HAKİKAT ÂLEMİ....{ن}🍃🍃
Статистикаİstemez misin, Ey Ömer! Dünya onların, âhiret de bizim olsun! - Hz. Muhammed (sav.)🌹 https://instagram.com/meftunnn571?igshid=ZDdkNTZiNTM= @gayb571 💚 https://whatsapp.com/channel/0029Vb5iwgNCnA7lvDQ2k82W @Nur_ilk 💚الكنور.........ن
- Последний пост
- 14 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 28
- Всего постов
- 37
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 116
- 1/48двое суток
- 132
- 1/72трое суток
- 143
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Nefsi Mülhime: Mülhime iham kökünden gelir. Mülhime ilhama açık. İlham akla değil gönüle gelir. Bu yola akılla çıkılır. Sonra akıldan çıkılır, gönülle devam edilir. Gönül ruh’tur. Beden hayvan. Bu ikisi savaşır durur. Hayvan ilham almaz. İlham insanın hayvandan farkıdır. Gönlünü pak eyleyen kişi ilhama açar. Gönlünü temizlemeyen kişi sanki bir hayvan. İlham güzelliktedir. Kötülükler ilham ile ilgili değil. İlham alan alemden ibret alır. İbret almayan aleme ibret olur. Mülhime kapısından dönmek kolay, geçmek zor. Tabduk Emre
“Hay hay ey Allah’ın Elçisi; siz nasıl isterseniz öyle olsun.”derler. Hatice (r.anha)’nin kolyesi Zeynep (r.anha)’de kalır...ن
Resulullah ﷺ ANNE HAKKI Bir arkadaşı O’na ﷺ annesini şikâyet eder. “Huyu ve ahlakı kötü.” der. O ﷺ cevap verir. “Ama seni dokuz ay karnında taşırken kötü huylu değildi.” Arkadaşı tatmin olmamıştır. “Ey Allah’ın Elçisi! Gerçekten kötü huylu.” “Ama seni iki sene emzirirken kötü huylu değildi.” Adam yine de ısrar eder. O ﷺ da devam eder: “Senin yüzünden uykusuz kalırken kötü huylu değildi.” Arkadaşı dayanamaz. “Ama ben de karşılığını ödedim.” “Ne yaptın?” “Sırtımda taşıyarak hac yaptırdım.” Hz. Muhammed ﷺ’in dudaklarında acı bir tebessüm belirir. “Bir tek doğum sancısının bile karşılığını ödemiş olmadın.”[1] EBUBEKİR BENİ DOĞRULADI Hz. Ebubekir (ra) ve Hz. Ömer (ra) tartışırlar. Hz. Ebubekir (ra)’in üzgün olduğunu görünce müdahale eder, arkadaşlarını karşısına toplar ve: “Allah beni size peygamber olarak gönderdi. Siz bana yalancı dediniz, Ebubekir doğruladı. Siz bana düşmanlık ettiniz, o canıyla, malıyla siper oldu. O günler hatırına arkadaşıma bundan sonra kimse ilişmesin.” der. O günden sonra herkes Hz. Ebubekir (ra)’i kırmamaya özen gösterir.[2] ÖNCE SÜRÜYÜ SAHİBİNE Hayber’de Yahudilerle savaşılmaktadır. O bölgede ücretle çobanlık yapan bir zenci Müsluman olmaya karar verir. Hz. Muhammed ﷺ’in yanına gelir ve isteğini söyler. Fakat Hz. Muhammed ﷺ hemen kabul etmez. “İlk önce sürüyü sahibine teslim etmen gerekir. Müslüman olman ve bizimle beraber savaşa katılmak istemen, üzerindeki emanetin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” der. Çoban kendine söyleneni yapar. Önce sürüyü tastamam sahibine iade eder, sonra yeni girdiği dinin gereğine koşar.