-HAYRÂT İSÂR RADYO-
Статистика- Последний пост
- 14 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 5
- Всего постов
- 31
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 494
- 1/48двое суток
- 566
- 1/72трое суток
- 610
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Übey b. Ka'b Ra şöyle anlatır: "Ey Allah'ın Resûlü! sav Sana çok salavat getiriyorum. Duamın ne kadarını sana salavat olarak ayırayım?" Resûlullah ﷺ "Dilediğin kadar." buyurdu. Sonunda Übey ra: "Duamın tamamını sana salavat olarak ayırsam?" deyince Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: "O takdirde sıkıntıların giderilir ve günahın bağışlanır." 📚(Câmi'u't-Tirmizî)
Ey üzerindeki canlı cansız bütün varlıklarla beraber yeryüzü, kendi izni ve irâdesiyle bir düzen içinde karar kılan! Ey kendi mülkünde ahâlîsi bulunan kullarına aslâ zulmetmeyen! Sen her türlü noksanlıktan münezzehsin. Senden başka İlâh yoktur. El-emân, el-emân! Senin yüce dergâhına sığınıyor, senden emân diliyoruz! Bizi cehennem ateşinden halâs eylesin. Cumanın Hayrı ve bereketi üzerimize olsun. ❤️ HAYRÂT İSÂR RADYO ❤️
без подписи
без подписи
без подписи
Hasan Hüseyin YILDIRIM kişisinden video
📌*Mekke anlaşması* tüm Müslümanlara hayırlı mübarek olsun. İttihad-ı İslam'a adım adım.. #isarvecizeler
☀️ *Yaz mevsimi geldi, tatiller başladı… Fakat acaba bu rehavet, bizi mânevî ders halkamızdan da uzaklaştırdı mı?* Talebe-i ulûm olmayı arzu ediyoruz. Öyleyse, bu büyük şereften kendi elimizle mahrum kalmaktan korkmuyor muyuz? *Üstadımız, mazeret değil çare gösteriyor. Evimizi küçük bir Medrese-i Nûriye’ye çevirmeyi, ailemizle veya birkaç dostumuzla günde sadece beş-on dakika da olsa Risâle-i Nûr ile meşgul olmayı tavsiye ediyor.* Belki de ihtiyacımız olan şey, daha fazla vakit değil; Üstadımızın bu ikazını kendimize rehber edinmektir. #isarvecizeler
[Hazmolmayan ilim, telkîn edilmemeli] Hakîkî mürşid-i âlim koyun olur, kuş olmaz. Hasbî verir ilmini. Koyun verir kuzusuna, hazmolmuş musaffâ sütünü . Kuş veriyor farhına, lüâb-âlûd kayyını. (33. Söz, Lemeât-34, s 331) Üstadımız Bediüzzaman Hazretleri bu teşbihle, ilmin önce insanın kendi hayatında olgunlaşması gerektiğini ders verir. Koyun, kuzusuna hazmedip tertemiz süte dönüştürdüğü gıdayı verirken; kuş ise yavrusunu kursağından çıkardığı yiyecekle besler. Hakikî mürşid de ilmini önce kendi nefsinde yaşayıp ahlâka dönüştürür, sonra başkalarına ulaştırır. Çünkü gönüllere tesir eden, yalnızca söylenen söz değil; yaşanmış hakikattir. Rabbimiz! Sözümüzü hâlimizle doğrulayan, ilmini önce nefsinde yaşayan kullarından eylesin. Âmin. #RisaleiNur #isarvecizeler
Çocuk Eğitimi ve Anne Annenin, çocuğun eğitimindeki ve şahsiyetinin oluşumundaki tesiri son derece büyüktür. Çünkü çocuk, hayata gözlerini açtığı ilk andan itibaren en çok annesini görür, onun sesini duyar, sevgisini hisseder ve davranışlarını örnek alır. Bu sebeple "ilk öğretmen" annedir. Eğitimin Temeli Annedir Bir çocuğun aldığı ilk eğitim, okulda değil; annenin kucağında başlar. Sevgi, merhamet, güven, sabır, paylaşma, dürüstlük ve saygı gibi temel değerler önce anneden öğrenilir. Annenin her sözü, her davranışı, hatta yüz ifadesi bile çocuğun karakterine sessizce işlenir. Peygamber Efendimiz ﷺ buyurmuştur: "Hepiniz çobansınız ve hepiniz idareniz altındakilerden sorumlusunuz." Bu hadis, anne ve babanın çocuklarının eğitiminden mesul olduğunu açıkça göstermektedir. Annenin Şahsiyet Üzerindeki Tesiri Anne; Çocuğun vicdanını şekillendirir. Merhamet duygusunu geliştirir. İman sevgisini kalbine yerleştirir. Güven duygusunun temelini atar. Güzel ahlâkın ilk örneğini gösterir. Hayata karşı bakış açısını büyük ölçüde belirler. Çocuklar öğütlerden çok, gördüklerini öğrenirler. Anne sabırlıysa çocuk sabrı; şefkatliyse şefkati; dürüstse doğruluğu yaşayarak öğrenir. İslâm'ın Anneye Verdiği Değer Kur'ân-ı Kerîm'de Yüce Allah şöyle buyurur: "Biz insana anne ve babasına iyilik yapmasını emrettik. Annesi onu güçlük üzerine güçlük çekerek taşımıştır..."