İSLAM'A DAİR
Статистика✅ Günlük sahih dini bilgiler ✅ Ayet, hadis, İslamî tefekkür içerikleri ✅ Yaş fark etmeksizin herkes için Kur’an ve Sünnet ekseninde, güvenilir ve sade içerikler.
- Последний пост
- 13 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 3
- Всего постов
- 22
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Религия
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 44
- 1/48двое суток
- 50
- 1/72трое суток
- 54
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Allah ile olan gerçek ilişki kulun Cenab-ı Hakk'ı gerçekten tanıdığı bir başlangıç esası üzere olur.
"Şüphesiz kalpte bir dağınıklık vardır; onu ancak Allah’a yönelmek giderir. Kalpte bir yalnızlık vardır; onu ancak Allah ile baş başa kaldığında O’nunla ünsiyet giderebilir. Kalpte bir hüzün vardır; onu ancak Allah’ı tanımaktan ve O’na karşı samimi olmaktan duyulan sevinç giderir. Kalpte bir kaygı vardır; onu ancak Allah’a yönelmek, O’nda toplanmak ve O’na sığınmak yatıştırabilir. Kalpte öyle pişmanlık ateşleri vardır ki onları ancak Allah’ın emrine, nehyine ve kazasına razı olmak ve O’nunla karşılaşıncaya kadar buna sabretmek söndürebilir. Kalpte öyle şiddetli bir istek vardır ki, Allah’tan başkasının arzu edilmesiyle sona ermez. Kalpte öyle bir ihtiyaç vardır ki onu ancak Allah’ın sevgisi, O’na dönmek, O’nu sürekli zikretmek ve O’na karşı samimi olmak giderebilir. İnsan dünyaya ve içindekilere sahip olsa bile, bu ihtiyaç asla giderilemez.” [İbn Kayyım el-Cevziyye, Medâricü’s-Sâlikîn]
Bismillahirrahmanirrahim 1- Elif. Lâm. MÎm. 2. O kitap (Kur'an); onda asla şüphe yoktur. O, müttakîler (sakınanlar ve arınmak isteyenler) için bir yol göstericidir. 3. Onlar gayba inanırlar, namaz kılarlar, kendilerine verdiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar. 4. Yine onlar, sana indirilene ve senden önce indirilene iman ederler; ahiret gününe de kesinkes inanırlar. 5. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve kurtuluşa erenler de ancak onlardır. 6. Gerçek şu ki, kâfir olanları (azap ile) korkutsan da korkutmasan da onlar için birdir; iman etmezler. 7. Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Onların gözlerine de bir çeşit perde gerilmiştir ve onlar için (dünya ve ahirette) büyük bir azap vardır. 8. İnsanlardan bazıları da vardır ki, inanmadıkları halde "Allah'a ve ahiret gününe inandık" derler. 9. Onlar (kendi akıllarınca) güya Allah'ı ve müminleri aldatırlar. Halbuki onlar ancak kendilerini aldatırlar ve bunun farkında değillerdir. 10. Onların kalblerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalığını çoğaltmıştır. Söylemekte oldukları yalanlar sebebiyle de onlar için elîm bir azap vardır. 11. Onlara: Yeryüzünde fesat çıkarmayın, denildiği zaman, "Biz ancak ıslah edicileriz" derler. 12. Şunu bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin anlamazlar. 13. Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit "Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!" derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler). 