tgindex
OKU VE YÜKSEL İSLAMİ MEDRESE / اقْرأْ وَارْتَقِ / DUYURU GENEL GRUBU

OKU VE YÜKSEL İSLAMİ MEDRESE / اقْرأْ وَارْتَقِ / DUYURU GENEL GRUBU

Статистика
@okuveeyukselтурецкий

Kuruluş Tarihi: ٢٠٢٠.١١.١٤ GRUBUMUZA GİRMENİZ İÇİN YAPMANIZ GEREKENLER 1-Telegram isminiz kendi gerçek isminiz ve soyisminizden oluşmalıdır. 2-Hanım olduğunuza dair ses kaydınızı @Okuveyuksel hesabına göndermeniz gerekmektedir.

Последний пост
14 авг.
Последнее чтение
13 авг.
Постов за неделю
4
Всего постов
23
Тип
открытый
Язык
турецкий
В каталоге с
13 авг.
Подписчики
4 340
+16 за 5 дн.
Сутки
+1
+0,02%
Неделя
 
Месяц
 
Просмотров на пост
878
23 постов
Вовлечённость
20,2%
к подписчикам
Постов в день
0,6
всего 23
Упоминаний
1
каналов
Охват размещения
оценка
1/24сутки в ленте
239
1/48двое суток
273
1/72трое суток
295

Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.

Посты

  • без подписи

  • без подписи

  • https://whatsapp.com/channel/0029Va5YNkEEgGfEq9a0j630

  • صلاة الكسوف/Güneş tutulma namazı Aişe anamız, Allah te’ala ondan razı olsun, anlatıyor: »Peygamber, Allah’ın selatı ve selamı onun üzerine olsun, döneminde bir gün güneş tutuldu. Peygamber, Allah’ın selatı ve selamı onun üzerine olsun, mescide gitti ve insanlar onun arkasında saf tuttular. • Namaza başlarken tekbir getirdi ve Kur’an’dan uzun bir kıraat yaptı (Fatiha ve diğer bir sure) • Sonra tekbir getirerek uzun bir rükû yaptı. Ardından başını kaldırıp: “Semiʿallāhu limen hamideh” (“Allah, kendisine hamd edeni işitir.”) dedi. • Daha sonra secde etmeden ayağa kalktı ve ilk kıraatten daha kısa olmak üzere yine uzun bir kıraat yaptı (Fatiha ve diğer bir sure) • Tekrar tekbir getirerek ilk rükûdan daha kısa olan uzun bir rükû yaptı. Ardından: “Semiʿallāhu limen hamideh, Rabbenâ ve lekel-hamd.” (“Allah, kendisine hamd edeni işitir. Rabbimiz! Hamd yalnızca Sana mahsustur.”) dedi • ve ardından secde etti. İkinci rekâtta da aynı şekilde yaptı. Böylece toplam dört rükû ve dört secde yapmış oldu. Namazını tamamlamadan önce güneş tutulması sona ermişti. Namazdan sonra ayağa kalktı, Allah’ı O’na layık olduğu şekilde tesbih ve hamd etti. Sonra şöyle buyurdu: “Güneş ve ay, Allah’ın ayetlerinden (işaretlerinden) ikisidir. Bunlar herhangi bir kimsenin ölümü veya doğumu sebebiyle tutulmaz. Onların tutulduğunu gördüğünüz zaman namaza yönelmekte acele edin.”« Aynısı ibn Abbas‘tan rivayet ediliyor, Allah te‘ala ondan razı olsun. (Muttefekun aleyh)

  • Kur'an bir okyanustur; ondan herkes susuzluğu nispetince istifade eder.

  • Peygamberimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah Tebâreke ve Teâlâ, kulunu kendisine verdiği şeylerle imtihan eder. Kim Allah’ın kendisi için taksim ettiğine razı olursa Allah onun için verdiği şeyi bereketlendirir ve onu genişletir. Kim de razı olmazsa Allah onun verdiği şeyde bereket kılmaz.” (Ahmed rivayet etmiştir.)