(Lokmân Sûresi, 14. âyet) Bu âyet, annenin fedakârlığını ve çocuk üzerindeki hakkını açıkça ortaya koymaktadır. Peygamber Efendimiz ﷺ de üç defa: "Annen." buyurarak, insanın iyilikte en önce annesine yönelmesi gerektiğini ifade etmiştir. Üstadımız Bediüzzaman Said Nursî' Hazretlerinin Tespiti Bediüzzaman Üstadımız, annenin çocuk terbiyesindeki tesirini şu manada ifade eder: "Çocuk, en tesirli derslerini annesinden alır." Üstadımız Bediüzzaman'a göre annenin ihlâsı, şefkati ve samimiyeti, çocuğun ömür boyu unutamayacağı bir manevî eğitimdir. Annelere Düşen Vazifeler Evladına sevgiyi ve güveni hissettirmek. Güzel ahlâkıyla örnek olmak. Kur'ân sevgisini küçük yaşta kazandırmak. Dua eden bir anne olmak. Çocuğunu başkalarıyla değil, kendi gelişimiyle kıyaslamak. Sabır ve merhameti hiçbir zaman elden bırakmamak. Evde huzur ve muhabbet ortamı oluşturmak. Sonuç Bir milletin geleceği, annelerin yetiştirdiği nesillerle şekillenir. Güçlü bir toplum; imanlı, ahlâklı ve şuurlu annelerin yetiştirdiği evlatlarla mümkündür. Ne güzel denilmiştir: "Bir erkek yetiştirirsen bir insan yetiştirirsin; bir anne yetiştirirsen bir nesil yetiştirirsin." Cenâb-ı Hak bütün annelerimize evlatlarını imanlı, ahlâklı, vatanına, milletine ve insanlığa faydalı bireyler olarak yetiştirebilmeleri için hikmet, sabır, şefkat ve basiret ihsan eylesin. Âmin. ❤️ HAYRÂT İSÂR RADYO ❤️
Allah bir kulunu helâk etmek istediğinde ondan önce hayayı (utanma duygusunu) çeker alır; haya gidince o kimse güvenilmez (hain) olur, ardından merhamet kaldırılır ve nihayet İslam bağından uzaklaşır. Hadisi Şerif: İbn Mâce, Fiten, 27. Bu hadisi şerif, insanın manevi düşüşünün ve helâketinin adım adım nasıl gerçekleştiğini açıklar: Hayanın Alınması: Utanma duygusu kaybolunca kişi kötülüklerden sakınmaz. Herkesten nefret eden ve herkesin nefret ettiği uyumsuz birine dönüşür. Emniyetin (Güvenin) Alınması: Haya gidince emanet bilinci kalkar; kişi hıyanet eden, güvenilmeyen ve herkesin hain bildiği biri haline gelir. Merhametin Alınması: Güven duygusu da gidince kalpteki merhamet çekilip alınır. Rahmetten Uzaklaşma: Son aşamada kişi rahmetten kovulmuş, lanete uğramış ve boynundan İslam'ın bağları çıkarılmış bir kimseye döner.
Ayasofya camii Şerifi Mihrabın sağında ve solunda çok estetik bir şekilde raflarda dizilmiş HAYRÂT NEŞRİYAT Kur'an-ı Kerimleri Özel Baskı ve tasarım. Elhamdülillah
Hasılı kelam; bizler Hazreti Yunus aleyhisselâmın zorlu vaziyetinden yüz derece daha müthiş bir vaziyetteyiz. Gecemiz, istikbaldir. İstikbalimiz, nazarı gafletle onun gecesinden yüz derece daha karanlık ve dehşetlidir. Denizimiz, şu sergerdan küre-i zeminimizdir. Bu denizin her mevcinde binler cenaze bulunuyor, onun denizinden bin derece daha korkuludur. Bizim heva-yı nefsimiz, hutumuzdur; hayat-ı ebediyemizi sıkıp mahvına çalışıyor. Bu hut, onun hutundan bin derece daha muzırdır. Çünkü onun hutu yüz senelik bir hayatı mahveder. Bizim hutumuz ise yüz milyon seneler hayatın mahvına çalışıyor”. Madem hakiki vaziyetimiz budur; biz de Hazreti Yunus aleyhisselâma iktidaen, umum esbabdan yüzümüzü çevirip doğrudan doğruya Müsebbibü’l esbab olan Rabb’imize iltica edip”Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” demeliyiz ve aynelyakîn anlamalıyız ki gaflet ve dalaletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve heva-yı nefsin zararlarını def’edecek yalnız o zat olabilir ki istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir” HASAN HÜSEYİN YILDIRIM HAYRAT İSAR İLMİ ÇALIŞMALARI
Balığın karnında, fırtınalı bir denizde, gece karanlığında, her taraftan ümit kesilmiş bir durumda Hz. Yunus (as), Allah’tan başka kimseden korkmadı. Allah’tan yardım diledi. Allah’ın yardımına güvendi ve her şeyin hayırlısını istedi.Zor zamanlarda onu ayakta tutan Allah’tı. Birey olarak kaybetmekten korkarız, çevremizden çekiniriz, başkalarının ne düşüneceğinden veya söyleyeceğinden tedirgin oluruz, rollerimizi toplumun belirlediği standartlarda yerine getirememekten korkarız ve bunların hepsi nihayetinde bazı depresyon haline veya kaygıya veya başka bir deyişle kedere yol açabilir. O halde, yalnızca Allah’tan korkan ve O’nu, emri olmadan hiçbir şeyin ve kimsenin kendisine zarar veremeyeceği, kendisine nihai rızık verenin sadece Allah olduğunu bilen ve gören bir kişinin, bu maddi dünyada korkacak hiçbir şeyinin olmadığı sonucuna varılabilir. İmanı zayıf olan veya imanı olmayan bir kimse ise, sayısız varlıktan korkarken, gelecek korkusu ve irili ufaklı, kontrol edemediği sayısız şey hakkında endişeye kapılır. Tövbe ve Nasıl Tövbe Etmeliyiz İlk zamanlar Ninovalılar, Hazreti Yunus’un davetine rağmen yaptıkları kötülüklerden tövbe etmediler. Kötü eylemlerinde ısrar ettiler. Bu Hazreti Yunus’u öfkelendirdi ve Ninova’dan ayrıldı. Daha sonra insanlar yaptıkları bu korkunç davranışlarını fark ederek tövbe ettiler. Allah onları tövbelerinden dolayı