14. (Bu münafıklar) müminlerle karşılaştıkları vakit "(Biz de) iman ettik" derler. (Kendilerini saptıran) şeytanları ile başbaşa kaldıklarında ise: Biz sizinle beraberiz, biz onlarla (müminlerle) sadece alay ediyoruz, derler. 15. Gerçekte, Allah onlarla istihza (alay) eder de azgınlıklarında onlara fırsat verir, bu yüzden onlar bir müddet başıboş dolaşırlar. 16. İşte onlar, hidayete karşılık dalâleti satın alanlardır. Ancak onların bu ticareti kazançlı olmamış ve kendileri de doğru yola girememişlerdir. [Bakara Süresi, 1-16] Cenab-ı Allah bu suresinin başında önce yüce kitabı Kur’an’dan, onun müttakiler için bir yol gösterici ve hidayet kaynağı oluşundan, sonra da gayba iman dan ve İslam’ın temelini oluşturan ana vazifelerden söz etmiş ve bu arada insanları inanç yönünden üç gruba ayırmıştır. Birincisi müminlerdir; onların vasıfları ilk beş ayette özetlenmiştir. İkincisi kafirlerdir; onların durumu da altıncı ve yedinci ayetlerde özetlenmiştir. Üçüncüsü, münafıklardır; bunların durumları da geniş bir şekilde ele alınarak 8. ayetten 21. Ayete kadar geçen ayetlerde açıklanmıştır. Kur’an, insanlığa doğru yolu göstermek için gönderilmiş bir kitaptır. Bu itibarla ilk önce kendisine muhatap olan insanlığın doğru veya yanlış inanç durumunu bunların getirdiği mesuliyetleri, doğruya veya eğriye inanan insanın dünyada ve ahirette karşılaşacağı neticeleri izah etmiştir. [Diyanet Vakfı]
“Eğer şeytanın fitlemesi seni dürterse hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir.” (A'raf, 7/200) “Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım! Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım, Rabbim!” (Mü'minun, 23/97-98)] Taberi diyor ki: "Arapçada şeytan, 'isyankâr ve azgın olan her cin, insan, hayvan ve diğer her şeye' denir. Nitekim yüce Mevla bir âyet-i kerimesinde insanların da şeytanları bulunduğunu beyan ederek şöyle buyurmuştur: " Sana yaptığımız gibi her peygamber için insan ve cin şeytanlarından düşmanlar yaratmıştık." [En'am,112]
"Eğer bu hayatta bir şeyden ödün vereceksen; uyumaktan, gezip tozmaktan, televizyon seyretmekten, internette vakit harcamaktan ödün ver ama her gün Kur'ân okumaktan, Allah'ı zikretmekten ödün verme. Rabbe ayırdığın vakit sefâ, boşa geçen vakitler cefâdır." [Soner Duman] Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm... 🕊💚
Bismillahirrahmanirrahim "Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur." Ra'd Suresi, 11] Her insanın önünde ve arkasında koruyucu ve yazıcı melekler vardır. Bunlar insanı korudukları gibi amellerini de yazarlar. Ayette işaret edilen bir diğer husus da şudur: Allah bir millete başkalarına nazaran bazı üstünlükler ve bazı nimetler verdiğinde o millet, şımarır ve ahlakını bozar da o nimete liyakatini kaybederse, Allah nimeti onların elinden alır. Millet kendi üstün meziyetlerini bozmadığı müddetçe Allah verdiği nimeti onların elinden almaz.
اللَّهُمَّ أَنِسْ صَمْتِي بِرَحْمَتِكَ "Allah'ım! Sessizliğimi rahmetinle ünsiyete/huzura kavuştur." Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ huve, aleyhi tevekkeltu ve huve rabbu-l arşi-l azîm... 🕊
Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm...