[3] HATİCE’NİN ARKADAŞI Hz. Hatice (r.anha), O’nun ﷺ otuz sekiz yıllık evlilik yaşamının yirmi beş yılını aynı yastığa baş koyarak geçirdikleri, yedi çocuğundan altısına analık etmiş olan ilk eşi, ilk göz ağrısıdır. Hz. Hatice (r.anha)’nin vefatından kendi vefatına kadar her bahaneyle Hz. Hatice (r.anha)’ye duyduğu sevgiyi tekrar eder. Hz. Ayşe (r.anha) ile evli olduğu zamandır. Yaşlı bir kadın evlerini ziyaret eder. Hz. Muhammed ﷺ onu tanımıştır. Fakat yine de ismini sorar. Kadın “Cessame (Çirkin şey)”, diye cevap verir. Hz. Muhammed ﷺ düzeltir: “Hayır! Sen Cessame değil, Hassane’sin! (Güzel şey).” Bunun dışında da, yaşlı kadına yaptığı iltifatların çokluğu Hz. Ayşe (r.anha)’nin dikkatini çeker ve kadın gittikten sonra sormaktan kendini alamaz. “Ey Allah’ın Elçisi! Bu kadına ne çok iltifat ettiniz?” Hz. Muhammed ﷺ, gözleri dolarak cevap verir: “Bu kadıncağız Hatice’nin arkadaşı idi, onunla evli olduğumuz yıllarda bizi sık sık ziyaret ederdi.”[4] HEDİYEYİ HATİCE’NİN ARKADAŞINA Hz. Hatice (r.anha) vefat edeli yıllar olmuştur. O, Mekke topraklarında yatmaktadır. Hz. Muhammed ﷺ ise hicret ederek Medine’ye gelmiştir. Hatice (r.anha)’nin arkadaşlarından bir kadın da hicret edenler arasındadır. Hizmetçisi Malik oğlu Enes’in anlatımıyla Hz. Muhammed ﷺ’e bir şey hediye edildiğinde çoğu kez, gelen hediyeyi o kadına yollamakta ve: “Çünkü o Hatice’nin arkadaşı idi, Hatice’yi çok severdi.” demektedir. Hz. Muhammed ﷺ, Hatice (r.anha)’yi, ilk göz ağrısını hiç unutamamıştır.[5] HATİCE’NİN KIZ KARDEŞİ Hz. Hatice (r.anha)’nin kız kardeşi Hale’nin sesi ablasına çok benzemektedir. Bir gün huzuruna girmek için bir kadın sesi Hz. Muhammed ﷺ’den izin ister. Sesi duyan Hz. Muhammed ﷺ sarsılır, içinden dua eder; “Allah’ım! Bu izin isteyen kimse inşaallah Hale’dir!” Gerçekten de izin isteyen kimse Hale’dir. Hatice (r.anha)’yi hatırlatan bir yadigâr.[6] HATİCE’NİN KOLYESİ Bedir Savaşı sonunda ele geçirilen esirlerden biri de Ebu’l As’tır. Yani Peygamber ﷺ’in damadı. Kızı Zeyneb’in kocası. Eşi Hz. Zeynep (r.anha), Ebu’l As’ın kurtuluş ücreti olarak, annesi Hz. Hatice (r.anha)’nin ona evlenirken taktığı altın kolyeyi gönderir. Esirler için Mekke’den gönderilen kurtuluş ücretleri arasında yıllar önce vefat etmiş Hatice (r.anha)’nin kolyesini gören Hz. Muhammed ﷺ’in gözleri yaşla dolar, arkadaşlarına: “Eğer kabul ederseniz bu kolyeyi Zeyneb’e iade edeyim ve Ebu’l As’ı da karşılıksız olarak salıverelim.”, der. Durumun duyarlılığının farkına varan arkadaşları:
без подписи
Günümüzde çoğu insan, başına bir sıkıntı geldiği zanan bunalıma girer, içkiye ve yatıştırıcı ilaçlara sığınır. Hakiki mümin ise böyle durumlarda "salât-ı tefriciye" okur. Ebubekir SİFİL
Delailûl Hayrat okumak; salâvatı şerife okumak insan psikolojisini rahatlatan en etkili yöntemlerden biridir. Çünkü Peygamber Efendimiz'e (sallallâhu aleyhi ve sellem) salavat getiren kişinin gönlü huzurla dolar, kalbini neş'e kaplar. (alıntı)
без подписи
без подписи
Mesnevi'den Yola Çıkarak İman Üzerine Bir Değerlendirme Musa (a.s.) yolda bir çoban gördü. Çoban şöyle söylenip duruyordu: - Ey kerem sahibi Allah’ım! Neredesin ki sana kul kurban olayım. Çarığını dikeyim, saçını tarayayım. Elbiseni yıkayayım, bitlerini kırayım. Sana süt ikram edeyim. Elceğizini öpeyim, ayacığını ovayım. Uyuma vaktin gelince yerceğizini silip süpüreyim. Bütün keçilerim sana kurban olsun. Bütün nağmelerim, heyheylerim senin yadınladır Allah’ım. Çoban bu