günahlarını bağışladı. Bu bize her zaman Allah’tan yardım istemeyi ve pişman olduktan sonra tövbe etmemizi öğretir. Bu nedenle, bize nimet veren Allah olduğuna göre, günahlarımız için af dilemeliyiz. Tıpkı diğer peygamberlerin hayatı gibi – Yunus Peygamber’in hayatı da Müslümanlar için bir ibret hazinesidir. Hayatının en kötü dönemini yaşarken Allah’a olan inancı, herkesin hayatında uygulaması gereken bir ibretli bir derstir. Dua Etmekten Asla Vazgeçmemeliyiz Allah’ın emriyle bir balina Hz. Yunus’u (as) yuttu. Kendine geldiğinde mezarında olduğunu düşündü. Ancak bir süre sonra bu en karanlık bölgenin denizde yaşayan en büyük hayvanın midesi olduğunu anladı. Ancak bu durum Hz. Yunus’u hayatından vazgeçirmemiş, hatalarına ağıt yakmamış ve ümitsizliğe düşürmemişti Yunus Peygamber, yaşadığını ve zarar görmediğini anlayınca Allah’a secde ve dua etti.Ellerini kaldırıp O’ndan mağfiret ve rahmet diledi. Yunus Peygamber’in yaptığı bu dua da, bize en karanlık zamanlarda bile mağfiret dilemenin doğru yolunu öğretir. Yunus as’ın duasına, bugüne kadar çok saygı duyulur ve dünyanın her yerindeki Müslümanlar Allah’tan bağışlanma dilemek için sıkıntı zamanlarında her gün bu duayı okurlar. Yunus (as) kıssasında ümitsizliğin doruğunda Allah’a (cc) olan inancımıza daha sıkı sarılmamız gerektiği derslerini alabiliriz. Yunus (as)’ı balinanın karnından çıkarıp karaya çıkardığı gibi, imtihanlarımızda da bize yardım eden ve bizi zafere ulaştıran ancak O’dur. Sabrımızı Asla Kaybetmemeliyiz Balinanın yuttuğu Yunus Peygamber kıssası bize sabrın önemini ve Yüce Allah’a ibadet etmenin ne kadar gerekli olduğunu öğretir. Aynı zamanda Yunus (as) kıssasını hatırlayarak, Allah’a olan inancımızda her zaman sabırlı ve kararlı olmayı öğrenebiliriz. Hz. Yunus as kıssası, İslam dinini en çok etkileyen kıssalardan biridir. Günah işlemek ve Allah’a (cc) karşı gelmekte ne kadar ileri gidilirse gidilsin, tövbe yoluyla her zaman bir dönüş yolu olduğunu hatırlatan ibretlik bir derstir. Samimi bir tövbe, bizi bu zor durumlardan kurtaracak ve Yüce Allah’ın mağfiretini ve rahmetini kazanmanıza yardımcı olacaktır. Yunus Peygamber’in hayatından alınan bu dersler, daha iyi bir mümin olmamız için bizlere birer hatırlatmadır. Bugün milyonlarca Müslüman tarafından gece gündüz okunan Yunus as Duasını biz de günlük hayatımıza dahil etmeye çalışmalı ve aynı zamanda çocuklarımıza da öğretmeliyiz. Bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da kıssa ve hikayelerle bizlere çok güzel dersler vererek rehberlik eden ufkumuzu açan Bediuzzaman Said Nursi üstadımıza binler teşekkür ederiz. Hz. Yunus(as) kıssasını ve duasının önemini izah ettiği 1.Lema Risalesinde Üstadımız konuyu şöyle özetlemiştir
Hz. Yunus (as) kıssası ile Kur’an-ı Kerim, birçok noktada itaatsizlik ve öfkeyi önlemeyi, kontrol etmeyi vurgulamıştır. Yunus Peygamber kıssasında bir dava adamı olarak, herhangi bir sebeple öfkemize yenik düşmenin tehlikelerini bir kez daha hatırlatılmıştır. Böylece öfkeyle aldığımız ani fevri kararların ve hareketlerin sonuçlarını da tekrar düşünmemizi sağlamış olur. Yunus (as) Irak’ın Ninova şehrinde yaşamış ve Allah (cc) tarafından insanları tek bir Allah’a ibadet etmeye yönlendirmesi emredilmiştir. İnsanları tevbe etmeye ve geçmiş günahları için Allah’tan af dilemeye çalışmıştır. Ancak halk, Hz Yunus’un (as) mesajını reddetmiş ve kötülüklerine devam etmiştir. Bunun üzerine muazzam bir incinme ve hüsran altında Yunus (as) Ninova’yı kızgınlıkla terk etmişti. Yunus bin Metta (as) gemiye binip ayrıldığında, Ninovalılar hatalarını anlamışlar ve Allah’a tövbe etmişlerdi. Allah (cc) onların tövbelerini kabul etti ve bütün günahlarını bağışladı. İşte biz bu anlamlı ve ibretli kıssanın yardımıyla, duygularımıza yenik düşmemek ne kadar zor olursa olsun, öfke ve hayal kırıklığının bizi yenmesine izin vermememiz gerektiği dersini alıyoruz. Hazreti Yunus’un (as) denize atılması ve bir balık tarafından yutulması öfkesindendi. Şüphesiz bu, Allah’ın onun için hazırlamış olduğu imtihanıydı. Allah’a ve Takdir Ettiği Şeyleri Kabul Etmeliyiz Kusurlarımıza ve zayıflıklarımıza rağmen, Hz. Yunus’un kalbinin kırılganlığı, samimiyeti ve teslimiyeti, bizim için bu gün bile motive edici bir şeydir. Kur’anı Kerim burada bize, kusurlar ve hatalarımızda Hz. Yunus (as) gibi, samimi ve içtenlikle Allah’tan rahmet ve lütfunu istemek, beklemek için asla geç olmadığını hatırlatır. Allah (c.c) kader cihetiyle