Bismillâhirrahmânirrahîm يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يراً مِنَ الظَّنِّۘ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضاً ۜ "Ey iman edenler! Zannın çoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın..." [Hucurât Sûresi-12] 🕊 Estağfirullâhel azîm ve etubü ileyh....⏳️
İnsan, Allah’ın gazabı mukabilinde insanların hoşnutluklarını kazanmaya çalışırsa durum tersi olur. Onu Allah da sevmez, insanlar da. O yüzden hilafet makamına geçtiğinde Muaviye’ye Âişe radiyallahu anha şöyle bir mektup yazmıştır: “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’den şöyle işittim: İnsanların nefretine yol açma pahasına Allah’ın rızasını gözeten kimseyi, Allah insanların yükünden kurtarır. Allah’ın gazabı karşılığında insanların rızasını gözeten kimseyi ise Allah sevmez ve insanların da onu sevmemesini sağlar.” (Tirmizî) Maalesef Allah’ın gazabı mukabilinde insanların rızasını gözetenler ne kadar da çoktur. Ama onlar, insanlar kendilerinden hoşnut olsalar bile Allah’ın gazabı altındadırlar ve insanların hoşnutluklarının onlara bir faydası yoktur. Baksamıza yüce Allah, “Siz onlardan hoşnut olsanız bile şüphesiz Allah, (böylesi) Allah’a itaatten çıkmış kimselerden hoşnut olmaz.” (et-Tevbe, 9/96) buyuruyor. Yani onlardan, (farz-ı muhal) yaratılanların en üstünü olan Peygamberimiz dahi razı olsa bu onlara yine fayda vermez. Çünkü yüce Allah, fasıklar topluluğundan hoşnut olmaz. [Riyazü's-Sâlihin]
🌾 Süfyan es-Sevri'nin kardeşlerinden biri Süfyan'a "Bana kısa öğüt ver" diye yazınca, Süfyan ona şöyle cevap yazdı: "Allah bizi ve seni bütün kötülüklerden korusun. Kardeşim dünyanın tasası bitmez, sevinci ise devam etmez. İhtiyaçları tükenmez. Kurtulmak için amel yap ve gevşeklik gösterme. Yoksa helak olursun, vesselam." [Ebû Nuaym-Hilyetu'l Evliya] 🌾 Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm... 🕊
🕊 Estağfirullâhel azîm ve etubü ileyh...
Dünya ve ahiret hayatının saadeti Allah'ın hoşnutluğunu kazanmaktan geçmektedir. İnsanın önünde iki seçenek vardır. Ya Allah-u Teâlâ'ya itaat ya da nefsine itaat etmektir. Allah'a itaat, bizlere indirmiş olduğu Kuran-ı Kerim'i okuyup anlamakla ve bununla amel etmekle olur. Bununla beraber ayeti kerimede de buyrulduğu üzre "Kim Peygambere itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur" Dolayısıyla Resulü Ekrem sallallahu aleyhi vesselam'e itaat, Allah'a itaat demektir. Peygamber sallallâhu aleyhi vesselam efendimize itaat onun sünnetine ittiba etmekle mümkündür. "Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik." [ Nisa Suresi, 69] Allah'ın hoşuna gitmeyen her şey batıldır. Batıl olan şeyi istemek ise nefis ve şeytandandır. Bu yol çok tehlikelidir. İnsanı cehenneme götürür. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak canını, malını, vaktini her şeyini Allah'a satmaktır. Yani yaptığı her işi Allah'ın rızasını kazanmak için yapmaktır. Bu yolda olan insan ise kurtulmuştur. Zira Yüce Allah ayeti kerimede şöyle buyuruyor: "İnsanlardan öylesi de vardır ki, kendisini Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya adamıştır. Allah, kullarına çok şefkatlidir." [ Bakara Suresi, 207]
Haset, cehennem olur insana. Hem dünya cehennemi, hemde ahiret... ⏳️
Subhânallâhi ve bihamdihi Subhânallâhil azîm ve bihamdihi Estağfirullâh... ⏳️
