tgindex
rûhun incileri

rûhun incileri

Статистика
@ruhunincileriiтурецкий

kenarları yırtık kitabının arasında şehadet şiiri bulmuşlar.

Последний пост
13 авг.
Последнее чтение
13 авг.
Постов за неделю
4
Всего постов
20
Тип
открытый
Язык
турецкий
В каталоге с
13 авг.
Подписчики
118
+1 за 2 дн.
Сутки
0
0,00%
Неделя
 
Месяц
 
Просмотров на пост
236
20 постов
Вовлечённость
200,0%
к подписчикам
Постов в день
0,6
всего 20
Упоминаний
1
каналов
Охват размещения
оценка
1/24сутки в ленте
63
1/48двое суток
72
1/72трое суток
77

Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.

Посты

  • без подписи

  • “bu akide, cihad kapılarının ilkidir.”

  • إذا أحبك الله منحك الرضاء الرضا هو جنة الدنيا. إذا منحك الله الرضا رأيت كل شيء جميلا. وإذا سلبت الرضا لن تسعد حتى ولو امتلكت الدنيا كلها. Allah seni severse, sana rıza (kanaat) verir. Rıza dünyanın cennetidir. Eğer sana rıza verirse, her şeyi güzel görürsün. Ama eğer rıza senden çekilip alınırsa, tüm dünyaya sahip olsan bile asla mutlu olamazsın.

  • Yâ Rasûlallah, insanların hangisi daha faziletlidir? diye soruldu. Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem: Kalbi mahmûm ve dili çok doğru olan her mü’min kişi. buyurdu. Sahâbiler: ‘Ya Rasûlallah! Dili çok doğru olanı biliyoruz. Mahmûm kalp nedir?’ diye sordular. Peygamberimiz sallâllahu aleyhi ve sellem şöyle cevap verdi: “Allah’tan korkan, tertemiz, içinde günah, zulüm, kin ve haset olmayan kalptir.” · İbn Mâce, Duâ 24, 4216

  • Kalbim teslim olmuş bir mümin mi, yoksa aşikâr olacağı vakti bekleyen bir inkârcı mı? Boyun eğmiş bir itaatkâr mı, yoksa isyan edeceği anı kollayan bir asi mi? Maşukuna kavuşacağı için yanan bir âşık mı, yoksa kupkuru toprak gibi aşkta bihaber mi? Yaşamdaki anlamın peşinde bir derviş mi, yoksa anlamsızlığın pençesinde bir gâfil mi? Kimi sever, kimi düşünür, kimi önemser, kime koşar, kime bakar, kime yanar? Yaratana mı yoksa O’nun yarattıklarına mı? Nesibe Küçük Cansever

  • без подписи

  • 10 авг.91из nadideserler

    Cihad Topraklarından Ümmetin Gençlerine Samimi Bir Mesaj

  • “Bazı kimseler vardır ki, imtihanlarda ilimleri az olduğu hâlde dağlar gibi sabit kalırlar; bazı kimseler de vardır ki, kitapları ezberler de ilk imtihanda başarısız olurlar.” · Şeyh Enver el-Evlaki

  • без подписи

  • Bir mahkumun zihni belirli terimlere sabitlenmiştir: hapis, tahliye, ceza, yargıç, suçlamalar, ifade, deliller, masumiyet, şartlı tahliye vb. Böyle şeyleri ayaktayken ve yatarken, uyanıkken ve uyurken, yerken, içerken, dua ederken ve egzersiz yaparken düşünür. Bir gazete okuduğunda veya haberlere bakarken, davasına yardımcı olabilecek ve cezasını azaltabilecek hapis ve tahliye haberlerine odaklanır. Gerçekten de son model arabalar ya da villa fiyatlarıyla hiç ilgilenmez. Bu tür şeyler onun durumundaki birini hiç ilgilendirmez! Benzer şekilde, asıl vatanımızdan uzakta, bu dünyada hapsedilmiş olduğumuzu hatırlayalım: Cennetten, ve günahlarımızın cezayı hak eden, utanç verici kanıtları olan 'suçlamalar' olduğunu unutmayalım. Birincil savunmamızın tevhid inancına sahip olmamız olduğunu düşünelim ve bu savunmanın çökmesi halinde cezamızın ebedi olacağından endişe edelim! Bu suçlamalardan aklanmamızın samimi bir tövbe ile mümkün olduğunu ve Hakim’in gerçekten adaletli olan tek Hakim olduğunu hatırlayalım: Allah subhanehu ve teâlâ. O halde, Hakikatte mutlak adaletle hükmeden Allah'ı hoşnut etmek için çaba göstermeli ve bu dünya hapishanesinden ahiretin genişliğine kurtuluşumuz için gayretle çalışmalıyız. Bu dünyanın önemsiz şeyleriyle ve oyalayıcı unsurlarıyla oyalanmamalıyız. Bunlar bizi ilgilendirmez. (Mahkûmlar olarak) sürekli odak noktamız Allah'ın azabından kaçmak ve O'nun mükâfatına ve hoşnutluğuna erişmek olmalıdır. Dr. İyâd Kunaybi

