri düşünmemiz gerekiyor yalnız yapamadığımız için şehirler ve gökdelenler inşa ediliyor gidiyorum bu lanetli şehirden başka bir lanetli şehre. dilimi ısırıyorum büyüdüğüm için tabana kuvvet panik atak geçirmiyorum birisi istediği için değil içimden öyle geldiği için seviyorum kumdan kaleleri, karamsar kürsüleri ölmek nedir bilmeyen ölüleri. Gidiyorum buradan, az daha var kanatlanmama başlama atışını beklemiyorum yıkılmak için- birçok iç geçiriyorum, dua yerini, o biliyor'a bıraktı o biliyor" göz yummaz'a. hiçbir yere gittiğim yok aslında kendi dünyamda başkalarına ait sokakları dolaşıyorum. cebimde taşıdığım kalem bile diyor git buradan; cebimde akıyor, kanalizasyona düşüyor yıldırımın sivil orduları dudaklarımı yalıyor durmadan aşk için bende kalbime ve ömrüme saplıyorum sadakat yazılı güç mızapları zamanla daha iyi anlıyorum bu lanetli şehri Gel, gidelim. -dersin bitmesini bekleme- bilardo oynayalım, kahve de içebiliriz karar kıldıysan sen de benim gibi mutluluğunu kiminle paylaşacağına beni bekleme... ben gidiyorum bu lanetli şehirden. hatta o kadar lanetli ki içindeki böylesine bir aşkı yok sayıyor bende bu şehri, yok sayıp gidiyorum. gel, gidelim. bu şehrin seni öldürmesine izin verme şimdi söyle bu lanetli şehirden yalnız başıma mı gidiyorum? yalnız başımıza mı... buradan kaçarcasına gitmek aynı zamanda sana veda demek yaşamak için gidiyorum ama en azından seni sakin kafayla yaşamak için sahil kenarında ya da yağmurun sel gibi oluk oluk aktığı memleketlerde istediğim müzikleri dinleyerek dokunmak istiyorum aklımın her köşesinde rezerv olan anılarına. adını ilk duyduğum günü hiç unutmadım ya da neden bunca yolu yürümem gerektiğini sırtını kimsenin olmadığı bir yerde yaşlı bir ağaca yaslama hissini veriyorsun uzun zamandır oradasın ve ikimizden başka kimsecikler yok yalnızca birimiz beklerken diğerimiz yaşlanıyor ben her zaman bekliyorum yaşanan her şey uzağımda kalıyor bu kadar yakınken her şey' hiçbir şeyin bu altımdaki toprağın elimdeki çimenin tadını alamıyorum. benim ormanımda kuşlar ötmüyor yalnızca senin şarkın var duyulan onu da benden başkasını duymuyor Güneş tutulmasını merak eden çocuklardan daha fazla merak ediyorum seni. çocukça, evet ama güzel olan çoğu şeyden daha güzel gitmekten daha güzel fark etmekse altımdaki toprağı üstümdeki yağmuru cabası. gitmek istemiyorum ama kalamam kalmak istemiyorum çünkü gidemem eski karpuz çeşmesinden yanaklarıma sızdı çünkü tılsım, lanetlendim. -keşke- keşke demek için geç mi? merhaba demek için asla olmayacak... gitmeden yetiş, gidiyorum bu lanetli şehirden ~ Beyaz Şair ~ 10-30 Mayıs 2025 (bu cumartesi gidiyorum)
En itaatkârlar bir zamanlar vazgeçenlerdir.
yıldızlar gökyüzünden bir anda kaybolmadı beyaz şair
çoğu şey netleştikçe çirkinleşir belki de sahip olamadıklarımız o yüzden bu kadar güzeldir
BAŞKENT İşte şimdi aramızda şehirler var ben ülkenin sen benim, başkentimdesin burada uzakları yakın eden bir şey yok hep uzak, daima yorucu yolculuklar yurtla okul arasında binlerce hayal ve o hayallerin içinde binlerce cennet. -yüksek binalar asla alçalmıyor kalbimdeki şehre- suların harman olduğu günden çok daha önce başladım sızılanmaya yaşıyorsam, seninle değilse, neden dedim. senin içinse, bu küçük şehri yüzlerce lokmada yer bitiririm! adını alırım ayak altından, temizler öper koyarım alnıma. yıllar süren savaştan sonra ince bileklerimle dikerim yeni ağaçlar, yeni bir dünyaya ait olur bu dudaklar. tanrı katına çıkarır adını, alçatmazlar. bilemedim, öten kuşların neden öttüğünü babanın kızını neden koklayıp öptüğünü... nefret ettim biri söylemeden duymaktan sustuktan sonra konuşmaktan nefret ettim anlamak istemiyorum rabbim, insana (bunca) neden verdin? ,neden verdin, yaşamak için ,ölmek için neden verdin. bana, ruhunu hissedeceğim birini yakından görme fırsatı verdin bana,, elini tutmadan sarılabileceğim bir aşk verdin aklımı, alıp başımdan, alsın götürsün diye bedenimle anakente... ya okunur ya âşık olunur denen yerde sen bana aşkı verdin' oku diye. okun menzilinden çıktı düşman, belki de her şey yine iç içe geçmiş bir bilmece. ama anlamıyorum, bu duran su, bu akmayan gözler bu çölden bozma iklim neden durmadan doluyor ciğerlerime? oysa ben adını söylesem kalbime yeter sesini duysam ruhum huzura erer derken bu geçmeyen karın ağrısı reva mıydı bana, aşk için daha ne kadar sıra beklemeli kaç kez daha öğütmeli değirmende buğdayı hamurun unu için kaç damla daha? tuzlu olmalı ben, gidip kalanlardanım. anılarım değil, anılarımın annesi bekliyor beni. utanmaktan utanmıyorum, "İ'rezil olursun" zerre kadar ilgilenmiyorum. her tabelada adı yok ama her yol memleket"e çıkıyor. her yol bitiminde bak diyorum, memleket yolu, yolda yurt dolu... Sesi'n buraya yetişmiyor o yüzden özellikle kışın, solan ümidim iyice üşüyor şehirler arası git-gellerle sıcak-soğuk oynuyor gibiyiz. yazın yanıyorum, ormanlar yanıyor, ben, yanıyorum, yarım küre ısınıyor. kışın kirpiklerim donuyor rüzgârdan üstüme ceket alıyorum seçimler yaklaşmadan, kar yağmadan yokuşlarına,, ama biliyorsun değil mi, çamurlu çukurlardan geçerken bile seviyorum seni. uyandığımda aklıma gelen ilk şey olmuyorsun uyandığımda aklımdaki tek şey oluyorsun geceden kalma, dünden kalma, yıllar öncesinden kalma bir aşkı her gün ısıtıp ısıtıp yiyorum. üstelik bırak alışmayı, o kadar güzel ki yanında sudan başka bir şey içmiyorum, tuzlamıyorum bile. | Beyaz Şair ~ 28 Ağustos 2025, Ankara
baktığımla gördüğüm arasında hayaller var - beyaz şair -
Aklın sonraki şarkıdaysa dinlediğin şarkıdan keyif alamazsın.
• aşk öyle bir şey ki nerede, nasıl olursan ol karşına kimle çıkarsa çıksın gelip yakalıyor seni.