Hz. Muâz (r.a.) anlatıyor: "Peygamber (s.a.v) bana şöyle buyurdu: 'Ey Muâz! Allah’ın kulları üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?' Ben: 'Allah ve Resûlü daha iyi bilir' dedim. Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurdu: 'Allah’ın kulları üzerindeki hakkı, O’na ibadet etmeleri ve O’na hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmamalarıdır. Kulların Allah üzerindeki hakkı ise; kendisine hiçbir şeyi ortak koşmayan kimseye azap etmemesidir.' Ben: 'Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi?' diye sordum. Şöyle buyurdu: 'Müjdeleme! Çünkü buna güvenip (ameli) bırakırlar.'" !Buhârî, Kitâbu’t-Tevhîd] Hasan-ı Basrî hazretleri şöyle der: "Bir topluluğu bağışlanma temennileri oyaladı. Nihayet tevbe etmeden dünyadan ayrıldılar. 'Biz Rabbimiz hakkında hüsnüzan besliyorduk.' derlerdi. Yalan söylediler! Eğer Allah hakkında gerçekten hüsnüzan besleselerdi, amellerini de güzel yaparlardı." [Hilyetü'l-Evliyâ]
Bismillâhirrahmânirrahîm Yaklaşmaya gayret edilesi ve bu gayretin elden bırakılmayası bir ameldir kitaba sarılmak. Kitaba sarılmak da nedir, hangi kitaptan bahsediyorsun sorularını duyar gibiyim şimdi. Hani İmanın şartlarını sayarken üçüncü maddede "Allah'ın Kitaplarına İman" deriz. İşte bu sarılıştan bahsedeğiz. Bu maddenin bir üstünde "Meleklere iman", bir altında ise "Peygamberlere iman" maddeleri gelir. Allah Teâlâ kitaplarını indirirken elçi olarak dört büyük melekten biri olan Cebrâîl Aleyhisselâm'ı seçmiştir. Bunun içindir "Allah'ın Varlığına ve Birliğine İman" maddesinin ardından 'meleklerine iman' husûsunun gelmesi. Ve kitapların indirildiği kişilerde Peygamber diye anıldığı için kitaplara imanın akabinde Peygamberlerine iman husûsu gelir. Birilerine imanın şartları sorulduğunda gelen cevapların devrik olmasıyla karşılaşıyoruz. Neden devrik olur? Yaşantının devrik olmasından olmasın mı? İmanın ve İslâm'ın şartlarının göz önünde bulundurulmamaksızın yaşanılmasından mıdır? İnsanın, İman ve İslâm şartlarıyla şöyle bir göz göze gelmesi ve gözünden düşürmemesi gereklidir. Dünyevî sebep ve sonuçlar nasıl ki göz ardı edilmeksizin sürekli göz önünde bulundurulur; peki ya iman ve islâm nasıl ve ne diye göz ardı edilmektedir? Dünyevi hırsıyla bakışları susturan kişiler, tevhidî hırsa bürünmeyi hiç mi düşünmezler? Tevhide hırslanmanın, iman ve islâm şartlarına asılmak olduğunu böylece zikredelim. Kitaplara iman demişken şu âyeti de gözden geçirelim inşaallah. Allah Azze ve Celle buyurmuştur ki; وَلَمَّا جَٓاءَهُمْ رَسُولٌ مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُصَدِّقٌ لِمَا مَعَهُمْ نَبَذَ فَر۪يقٌ مِنَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ ۗ كِتَابَ اللّٰهِ وَرَٓاءَ ظُهُورِهِمْ كَاَنَّهُمْ لَا يَعْلَمُونَ "Onlara, Allah katından ellerinde bulunan Kitab'ı [Tevrat'ı] doğrulayıcı bir peygamber gelince, kendilerine kitap verilenlerden bir fırka, sanki hiç bilmiyorlarmış gibi Allah'ın Kitab'ını [Tevrat'ı] arkalarına attılar." [Bakara Sûresi-101] Dört büyük ilâhi kitabın ilki Tevrat'tır. Tevrat'ın ilk muhatabı da Mûsa Aleyhisselâm'dır. Tevrat'tan evvel gelmiş olan kitap yoktur; fakat Âdem, İdris, İbrahim Aleyhisselâm gibi birkaç Peygambere indirilen sahifeler vardır. Kur'ân-ı Kerim indirilene değin de yeryüzünde Allah'ın nasihatlerinin olmadığı bir zaman olmamıştır. Ne zaman ki Peygamber Efendimiz'in elçilik vazifesi başladı, işte o vakit