çeşit saçma sapan şeyler söyleyip duruyordu. Musa (a.s.): - Çoban, bunları kime söylüyorsun? diye sordu. Çoban: - Bizi yaratana, bu yeri göğü halk edene, diye cevap verince, Musa (a.s.) dedi ki: - Vah vah, sen çıldırmışsın. Daha Müslüman olmadan kâfir olmuşsun. Bu ne saçma söz, bu ne küfür, bu ne olmayacak şey. Ağzına pamuk tıka, küfrünün pis kokusu dünyayı tuttu. Küfrün din kumaşını yıprattı. Çarık, dolak ancak sana ve senin gibilere yaraşır. Tarif edilemez güneşe bunlar layık olur mu? Böyle sözlerden ağzını kapamazsan bir ateş gelir, bütün mahlukatı yakar. Zaten gazap ve kahır ateşi gelmediyse ağzından çıkan bu küfür dumanı ne? Can niye kapkara bir hale geldi, ruh merdutlaştı. Allah’ın her şeye kadir ve her hususta adil olduğunu biliyorsan nasıl oluyor da bu hezeyanlara, bu küstahlığa cüret ediyorsun? Akılsız dost zaten düşmandır. Allah bu çeşit hizmetlerden ganidir. Sen bunları kime söylüyorsun; amcana, dayına mı? Allah’ın sıfatlarında cisim sahibi olmak ve ihtiyaç var mı? Büyüyüp gelişmekte olan süt içer. Ayağa muhtaç olan çarık giyer. Eğer bu dedikodu Allah’ın, hakkında ’O Ben’im-Ben o’yum’ dediği veya hakkında ’Hastalandım da yine halimi hatırımı sormadın. Yalnız o hastalanmadı ben de hasta oldum’ dediği yahut ’Benimle duyar, benimle görür’ dediği kulu içinse yine beyhude ve batıldır. Allah’ın has kullarıyla edepsizce konuşmak gönlü öldürür, amel defterini kapkara bir hale koyar. Sen bir erkeğe Fatma desen, erkekle kadın hep bir cins olmakla beraber, imkân bulursa kanına kasteder, isterse haddizatında halim ve mülayim olsun. Fatma sözü kadınlar için övünçtür. Fakat erkeğe söylersen kılıç yarası gibi tesir eder. El, ayak bizim için övünç vesilesidir. Fakat Allah’ın arılığına nispetle kusur. O ’doğmaz-doğurmaz’ vasfına layıktır. Babayı da halk eden O, oğlu da. ’Doğmak’ cismani olanın vasfıdır. Doğan, ırmağın bu yüzüne mensuptur. Çünkü doğan, kevn-ü fesat alemindendir, aşağılıktır, sonradan olmadır. Elbette her hadis bir muhdise ihtiyaç duyar. Çoban: - Ey Musa (a.s.), ağzımı bağladın, pişmanlıktan canımı yaktın, dedi. Elbisesini yırtıp yana yana bir ah çekti, başını alıp çöle doğru yola düştü. Musa (a.s.)’ya Allah’tan şöyle vahiy geldi: ’Kulumuzu bizden ayırdın. Sen ulaştırmaya mı geldin yoksa ayırmaya mı? Muktedir oldukça ayrılığa ayak basma. Bence en hoşlanılmayan şey ayrılıktır. Ben herkese bir huy, herkese bir çeşit ıstılah verdim. Ona medih olan söz, sana zemdir. Ona göre baldır, sana göre zehir. Biz ise temizden de münezzehiz pisten de. Ağırlıktan da arıyız, çeviklik ve titizlikten de. Kullara, ’ibadet edin’ diye emrettimse bir kar, bir fayda elde edeyim diye değil, kullara ihsanlarda bulunayım diye. Hintlilere, Hintlilerin sözleri medihtir, Sintlilere Sintlilerin. Onların beni teşbih etmeleri ile münezzeh, mukaddes olmam. Bu tespih incilerini saymakla kendileri temizlenir. Biz dile, söze bakmayız, gönle, hale bakarız. Kalp huşu sahibi ise kalbe bakarız, isterse sözünde kulluk ve aşağılık olmasın. Çünkü gönül cevherdir, söz söylemekse araz. Bu yüzden araz ariyettir, maksat cevherdir. Manası gizli kapalı yahut başka olan bu