  • Müminin şerefini ve nefsinin izzetini süsleyen en büyük güzelliklerden biri, iffetli olmak ve insanların elinde bulunan şeylere karşı gözünü ve gönlünü yükseltmemektir. İnsanların sahip olduklarından müstağni olmak, izzetin aslı ve huzurun temelidir. Kul, kendisini Allah katında bulunanların daha hayırlı ve daha kalıcı olduğuna ve rızkın taksim edilmiş bulunduğuna alıştırdığında; ne aşırı hırs onu rızkına ulaştırabilir ne de bir kimsenin hoşnutsuzluğu kendisine yazılmış rızkı engelleyebilir. Böylece nefsini zilletin ve Yaratan’ından başkasına bağlanmanın esaretinden kurtarır. Nefis, tabiatı gereği tamaha meyillidir. Ancak terbiye edilerek ve sürekli hatırlatılarak kanaate alıştırılabilir. İffetli ve insanlardan istemekten sakınan kul, kendi değerini bilir. Yüzünü insanlardan bir şey istemekten korur; Allah’ın başkalarına emanet ettiği şeylere göz dikerek elini uzatmaktan uzak durur. Çünkü göklerin ve yerin hazinelerinin dolu olduğuna ve asla tükenmeyeceğine güvenmektedir. İnsan, elini insanlara uzatmanın apaçık bir zillet olduğunu ve kanaatin tükenmeyen bir hazine olduğunu bildiğinde, elinden kaçırdığı veya sahip olamadığı şeyler ona ağır gelmez. Rabbinin kendisine verdiği nimetlerle başkasına ihtiyaç duymaz. Kur’an-ı Kerim’de, istemekten sakınan ve izzetli olan kimselerin övüldüğü ayetler üzerinde ne kadar da düşünmeye muhtacız. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “(Sadakalar) Allah yolunda kendilerini adamış, yeryüzünde dolaşıp kazanç elde edemeyen fakirlere mahsustur. Onları tanımayan kimse, iffetlerinden dolayı onları zengin sanır. Sen onları simalarından tanırsın. Onlar insanlardan ısrarla istemezler.” (Bakara, 273) Şu ifadeyi özellikle düşünelim: “Onları tanımayan kimse, iffetlerinden dolayı onları zengin sanır.” Onlar, ihtiyaç içerisinde oldukları hâlde durumlarını insanlardan gizlemeleri ve başkalarına muhtaç görünmekten kaçınmaları sebebiyle, onları gören kimse zengin olduklarını zanneder. Bu ise onların nefislerinin izzetinden ve himmetlerinin yüksekliğinden kaynaklanmaktadır. Aynı şekilde Peygamberimiz ﷺ, iffet yolunda takip edilmesi gereken önemli bir nebevî kaideyi şöyle ortaya koymuştur: “Kim iffetli olmaya çalışırsa Allah onu iffetli kılar. Kim insanlardan müstağni olmaya çalışırsa Allah onu zengin kılar. Kim sabretmeye çalışırsa Allah ona sabır verir. Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir nimet verilmemiştir.” (Buhârî ve Müslim) İffet, Allah’ın izzetli kullara verdiği bir lütuftur. Kim iffet isterse Allah ona bu konuda yardım eder. Kalbini kör bir tamahtan arındıran kimseyi de Allah, kendi rızasıyla zengin kılar. Hatta Peygamberimiz ﷺ, malın hakikatini ve tabiatını açıklayarak ona aşırı göz dikmekten ve ona karşı aşırı istek duymaktan sakındırmıştır. Hakîm b. Hizâm رضي الله عنه’a şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz bu mal, göz alıcı ve tatlıdır. Kim onu gönül zenginliğiyle alırsa kendisi için bereketli olur. Kim de ona hırsla ve göz dikerek sahip olursa kendisi için bereketli olmaz… Üstteki el, alttaki elden daha hayırlıdır.” Salih selef de bu ince manayı kavramış ve hayatlarında fiilen yaşamışlardır. Ömer b. el-Hattâb رضي الله عنه şöyle demiştir: “Tamah fakirliktir, ümitsizce gözünü kesmek ise zenginliktir. Kul bir şeyden ümidini kestiğinde, artık ondan müstağni olur.” Abdullah b. Mesûd رضي الله عنه da aynı manayı vurgulayarak şöyle demiştir: “İnsanlardan müstağni olmak, en büyük zenginliktir.” Öyleyse iffet ve kanaat ehli olalım. Onurumuzu koruyalım, Allah’ın bizim için taksim ettiğine razı olalım ve O’nun verdiğiyle başkasına ihtiyaç duymayalım. Çünkü kalpler ancak böyle hayat bulur ve hayat böylece düzene girer. Allah’tan, helaliyle bizi haramdan müstağni kılmasını, bize yakîn ve rıza nimetini vermesini ve yüzlerimizi O’ndan başkasından istemekten korumasını niyaz ederiz.