ellerinde kitap bilgisi yani Tevrat olan yahudiler Peygamber Efendimiz Aleyhisselâm'ın Kur'ân-ı Kerim ile doğruladığı kitabı hiç bilmiyorlarmış gibi davranıp arkalarına atmışlardır. Yukarıdaki âyette nazara verildiği üzere kitap önde, Peygamber ardında anılmıştır. Kitap mı yoksa Peygamber mi önce yaratılmıştır suali düşebilir burada akla. Kitap, Allah'ın sözü, Allah'ın yazısı ve Allah'ın konuşmasıdır. Peygamberler, Allah'ın sözü karşısında elçiden öteye geçmemektedir. Ve Kitaplar sadece Peygambere de has değil, kendilerine seslenilen her insana has'tır. Allah'ın sözünü işittin mi elindeki kitapla diye sorulsa, bizim gözlerimiz Kur'ân'dan başkasına dikilmeyecek ve aramayacaktır. Bizler son peygamber Muhammed Mustafa Aleyhisselâm'ın ümmetiyiz Elhamdulillah. Peygamber Efendimiz de gitti ve yanımıza da Allah'ın kitabını [Kur'ân-ı Kerim'i] bıraktı. Şöyle buyurmuştur Efendimiz; "Ey insanlar! Ben de bir insanım. Yakında Rabbimin elçisi bana da gelecek ve ben onun dâvetine uyup gideceğim. Size iki önemli şey bırakıyorum. Biri, insanı doğruya götüren bir rehber ve nur olan Allah'ın Kitâbı Kur'an'dır. Ona yapışın ve sımsıkı sarılın!" Kitaba sarılmak nedir anladık mı şimdi? Yoksa hiç bilmiyor ve tanımıyor gibi yaşayıp Allah'ın kitabını arkamıza atanlardan mıyız? Hayır hayır! Bu çok korkunç bir şey! Allah'ım! Senin sözünü anlamadan, senin emrine uygun yaşamadan fâniliğimiz sona ermesin. Bâki yurda ve Senin katına Nûrunla nurlanmış olarak geçiş nasip et. Allahumme amin... ✍️🕊 İyyâke na'budu ve iyyâke nestaîn. Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm... 💚
🌾 Selef arasında meşhur olan bir dua: "Allah yüzünü ak etsin." [بَيَّضَ اللهُ وَجْهَكَ] "Bu dua Selef arasında yaygın olarak kullanılan bir duaydı. Muhammed el-Buhârî, kendisine iyilik yapan kimselere bu duayı ederdi. Yine Ahmed bin Hanbel'in talebelerinden biri, ona bir soru sorduktan sonra kendisine bu duayı etmişti..." [Siyeru Alâmi'n-Nübelâ] Allah yüzlerinizi ak etsin, [بَيَّضَ اللهُ وُجُوهَكُمْ]
Estağfirullahel azîm ellezî lâ ilâhe illâ huve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbu ileyh..
"İstediğin kadar anlat anlamazlar... Okuyorlar ama sanki başka bir varlığa söyleniyormuş gibi okuyorlar... + Kendilerine Profil resmi koyma desek ; - Ne var ki ? Yüzüm gözükmüyor ki, derler. + Kendini profil resmi koyma sebebin nedir, kendin de diyorsun gözükmediğini güya? dediğimizde cevap yok! Vallahi sonra, Vallahi bizim cemaatte kadınların Kardeşlere verdiği fitneyi gördüğümde sakınmıştım. Sonra Sorguladım Ben mi ahlaksızım, bende mi bir yanlış var dedikçe, Cemaatte kadının verdiği zararı gördükçe şaşırdım. Dehşet olan ise Kadının Erkeklerin zaafını bilmesine rağmen saf rolüne yatmasıydı beni öfkelendiren... Sonra arayış içine girdim, ya bu düşünceyi destekleyecek birşey bulacaktım, bulamasam da sorun bende diyip selefe bakıp düşüncemden tövbe edecektim. sonra beni destekleyen bu söze denk geldim ; "Asrımızın kadınları elbiselerinde, duygularında, isteklerinde ve üzüntülerinde çok tuhaflar. Bu tuhaflık onların birçok işlerinde vardır. 'Bunun dışında tuhaf olmayıp hâyrlı olan durumları ise azdır'. O zaman bu çok olanda ona öğüt ver. Az olan bu hayırlı işlerde onu güçlendir, cesaretlendir. Kadınlardan içi güzel olanları arzu et. İçi güzel olmayanın dış güzelliği seni esir etmesin." [Şeyh Süleyman El-Ulvan] 💫