bu zor ve sıkıntılı durumlarla karşılaşmamızı ve üstesinden gelmemizi planlamıştır. Ne yaşarsak yaşayalım, samimi ve halis bir yakarış ve dua ile Allah’ın (c.c) bizim bu tür hadiselerin altından güçlü bir şekilde çıkaracağını unutmayalım. Ümitsizliğe kapılmayıp, en zorlu sıkıntılarla, musibetlerle, zorluklarla, engellerle karşılaşanların Allah’ın sevgili kulları olan Peygamberler ve salih kulları oluğunu asla hatırımızdan çıkartmayalım. Dualarımızı İşiten Cevap Veren Allahımız Var Kuran’da Yunus Peygamber’in anlatımı, Allah dileseydi, hesap gününe kadar Yunus Peygamber’i bulunduğu yerde bırakabileceğini gösterir. Hayatımızda ne olursa olsun, her şeyi Allah’ın takdir ettiğini ve planladığını unutmamalı ve her türlü duruma rağmen Allah’a olan inancımızda sebat etmeliyiz. Allah’tan yardım istemek, O’na yaklaşmanın ve O’na olan acizliğimizi ve ihtiyacımızı ifade etmenin en iyi yollarından biridir. Nitekim “Dua ibadetin özüdür.” Rabbimiz her zaman dualarımızı işitir ve kendisinden istenmeyi sever. Sadece O’na tam olarak güvenmemiz, sonuç için sabırlı olmamız ve durumumuz çözülene kadar elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor.İstediğimiz sonuca ulaşamadığımızda Rabbimize asi olup tahammülsüzlük göstermememeliyiz.Zira, dualarımızın kabul olmasını da kimse engelleyemez! Kabul edilmiyorsa mutlaka bir hikmeti bir sebebi vardır diye düşünmeliyiz. Her Türlü Zorluklara Karşı Sabırlı Olmalıyız Hz. Yunus as’ın kıssası, sabrın, tahammülün ve metanetin gerçekten temel bir ibadet olduğunu bizlere hatırlatır. Hz. Yunus (as), Allah’tan yardım istedi ve sabrını hiç yitirmedi. Çünkü Allah sabredenleri ödüllendirir. Karşılaştığımız Sıkıntıların Mutlaka Bir Hikmeti Var Hepimiz hayatımızda zaman zaman imtihanlar, sıkıntılar, aksilikler ve başarısızlıklar yaşıyoruz. Allah’ın planına olan inancımızı ve ümidimizi kaybetmek üzere olduğumuz zamanlar da oluyor. Bu tam olarak Rabbimize güvenmemiz ve yardım için dua etmemiz gereken zamandır. Yunus Peygamber Allah’a inanmıştı ve Allahu Teala da sonunda onu afetti ve ödüllendirdi. O halde Allah’ın sizin için olan iradesini kabul etmeliyiz. Allahtan Başkasından Korkmamalıyız
Hz. Yunus ibni Mettâ (as), Kuzey Irak’ta nüfusu bir milyonu aşan bir şehir olan Ninova’ya Peygamber olarak gönderildi. Hz Yunus (as) Peygamber olarak, Ninova halkı arasında doğup büyümüş sıradan halktan birisiydi. Gelişen Ninova (Ninevâ) şehri, Allah’ın mesajını çoktan unutmuş, ve halkı putperestlik, zulüm ve ahlaki yozlaşma içine düşmesi nedeniyle dalalete düşmüştü. İşte bu sebeple Allah cc, onları doğru yola ve nur yoluna yönlendirmek için, aralarında doğmuş birisi olarak Hz Yunus’u (as) elçi, uyarıcı, tebliğ edici olarak gönderdi. Hazreti Yunus (as), onlara Allah’ı tanımaları ve doğru yolu bulmaları için yardım etmek istemiş ve gayret göstermişti. Akılsızlıklarına ve acımasız sözlerine rağmen, onlara Allah’ın intikamını ve cezasını hatırlatmak için ısrar etti. Yunus as’ın kavmini Allah’a yönelmeye davet etmesine karşılık Ninova halkı, kendisinden önceki birçok topluluğun yaptığı gibi Hz.Yunus’u reddetti. Çok büyük ve kalabalık bir şehir olan Ninova’da insanlar puta tapıyordu. 30 yaşında iken peygamber olan Hz. Yunus, 33 sene putperest kavmini hidayete ulaştırmak için çabaladı. Onları, Allah’ın birliğine iman etmeye davet etti. Fakat uzun yıllar kelime-i tevhidi anlatsa da sadece iki kişi iman etmişti. Yaşadığı zorluklara rağmen Hz. Yunus’un (as) cesareti kırılmadı; Allah’ın Nuh kavminin ve kendisinden öncekilerin üzerine saldığı büyük gazabını hatırlatarak onları Allah’a ibadet etmeye teşvik etmeye devam etti. Ancak onlar, “Biz ve seleflerimiz bu tanrıları (putları) birkaç yıldır onurlandırdık ve hiçbirimizin başına bir kötülük gelmedi” diyerek buna itiraz ettiler. İnsanların bu şekildeki tepkileri Hz. Yunus’u üzdü. Şehri terk etmeye ve insanların Allah’ın emir ve yasaklarına, kendisine bildirilenlere kulak vereceği başka bir yere gitmeye karar verdi.Hz. Yunus ‘un unuttuğu bir şey vardı.Rabbinden müsaade almamıştı.