  • 🌸 Sema Hadis Meclisi 📖 Online ve Ücretsiz 🕊️ Tek oturumda gerçekleştirilecektir. 🎓 Katılım sağlayanlara icazet belgesi verilecektir. Katılım Şartları: • Bu gönderiyi 24 saat durumunuzda paylaşmanız • Durum ekran görüntüsünü 0545 205 29 69 numarasına WhatsApp üzerinden göndermeniz • Ad Soyad bilginizi ve bayan olduğunuzu doğrulayan kısa bir ses kaydı iletmeniz https://whatsapp.com/channel/0029Va5YNkEEgGfEq9a0j630

  • 1 авг.908197

    без подписи

  • ​"العِلْمُ فِي الصُّدُورِ لاَ فِي السُّطُورِ" (El-İlmu fi's-sudûr lâ fi's-sutûr) "İlim satırlarda (kitaplarda) değil, sadırlardadır (göğüslerde / alimlerin kalbinde ve hafızasındadır)." Hocası Olmayanın Hocası Şeytandır!!!

  • без подписи

  • без подписи

  • Zor Günlerin Şifresi Rahat Günlerde Gizli! Resûlullah (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: ​"Sıkıntılı ve kederli anlarında Allah'ın kendisine icabet etmesini (duasını kabul etmesini) isteyen kimse, bolluk ve rahatlık zamanlarında duayı çok yapsın." (Tirmizî, Deavât 9; Hâkim, el-Müstedrek, 1/544)

  • 28 июл.1 135126

    “Günahların en büyük ve kul için en gizli cezalarından biri; kalbin katılaşması ve gaflete düşmesidir. Âlimlerin dediği gibi, günahın gizli cezaları vardır. Kulun namazdaki huzurunun elinden alınması, namaz vakitlerini hafife almaya başlaması – ki bu büyük günahlardandır – Kur’ân’ı tefekkür etmesinin ve gece namazında Rabbiyle baş başa kalmanın lezzetinden mahrum bırakılması bunlardandır. Katılaşmış ve manen ölmüş bir kalbin alametlerinden biri de; ölüleri ve cenazeleri görmesine rağmen ibret almaması, öğütleri ve Allah’ın ayetlerini işitmesine rağmen etkilenmemesi ve ders çıkarmamasıdır.” ▪️ Allah’ım! Kalplerimizi Sana güzel bir dönüşle döndür. Tevbemizi kabul et. Şüphesiz Sen, tevbeleri çok kabul eden ve çok merhamet edensin.

  • 28 июл.3 55996

    Bir müjde vereyim ! Çok yakında üç ayrı hadis meclisi açacağız . İcazetli. Duyuruları takip edin https://whatsapp.com/channel/0029Va5YNkEEgGfEq9a0j630