  • без подписи

  • Allah subhanehu ve teâlâ’nın; “...zînetleri (yabancı erkeklere) teşhir etmeksizin...” Sözü, evlenme ümidi besleyen genç kız ve kadının hicaba bürünmesinin farz olduğuna delildir. Çünkü genç kız veya kadın için genel olan durum, yüzünü gösterdiği zaman zînetini göstermek ve güzelliğini ortaya çıkarmakla, erkeklerin kendisine bakmaları ve kendisini övmelerini istemesidir. Bunun dışında bir kadın ise, ender bulunur. Ender olan şeyin de hükmü zaten yoktur. · İbn Useymin, Hicab Risalesi

  • رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ اِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةًۚ اِنَّكَ اَنْتَ الْوَهَّابُ “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.” · Âl-i İmran 8. Belki de çoğumuzun yapmayı unuttuğu bir dua. Eğrilik, sapkınlık özünde azabı gerektiren, insanı helake sürükleyen bir şey iken, hidayetten sonra gelen sapkınlığın nasıl dehşet verici bir helake sürüklediğini tahayyül edemiyor kullar. Şeytan, insanın hiç beklemediği, hiç tahmin edemediği bir yerden ayağını kaydırabilir. Bir günahı defalarca işleyip sonrasında samimi bir tevbe etmek insanı Allah'a yaklaştırırken, günahı hafife almak/küçümsemek de insanı saptırabilir. Davası uğruna büyük bedeller ödemediğini kabullenen, ikrar eden kalp bu yol üzere sebat edebilir, hidayeti kendinden bilen, sözleriyle olmasa da kalbinden bunu geçiren, dava uğruna çokça bedel ödediğini düşünüp bununla rabbine karşı kibirlenen kul ise sapabilir veya sapmıştır. Allahulmustean. Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, bizi kalpleri kibirle kirlenen kimselerden eyleme, tevazu libasını giymiş, Sen’inle kavuşana kadar üzerinden onu çıkarmamış kullarından eyle.

  • 6 авг.1758из rahiluun

    Gizli salih amellerimiz olmadan, yalnız kaldığımızda nefsimizle mücadele etmeden, Kur'an virdimiz olmadan, gece namazı olmadan, darda kalmış birinin ettiği dua gibi dua etmeden, durumlar değiştiğinde kurtuluşu görebileceğimiz faydalı ilmimiz olmadan; sebâtı nasıl bekliyoruz? Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme

  • Arkadaşına sahip çık. Onu bulduğunda artık onu koruman gerekir. Ona iyilikle davranmalı, ona saygı göstermelisin. Şu anda yakın bir arkadaşınla, belki de bir arkadaştan daha ötesi bir bağla bağlı olduğun biri olabilir. Önemli olan dostluğun eski ya da yeni olması değil, asıl önemli olan onu koruma ve yüceltme becerimizdir. Bu dostluğu, Allah için sevmenin en yüce mertebelerine taşımalıyız. Onu samimiyetle sev ki, sevginin karşılığını göresin. Aranıza kötü niyetler sokma. Onunla güzel bir zan üzere ol ve onu dikkatle, gönülden dinleyerek sevgisini kazan. Sürekli yanında olman gerekmez, ama her fırsatta onunla hayrı paylaşmalısın. Bazı dostlarla sık sık bir araya gelmeyiz, ama onlarla başardıklarımız hayal gücünü bile aşar. Dostluk krallığı, ancak iyi niyet, ihsan, sabır ve fedakârlık temelleri üzerine kurulabilir. Bunlar, dostluğun temel sütunlarıdır. Unutma ki, o da senin gibi bir insandır; hata da yapar, isabet de eder. Hatalarına karşı hemen sert davranma. Aksine, hatırlatma ve güzel bir nasihatle, nazikçe yönlendirme konusunda akıllı ol. Özellikle günahlar ve zor zamanlar geldiğinde bunu yapmaya daha çok özen göster. · Leyla Hamdan

  • Dağı olmayanın, bağı olmayanın, gönlü olmayanın, yolu olmayanın, derdi olmayanın, yüreğinde yanardağlar ve cennet nehirleri çağlamayanın, damarlarında İslâm’ı azîz kılma nabzı olmayanın dostluğundan Sana sığınırım ey göklerin ve yerin sahibi Allah’ım! · Mehmet Emin Akın

  • 3 авг.1 00210

    keşke gönlüm yalnızca O’nu dert etse*

  • Her bir sünnete sarılıp da uyguladığında Allah katında yükselirsin. Müslüman kimsenin Allah katında kadri, Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetini uyguladığı ölçüde yücelir. Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. · Âl-i İmran 31 · Şeyh Hâlid el-Huseynân

  • Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “Cennette birtakım odalar vardır. Dışları içlerinden, içleri de dışlarından görülür.” Bunu işiten bir bedevi ayağa kalkıp: Bu odalar kimlere aittir ey Allah’ın Rasûlü diye sordu. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem: “Sözü güzel söyleyen, yemek yediren, oruca devam eden, gece herkes uyurken namaz kılan kimselere aittir.” buyurdu. · Tirmizî

  • Kelâmî yolları ve felsefe menhecini çokça düşündüm. Bunların ne bir hastaya şifa olduğunu ne de birinin susuzluğunu giderdiğini gördüm. Yolların en yakınının Kur’ân yolu olduğunu gördüm. · Şeyh Suleyman el-Ulvân