İzin istememişti. Limandan saklıca bir gemiye binerek şehri terk etti. Fakat yarı yolda Allah, gemisine büyük bir dalga veya bir fırtına gönderdi, gemi batacak duruma geldi. Mürettebat ve yolcular kendi tanrılarına dua ettiler. Sonunda birinin kurban olarak denize atılmasına karar verirler. Başka bir rivayete göre ise gemideki yüklerden kurtulmak gerekiyordu. İçlerinden birisini feda etmeye mecbur kaldılar. Bunun için de aralarında üç kere kura çektiler. Denize atılacak kurban olarak üç kurada da Hz. Yunus (as) olarak çıkınca onu denize attılar. Hz. Yunus’u büyükçe bir balık yuttu. Allah’ın balığa olan özel emriyle balık, onu yemedi. (Allahu Teala, Hz. Yunus’u hatasından tövbe etmesi için bir balığın onu yutmasına izin verdi.) Hz. Yunus (as)’ı bir balık yutmuştu ve bir rivayete göre üç gün üç gece, diğer bir rivayete göre ise 7 veya 40 gün balığın karnında kaldı. Hz. Yunus (as) limandan gemiye binip uzaklaştıktan kısa bir süre sonra Ninova halkı hatalarını anladılar ve Allah’tan af dilediler. Deniz kıyısına bakmak için döndüler ama çok geçti; Hazreti Yunus (as) çoktan gitmişti. Balığın karnındayken Hz. Yunus sürekli olarak “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum” diyerek Enbiya Suresinin 87. ayetini okudu. (Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn) Hz. Yunus as’ın, balığın karnından Muharrem ayının (aşure günü) onuncu gününde Allah’ın inayetiyle kurtulur. Balık onu Dicle kenarında bir sahile kusar. Güçsüz ve yardıma muhtaç olan Hz. Yunus’a hem gölge hem de besin sağlaması için Allah (CC), kikayon bitkisini (Kur’an’da yaktîn ağacı) yaratır. İyileşen Hz. Yunus, peygamberlik görevini devam ettirmek için halkının yanına dönmüştür. Hz. Yunus as Kıssasından Çıkaracağımız Dersler Yunus as’ın hayatı bizlere sabır, acizlik, teslimiyet ve iman kavramlarının taşıdığı manaları anlarken, hayatımıza en etkileyici peygamber kıssalarından biri olmaya devam etmektedir. Onun (as) dini yayma, insanları imana davet etmedeki mücadeleleri ve Allah’a olan inancı, yalnız Allah’a ibadet edileceği, bu konuda hepimize ilham verici bir ders olmuştur. Öfkemize Hakim Olmalıyız
HAYRAT İSAR İLMİ ÇALIŞMALARI ( 1. LEMA ) HZ. YUNUS (as) KISSASI VE ALMAMIZ GEREKEN DERS Kur’an-ı Kerim; Yüce Allah’ın (cc) peygamber efendimiz (sav) aracılığıyla bize gönderdiği ilahi kitabı, Rabb’imizin (c.c.) bize hitabıdır. Kullarını çok seven ve onların doğru yol üzere olmasını isteyen Allah (c.c.); emirlerini, yasaklarını, mesajlarını, bildirmek istediği haberleri Kur’an’da açıklamıştır. Cenab-ı Allah (c.c.), yüce kitabında mesajlarını bazen açık ve net bir şekilde, doğrudan iletmiştir bazen de dolaylı olarak, kıssalar yoluyla bizlere mesaj vermiştir. Bu kıssaların Kur’an’a yayılmış bir şekilde anlatılmasının bir hikmeti elbette vardır. Sözlükte hikâye, hikâye etme, anlatma, haber verme anlamlarına gelen kıssa; dinî bir kavram olarak Kur’an-ı Kerim’de anlatılan, geçmişte yaşamış peygamberler ve milletlerle ilgili ibretli ve tarihî olaylara denir. Peygamber kıssaları hakkında Kur’an’ın bize ne söylediğine baktığımızda fark ediyoruz ki, her peygamberin hayatından farklı durumlar, olaylar, maceralar anlatılıyor. Her peygamberin kendine özgü yaşamı ve imtihanı olduğu görüyoruz. Her peygamber, hayatında farklı bir tecrübe ve eğitim örneği yaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Her bir peygamber kıssası, bir yönüyle benim kendi duygu dünyamda ve hayatımda karşılaşacağım farklı durumlarda bana yaşanmış bir örnek ile çözüm sunuyor. Diğer bir yönüyle de, Allah’ın elçisi ve onun hitap ettiği toplum bağlamında farklı toplumsal durumların örneklerini gösteriyor. Kur’an-ı Kerim’de yer alan kıssalarda; bazı peygamberlerin hayatı, ilahi mesajları yaymaya yönelik çabaları, tebliğ sürecinde yaşadıkları sıkıntılar, karşılaştıkları engeller, Allah’a (c.c.) olan bağlılıkları, her zaman doğruyu tercih etmeleri vb. anlatılır. Kur’an’da, peygamberler yanında Ashab-ı Kehf gibi bazı grupların inançları uğrunda çektikleri sıkıntılara da değinilir. Bunun yanı sıra peygamberlerle alay eden, onların bildirdiği yoldan gitmemekte direnen Ad, Semud gibi kavimlerin, günah ve inkârda ısrar eden toplulukların Allah (cc) tarafından nasıl helak edildiği açıklanır. İnsan olarak her birimiz, herhangi bir şekilde hayatımızda pek çok zorluklara, sıkıntılara hatta maddi manevi musibetlere muhatap oluyoruz. Kaldı ki Allah’ın en sevdiği peygamberler bile sağlık, zenginlik veya sevdikleriyle ilgili farklı imtihanlara tabi tutulmuşlardır. Allah’ın habibim dediği efendimiz (asm) dahi, ciddi imtihanlardan geçmiş, çocuk yaşlarda anne ve babasını kaybetmiş, yedi çocuğundan altı tanesini kendi elleriyle toprağa vermiştir. Bir peygamber olarak Hazreti Yunus as’ın kıssasından bizler, imanın kuvveti, acizliğin mahiyetini ve sabrın önemini, kadere rıza göstererek