  • 26 июл.1 16689

    "Ey Ebu Zer! Tedbir gibi akıl, kendini haramdan tutmak gibi takva, güzel ahlak gibi asalet yoktur." Ebû Zer (radıyallahu anh) şöyle anlatıyor: Dedim ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Bana öğüt ver." Allah Resûlü sallâllahu aleyhi ve sellem, şöyle buyurdu: "Sana, yüce Allah'tan sakınmanı (takvayı) tavsiye ederim. Çünkü o her şeyin başıdır." "Kur'an okumaya ve Allah'ı zikretmeye devam et. Çünkü bu senin için gökte bir anılış, yerde ise bir nurdur." "Hayırlı sözler dışında uzun süre susmayı alışkanlık edin. Çünkü bu şeytanı senden uzaklaştırır ve din işinde sana yardımcı olur." "Çok gülmekten sakın! Çünkü o kalbi öldürür ve yüzün nurunu giderir." "Cihadı terk etme! Çünkü o benim ümmetimin ruhbanlığıdır." "Fakirleri sev ve onlarla otur." "Senden aşağıda olana bak, senden üstün olana bakma! Böyle yapman, Allah'ın sana verdiği nimeti küçümsememen için daha uygundur." "Akrabalarınla ilişkini sürdür, onlar seninle alakayı kesse bile!" "Acı da olsa doğruyu söyle!" "Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkma!" "Nefsinde bildiğin kusurlar, seni insanlara karşı kusur bulmaktan alıkoysun." "Kişiye şu üç özelliğin bulunması ayıp/kusur olarak ona yeter: İnsanlarda görüp de kendinde bilmediği kusurları tanıması, kendisi o haldeyken başkalarından utanması ve yanındakine eziyet etmesi." "Ey Ebu Zer! Tedbir gibi akıl, kendini haramdan tutmak gibi takva, güzel ahlak gibi asalet yoktur." – Bk. İbn Huzeyme, Sahih, 2/79 (No. 361); Taberânî, el-Mu‘cemü’l-kebîr, 2/157 (No. 1651)

  • Allâhümme innî es'elüke bi-enni eşhedu enneke Ente'llah, lâ ilâhe illâ Ente, el-Ehad, es-Samed, ellezî lem yelid ve lem yûled ve lem yekun lehû küfüven ehad." Anlamı; "Allah'ım, Senden yardım isterim. Çünkü şehadet ederim ki, Sen Allah'sın. Senden başka ilah yoktur. Birsin, Samed'sin. Doğmadın, doğurmadın. Hiçbir eşin ve benzerin yoktur. https://whatsapp.com/channel/0029Va5YNkEEgGfEq9a0j630

  • Âsım’dan, Ebû Osman’dan, Selmân el-Fârisî’den (radıyallahu anh) rivayet edilmiştir: “Kul, bolluk ve rahatlık zamanlarında Allah’a hamd eder ve O’nu zikrederse; sonra başına bir sıkıntı gelir de Allah’a dua ederse, melekler şöyle derler: ‘Bu, zayıf (muhtaç) bir kulun tanıdık sesidir.’ Sonra onun için şefaat ederler. Fakat kul, bolluk ve rahatlık zamanlarında Allah’ı zikretmez ve O’na hamd etmezse; sonra başına bir sıkıntı gelir de Allah’a dua ederse, melekler şöyle derler: ‘Bu, yabancı (tanınmayan) bir sestir.’ İbn Ebî Şeybe, el-Musannef, cilt 16, s. 232.

  • 20 июл.1 10083

    *"القرآن شفاء من الأدواء القلبية"* _"Kur'ân, kalbî hastalıklar için bir şifadır."_

  • 18 июл.1 253147

    Selef kadınları ile günümüz kadınları arasında »Said bin Meseyyib‘in eşi şöyle demiştir: “Biz, kocalarımızla ancak sizin yöneticilerinizle konuştuğunuz gibi konuşurduk: ‘Allah seni ıslah etsin, Allah sana afiyet versin.’” İşte bu, Selef kadınlarının edebidir; onlar kocanın hakkını yüceltir, dillerini korurlar ve meşru olan hususlarda ona itaati, Allah’a yakınlaşmak için yerine getirilen bir dinî görev olarak görürlerdi. Günümüzde ise birçok ev, kocalarına muhalefet eden, onların sözlerine önem vermeyen, onların kavvâmlığını (aile reisliği ve sorumluluğunu) tartışan kadınlarla imtihan olmuştur. Onlar işin kendi istedikleri gibi olmasını ve görüşlerinin kocalarına kabul ettirilmesini isterler. Eğer kocaları onlara uymazsa, çekişme başlar, sesler yükselir, huzur ve sükûnet kaybolur. Allahu-l-Musta'an« https://t.me/okuveeyuksel