çeşit laflar ne vakte kadar sürecek? Ben aşk ateşi istiyorum, kalbinde o ateşi uyandırmaya bak. O ateşe düş! Canda sevgiden bir ateş tutuştur, düşünceyi sözü baştanbaşa yakıver. Yâ Musa (a.s.), alimlerin adabı başka, ruhu yanmış aşıkların başka. Aşıklara her nefeste bir yanış var. Yıkık köyden haraç aşar alınmaz. Hatalı söz söylerse bile ona hatalı deme. Kana bulanıp şehit olursa yıkamaya kalkışma. Şehitlere kan, sudan yeğdir. Bu yanlış söz de yüzlerce doğrudan yeğ. Kâbe’nin içinde kıbleden eser yoktur.ن
без подписи
Hz. Ömer (r.a.), bir savaş sonrası ganimetleri taksim etmişti. Herkese bir parça kumaş düşmüştü. Fakat bu kumaş tek başına bir işe yaramıyordu. Oğlu Abdullah, babasına: “Bu kumaş tek başına ne benim, ne de senin işine yaramıyor. Ben hakkımı sana vereyim de, kendine güzel bir elbise yaptır.” demişti. Hz. Ömer de oğlunun hediyesini kabul ederek bir elbise yaptırmıştı. Birkaç gün sonra, üzerinde bu elbise olduğu hâlde bir konuşma yapmak için minbere çıkmıştı. “Ey müminler! Beni dinleyin ve bana uyun.” der demez, arka saflarda oturan fakir bir zat ayağa kalktı: “Ey müminlerin emîri! Seni dinlemiyorum ve sana itaat da etmiyorum! Çünkü sen, Allah ve Resûl’ünün yolundan gitmiyorsun!” dedi. Halife bu büyük iddia karşısında sarsıldı: “Neden?” diye sordu. O zat sebebini şöyle izah etti: “Ganimet taksiminde, bizlerden hiçbirine elbise diktirecek kadar bir kumaş düşmediği hâlde, görüyorum ki, sen o kumaştan fazla almış, bir elbise yaptırmışsın!” Hz. Ömer, hesabını veremeyeceği bir iddiayla karşılaşmayı bekliyordu. Bunu duyunca rahatlamıştı. Cemaat arasında bulunan oğlu Abdullah’a (r.a.) işaret etti. Hz. Abdullah da kalkıp durumu izah etti. Payına düşen kumaşı babasına verdiğini söyledi. Halk sevinçliydi. Gözler ikazda bulunan zata yönelmişti. O zat ayağa kalktı ve: “Şimdi konuş, ey müminlerin emîri! Şimdi dinliyor ve sana itaat ediyorum.” dedi. Bunun üzerine ellerini Rabb’ine açan adalet kutbu Halife Ömer şöyle dua etti: “Ey Rabb’im! Sana sonsuz hamd ediyorum ki, beni, yapacağım hatalardan dolayı ikaz edecek bir ümmete halife etmişsin...ن
Bunlar tövbe edenler,ibadet edenler,hamd edenler,oruç tutanlar,rukū ve secde edenler,iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele. (Tevbe suresi 112)
Allah c.c yaptığımız ibadetleri ,tuttuğumuz orucları , ettiğimiz tövbeleri ,yaptığımız hamd ve senaları İzzeti Dergahında kabul eylesin . Bir daha ki Ramazan'a mü'min bir kul olarak kavuşabilmeyi tüm Ümmeti Muhammed'e nasip eylesin . Her iki cihanda da Saadatlardan ayırmasın .Hiçbir çıkar gözetmeden birbirini sevmeyi ,iyiliği emredip kötülükten alıkoymayı ,nefsimizle mücadele edip her iki cihanda da iyiliklere nail olabilmeyi YÜCE MEVLAM Sultanımın hatrına tüm sofi kardeşlerime ve Ümmeti Muhammed'e nasip eylesin . AMİN ECMAİN
без подписи
Allah'ım, kendi gücümden ve kuvvetimden sıyrılıp senin gücün ve kuvvetine sığınıyorum. Allah'ım, bana yardım et. Aleyhime (başkasına) yardım etme. Beni muzaffer kıl. Aleyhime onlara zafer verme. Beni hidayete erdir ve hidayeti bana kolaylaştır.ن
без подписи
без подписи
без подписи
без подписи
без подписи