metanet, teslimiyet kavramlarını daha iyi anlıyoruz. Hz. Yunus as’ın Peygamber olarak karşılaştığı tüm imtihanlar ve zorluklar karşısında ettiği dua ve sığındığı iltica makamı bize önemli dersler sunar. Bu durum, Allah’a kısa, ve normal ve sıradan bir dua gibi gözüken ama yürekten samimi yapılan bir duanın gücünü Müslümanlara anlamaları için ilham verici ve temel bir hatırlatma niteliğindedir. Hz Yunus as kıssası aynı zamanda Kuran’daki en güçlü kıssalardan biridir. Hz Yunus as ile ilgili bu hikaye veya kıssa Allah (cc) tarafından Kuran-ı Kerim’de Enbiya Suresi, Saffat Suresi ve Yunus Suresi’nde bahsedilmektedir. “… Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” Hayrat Neşriyat Meali: “… Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” diye nidâ etmişti. (Enbiyâ Sûresi, 87) Bu kıssadaki duanın kıymeti ile ilgili Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu ki, “Birinize dert ve belâ gelince, Yûnus Peygamberin duasını okusun! Allah-u Teâlâ, Onu muhakkak kurtarır.” O, Hazret-i Yunus (as)’ın duasıdır. Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn ( Suyuti, Cami’ussağir, 3/104, no:2861; Hakim, Müstedrek, 1/505) Sıkıntıyı veren Allah olduğu gibi dertlere derman olacak, sıkıntıyı ve zorluğu da Allah’tan başka kaldıracak hiçbir güç yoktur. Şu âyetlerde, bunun gerekçesi açıklanmıştır:
Hz. Yunus (as) kıssası ile Kur’an-ı Kerim, birçok noktada itaatsizlik ve öfkeyi önlemeyi, kontrol etmeyi vurgulamıştır. Yunus Peygamber kıssasında bir dava adamı olarak, herhangi bir sebeple öfkemize yenik düşmenin tehlikelerini bir kez daha hatırlatılmıştır. Böylece öfkeyle aldığımız ani fevri kararların ve hareketlerin sonuçlarını da tekrar düşünmemizi sağlamış olur. Yunus (as) Irak’ın Ninova şehrinde yaşamış ve Allah (cc) tarafından insanları tek bir Allah’a ibadet etmeye yönlendirmesi emredilmiştir. İnsanları tevbe etmeye ve geçmiş günahları için Allah’tan af dilemeye çalışmıştır. Ancak halk, Hz Yunus’un (as) mesajını reddetmiş ve kötülüklerine devam etmiştir. Bunun üzerine muazzam bir incinme ve hüsran altında Yunus (as) Ninova’yı kızgınlıkla terk etmişti. Yunus bin Metta (as) gemiye binip ayrıldığında, Ninovalılar hatalarını anlamışlar ve Allah’a tövbe etmişlerdi. Allah (cc) onların tövbelerini kabul etti ve bütün günahlarını bağışladı. İşte biz bu anlamlı ve ibretli kıssanın yardımıyla, duygularımıza yenik düşmemek ne kadar zor olursa olsun, öfke ve hayal kırıklığının bizi yenmesine izin vermememiz gerektiği dersini alıyoruz. Hazreti Yunus’un (as) denize atılması ve bir balık tarafından yutulması öfkesindendi. Şüphesiz bu, Allah’ın onun için hazırlamış olduğu imtihanıydı. Allah’a ve Takdir Ettiği Şeyleri Kabul Etmeliyiz Kusurlarımıza ve zayıflıklarımıza rağmen, Hz. Yunus’un kalbinin kırılganlığı, samimiyeti ve teslimiyeti, bizim için bu gün bile motive edici bir şeydir. Kur’anı Kerim burada bize, kusurlar ve hatalarımızda Hz. Yunus (as) gibi, samimi ve içtenlikle Allah’tan rahmet ve lütfunu istemek, beklemek için asla geç olmadığını hatırlatır. Allah (c.c) kader cihetiyle bu zor ve sıkıntılı durumlarla karşılaşmamızı ve üstesinden gelmemizi planlamıştır. Ne yaşarsak yaşayalım, samimi ve halis bir yakarış ve dua ile Allah’ın (c.c) bizim bu tür hadiselerin altından güçlü bir şekilde çıkaracağını unutmayalım. Ümitsizliğe kapılmayıp, en zorlu sıkıntılarla, musibetlerle, zorluklarla, engellerle karşılaşanların Allah’ın sevgili kulları olan Peygamberler ve salih kulları oluğunu asla hatırımızdan çıkartmayalım. Dualarımızı İşiten Cevap Veren Allahımız Var Kuran’da Yunus Peygamber’in anlatımı, Allah dileseydi, hesap gününe kadar Yunus Peygamber’i bulunduğu yerde bırakabileceğini gösterir. Hayatımızda ne olursa olsun, her şeyi Allah’ın takdir ettiğini ve planladığını unutmamalı ve her türlü duruma rağmen Allah’a olan inancımızda sebat etmeliyiz. Allah’tan yardım istemek, O’na yaklaşmanın ve O’na olan acizliğimizi ve ihtiyacımızı ifade etmenin en iyi yollarından biridir. Nitekim “Dua ibadetin özüdür.” Rabbimiz her zaman dualarımızı işitir ve kendisinden istenmeyi sever. Sadece O’na tam olarak güvenmemiz, sonuç için sabırlı olmamız ve durumumuz çözülene kadar elimizden gelenin en iyisini yapmamız gerekiyor.İstediğimiz sonuca ulaşamadığımızda Rabbimize asi olup tahammülsüzlük göstermememeliyiz.Zira, dualarımızın kabul olmasını da kimse engelleyemez! Kabul edilmiyorsa mutlaka bir hikmeti bir sebebi vardır diye düşünmeliyiz. Her Türlü Zorluklara Karşı Sabırlı Olmalıyız Hz. Yunus as’ın kıssası, sabrın, tahammülün ve metanetin gerçekten temel bir ibadet olduğunu bizlere hatırlatır. Hz. Yunus (as), Allah’tan yardım istedi ve sabrını hiç yitirmedi. Çünkü Allah sabredenleri ödüllendirir. Karşılaştığımız Sıkıntıların Mutlaka Bir Hikmeti Var Hepimiz hayatımızda zaman zaman imtihanlar, sıkıntılar, aksilikler ve başarısızlıklar yaşıyoruz. Allah’ın planına olan inancımızı ve ümidimizi kaybetmek üzere olduğumuz zamanlar da oluyor. Bu tam olarak Rabbimize güvenmemiz ve yardım için dua etmemiz gereken zamandır. Yunus Peygamber Allah’a inanmıştı ve Allahu Teala da sonunda onu afetti ve ödüllendirdi. O halde Allah’ın sizin için olan iradesini kabul etmeliyiz. Allahtan Başkasından Korkmamalıyız
Hz. Yunus ibni Mettâ (as), Kuzey Irak’ta nüfusu bir milyonu aşan bir şehir olan Ninova’ya Peygamber olarak gönderildi. Hz Yunus (as) Peygamber olarak, Ninova halkı arasında doğup büyümüş sıradan halktan birisiydi. Gelişen Ninova (Ninevâ) şehri, Allah’ın mesajını çoktan unutmuş, ve halkı putperestlik, zulüm ve ahlaki yozlaşma içine düşmesi nedeniyle dalalete düşmüştü. İşte bu sebeple Allah cc, onları doğru yola ve nur yoluna yönlendirmek için, aralarında doğmuş birisi olarak Hz Yunus’u (as) elçi, uyarıcı, tebliğ edici olarak gönderdi. Hazreti Yunus (as), onlara Allah’ı tanımaları ve doğru yolu bulmaları için yardım etmek istemiş ve gayret göstermişti. Akılsızlıklarına ve acımasız sözlerine rağmen, onlara Allah’ın intikamını ve cezasını hatırlatmak için ısrar etti. Yunus as’ın kavmini Allah’a yönelmeye davet etmesine karşılık Ninova halkı, kendisinden önceki birçok topluluğun yaptığı gibi Hz.Yunus’u reddetti. Çok büyük ve kalabalık bir şehir olan Ninova’da insanlar puta tapıyordu. 30 yaşında iken peygamber olan Hz. Yunus, 33 sene putperest kavmini hidayete ulaştırmak için çabaladı. Onları, Allah’ın birliğine iman etmeye davet etti. Fakat uzun yıllar kelime-i tevhidi anlatsa da sadece iki kişi iman etmişti. Yaşadığı zorluklara rağmen Hz. Yunus’un (as) cesareti kırılmadı; Allah’ın Nuh kavminin ve kendisinden öncekilerin üzerine saldığı büyük gazabını hatırlatarak onları Allah’a ibadet etmeye teşvik etmeye devam etti. Ancak onlar, “Biz ve seleflerimiz bu tanrıları (putları) birkaç yıldır onurlandırdık ve hiçbirimizin başına bir kötülük gelmedi” diyerek buna itiraz ettiler. İnsanların bu şekildeki tepkileri Hz. Yunus’u üzdü. Şehri terk etmeye ve insanların Allah’ın emir ve yasaklarına, kendisine bildirilenlere kulak vereceği başka bir yere gitmeye karar verdi.Hz. Yunus ‘un unuttuğu bir şey vardı.Rabbinden müsaade almamıştı.İzin istememişti. Limandan saklıca bir gemiye binerek şehri terk etti. Fakat yarı yolda Allah, gemisine büyük bir dalga veya bir fırtına gönderdi, gemi batacak duruma geldi. Mürettebat ve yolcular kendi tanrılarına dua ettiler. Sonunda birinin kurban olarak denize atılmasına karar verirler. Başka bir rivayete göre ise gemideki yüklerden kurtulmak gerekiyordu. İçlerinden birisini feda etmeye mecbur kaldılar. Bunun için de aralarında üç kere kura çektiler. Denize atılacak kurban olarak üç kurada da Hz. Yunus (as) olarak çıkınca onu denize attılar. Hz. Yunus’u büyükçe bir balık yuttu. Allah’ın balığa olan özel emriyle balık, onu yemedi. (Allahu Teala, Hz. Yunus’u hatasından tövbe etmesi için bir balığın onu yutmasına izin verdi.) Hz. Yunus (as)’ı bir balık yutmuştu ve bir rivayete göre üç gün üç gece, diğer bir rivayete göre ise 7 veya 40 gün balığın karnında kaldı. Hz. Yunus (as) limandan gemiye binip uzaklaştıktan kısa bir süre sonra Ninova halkı hatalarını anladılar ve Allah’tan af dilediler. Deniz kıyısına bakmak için döndüler ama çok geçti; Hazreti Yunus (as) çoktan gitmişti. Balığın karnındayken Hz. Yunus sürekli olarak “Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. Gerçekten ben haksızlık edenlerden oldum” diyerek Enbiya Suresinin 87. ayetini okudu. (Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn) Hz. Yunus as’ın, balığın karnından Muharrem ayının (aşure günü) onuncu gününde Allah’ın inayetiyle kurtulur. Balık onu Dicle kenarında bir sahile kusar. Güçsüz ve yardıma muhtaç olan Hz. Yunus’a hem gölge hem de besin sağlaması için Allah (CC), kikayon bitkisini (Kur’an’da yaktîn ağacı) yaratır. İyileşen Hz. Yunus, peygamberlik görevini devam ettirmek için halkının yanına dönmüştür. Hz. Yunus as Kıssasından Çıkaracağımız Dersler Yunus as’ın hayatı bizlere sabır, acizlik, teslimiyet ve iman kavramlarının taşıdığı manaları anlarken, hayatımıza en etkileyici peygamber kıssalarından biri olmaya devam etmektedir. Onun (as) dini yayma, insanları imana davet etmedeki mücadeleleri ve Allah’a olan inancı, yalnız Allah’a ibadet edileceği, bu konuda hepimize ilham verici bir ders olmuştur. Öfkemize Hakim Olmalıyız
KUR’AN KISSALARI ( 1. LEMA ) HZ. YUNUS (as) KISSASI VE ALMAMIZ GEREKEN DERS HAYRAT İSAR İLMİ ÇALIŞMALARI Kur’an-ı Kerim; Yüce Allah’ın (cc) peygamber efendimiz (sav) aracılığıyla bize gönderdiği ilahi kitabı, Rabb’imizin (c.c.) bize hitabıdır. Kullarını çok seven ve onların doğru yol üzere olmasını isteyen Allah (c.c.); emirlerini, yasaklarını, mesajlarını, bildirmek istediği haberleri Kur’an’da açıklamıştır. Cenab-ı Allah (c.c.), yüce kitabında mesajlarını bazen açık ve net bir şekilde, doğrudan iletmiştir bazen de dolaylı olarak, kıssalar yoluyla bizlere mesaj vermiştir. Bu kıssaların Kur’an’a yayılmış bir şekilde anlatılmasının bir hikmeti elbette vardır. Sözlükte hikâye, hikâye etme, anlatma, haber verme anlamlarına gelen kıssa; dinî bir kavram olarak Kur’an-ı Kerim’de anlatılan, geçmişte yaşamış peygamberler ve milletlerle ilgili ibretli ve tarihî olaylara denir. Peygamber kıssaları hakkında Kur’an’ın bize ne söylediğine baktığımızda fark ediyoruz ki, her peygamberin hayatından farklı durumlar, olaylar, maceralar anlatılıyor. Her peygamberin kendine özgü yaşamı ve imtihanı olduğu görüyoruz. Her peygamber, hayatında farklı bir tecrübe ve eğitim örneği yaşıyor. Bu ne anlama geliyor? Her bir peygamber kıssası, bir yönüyle benim kendi duygu dünyamda ve hayatımda karşılaşacağım farklı durumlarda bana yaşanmış bir örnek ile çözüm sunuyor. Diğer bir yönüyle de, Allah’ın elçisi ve onun hitap ettiği toplum bağlamında farklı toplumsal durumların örneklerini gösteriyor. Kur’an-ı Kerim’de yer alan kıssalarda; bazı peygamberlerin hayatı, ilahi mesajları yaymaya yönelik çabaları, tebliğ sürecinde yaşadıkları sıkıntılar, karşılaştıkları engeller, Allah’a (c.c.) olan bağlılıkları, her zaman doğruyu tercih etmeleri vb. anlatılır. Kur’an’da, peygamberler yanında Ashab-ı Kehf gibi bazı grupların inançları uğrunda çektikleri sıkıntılara da değinilir. Bunun yanı sıra peygamberlerle alay eden, onların bildirdiği yoldan gitmemekte direnen Ad, Semud gibi kavimlerin, günah ve inkârda ısrar eden toplulukların Allah (cc) tarafından nasıl helak edildiği açıklanır. İnsan olarak her birimiz, herhangi bir şekilde hayatımızda pek çok zorluklara, sıkıntılara hatta maddi manevi musibetlere muhatap oluyoruz. Kaldı ki Allah’ın en sevdiği peygamberler bile sağlık, zenginlik veya sevdikleriyle ilgili farklı imtihanlara tabi tutulmuşlardır. Allah’ın habibim dediği efendimiz (asm) dahi, ciddi imtihanlardan geçmiş, çocuk yaşlarda anne ve babasını kaybetmiş, yedi çocuğundan altı tanesini kendi elleriyle toprağa vermiştir. Bir peygamber olarak Hazreti Yunus as’ın kıssasından bizler, imanın kuvveti, acizliğin mahiyetini ve sabrın önemini, kadere rıza göstererek metanet, teslimiyet kavramlarını daha iyi anlıyoruz. Hz. Yunus as’ın Peygamber olarak karşılaştığı tüm imtihanlar ve zorluklar karşısında ettiği dua ve sığındığı iltica makamı bize önemli dersler sunar. Bu durum, Allah’a kısa, ve normal ve sıradan bir dua gibi gözüken ama yürekten samimi yapılan bir duanın gücünü Müslümanlara anlamaları için ilham verici ve temel bir hatırlatma niteliğindedir. Hz Yunus as kıssası aynı zamanda Kuran’daki en güçlü kıssalardan biridir. Hz Yunus as ile ilgili bu hikaye veya kıssa Allah (cc) tarafından Kuran-ı Kerim’de Enbiya Suresi, Saffat Suresi ve Yunus Suresi’nde bahsedilmektedir. “… Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn” Hayrat Neşriyat Meali: “… Senden başka ilâh yoktur; seni tenzîh ederim! Gerçekten ben (nefsine) zulmedenlerden oldum!” diye nidâ etmişti. (Enbiyâ Sûresi, 87) Bu kıssadaki duanın kıymeti ile ilgili Peygamber Efendimiz (sav) buyurdu ki, “Birinize dert ve belâ gelince, Yûnus Peygamberin duasını okusun! Allah-u Teâlâ, Onu muhakkak kurtarır.” O, Hazret-i Yunus (as)’ın duasıdır. Lâ ilâhe illa ente subhâneke innî kuntu mine’z-zâlimîn ( Suyuti, Cami’ussağir, 3/104, no:2861; Hakim, Müstedrek, 1/505) Sıkıntıyı veren Allah olduğu gibi dertlere derman olacak, sıkıntıyı ve zorluğu da Allah’tan başka kaldıracak hiçbir güç yoktur. Şu âyetlerde, bunun gerekçesi açıklanmıştır: