İlmî Meseleler/Tefsir-Fıkıh-Hadis-Akaid
Статистика- Последний пост
- 13 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 2
- Всего постов
- 20
- Тип
- открытый
- Язык
- und
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 14 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 40
- 1/48двое суток
- 45
- 1/72трое суток
- 49
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Fahruddîn er-Râzî —Allah ona rahmet eylesin— şöyle dedi: "Ömrümün başından sonuna kadar tecrübe edip gördüğüm husus şudur ki: İnsanoğlu ne zaman bir işinde Allah’tan başkasına güvenip bel bağlarsa, bu durum bir imtihan, çile, darlık ve musibet sebebi olmuştur. Kul ne zaman ki yalnızca Allah’a dayanıp güvenir ve mahlûkattan hiç kimseye yönelmezse, o talep edilen hayırlı netice en güzel şekilde müyesser olmuştur. Bu tecrübe, ömrümün evvelinden elli yedi yaşıma ulaştığım şu ana dek kesintisiz bir biçimde benim için doğrulanıp durmuştur. İşte bu sebeple kalbim kararlaştırmıştır ki: İnsan için Allah Teâlâ’nın lütuf ve ihsanından başka hiçbir şeye bel bağlamakta asla bir maslahat (fayda ve selamet) yoktur." Bkz. Tefsir, 18/462 (Yusuf suresi 42. âyetin tefsiri) كتاب تفسير الرازي = مفاتيح الغيب أو التفسير الكبير (18/462) shamela.ws/book/23635/3187
без подписи
Mustafa Güngör kişisinden fotoğraf https://youtu.be/xPiSYAK64Dg?si=-Cs8mvEOyYili9La
ALLAH RIZASI İÇİN HERKES KENDİ PROFİLİNDE PAYLAŞSIN. CUMALİ HOCAYA YAPILAN BU ZULME KARŞI DESTEKLEYELİM. İFTİRA İLE DEĞİL, İLİM İLE KONUŞUN! Cumali Gökçe Hoca yalnız değildir! Cumali Gökçe Hoca, camide yaz Kur'an kursunda çocuklara Allah'ın arşının üzerinde olduğunu anlattı. BUNU SÖYLEMEK SUÇ DEĞİLDİR. ❌ Vahhabi, Harici, Tekfirci iftiraları atılıyor. ❌ Görev yaptığı caminin adresi paylaşılarak hedef gösteriliyor. ❌ CİMER'e şikâyet edilerek görevden alınması isteniyor. ❌ Sosyal medyada linç edilerek karalanmaya çalışılıyor. 👥 BİZ, İLİM EHLİNE SAHİP ÇIKIYORUZ! ☑ Doğruyu anlattığı için değil, Allah'ın rızası için konuştuğu için yanındayız. ☑ Çocuklarımıza doğru inancı öğretmesini destekliyoruz. ☑ Zulme, iftiraya ve haksızlığa karşı duruyoruz. Fakat bazı çevreler tarafından; "Bir hocanın anlattıklarına katılmayabilirsiniz. Delille cevap verebilirsiniz. İlmî tenkit yapabilirsiniz. Fakat bir imamı yaftalarla hedef almak, iftira atmak ve linç kampanyaları yapmak İSLAM AHLAKINA SİĞMAZ! Fikirler delille tartışılır; iftirayla değil. Bir Müslümanın şerefini, haysiyetini ve görevini hedef alan kampanyalar ne Kur'an'ın ne de Sünnet'in öğrettiği ahlâkla bağdaşır. Bugün susturulmak istenen bir imam olabilir; yarın aynı yöntem başkasına uygulanabilir. Eğer bir sözün yanlış olduğu düşünülüyorsa, cevabı yine ilimle ve delille verilmelidir. Hakaret, yaftalama ve linç kampanyaları hakikati ortaya çıkarmaz."* ALLAH TEÂLÂ BUYURUR: Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın, olabilir ki onlar, kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları alaya almasın..." (Hucurât, 49/11) Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın..." (Hucurât, 49/12) [Alt Alt Bölüm - Alt Bilgiler ve Sloganlar] İftiraya değil ÂDALETE, Linçe değil İLME SAHİP ÇIKALIM! HAKİKAT, BASKIYLA DEĞİL; DELİLLE ORTAYA ÇIKAR! ♥ CUMALİ GÖKÇE HOCA'YA YAPILAN ZULMÜ REDDEDİYORUZ! İLME, HİZMETE VE HAKİKATE SAHİP ÇIKIYORUZ!
без подписи
İFTİRA İLE DEĞİL, İLİM İLE KONUŞUN! Bir hocanın anlattıklarına katılmayabilirsiniz. Delille cevap verebilirsiniz. İlmî tenkit yapabilirsiniz. Fakat bir imamı; "Vahhabi", "Harici", "Tekfirci" gibi yaftalarla hedef göstermek, görev yaptığı caminin adresini paylaşarak insanların önüne atmak, CİMER'e organize şekilde şikâyet ederek susturmaya çalışmak, ilim ehline yakışan bir tavır değildir. Fikirler delille tartışılır; iftirayla değil. Bir Müslümanın şerefini, haysiyetini ve görevini hedef alan kampanyalar ne Kur'an'ın ne de Sünnet'in öğrettiği ahlâkla bağdaşır. Bugün susturulmak istenen bir imam olabilir; yarın aynı yöntem başkasına uygulanabilir. Eğer bir sözün yanlış olduğu düşünülüyorsa, cevabı yine ilimle ve delille verilmelidir. Hakaret, yaftalama ve linç kampanyaları hakikati ortaya çıkarmaz. Allah Teâlâ buyurur: "Ey iman edenler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın..." (Hucurât, 49/11) Ve yine: "Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının..." (Hucurât, 49/12) Hakikat, baskıyla değil; delille ortaya çıkar. İftiraya değil adalete, lince değil ilme sahip çıkalım.
без подписи
⚡ Özgür İrade Var Mıdır? | Münazara Tamamlandı Özgür irade gerçekten var mı? İnsan seçimlerini özgürce mi yapıyor, yoksa tüm fiilleri önceden belirlenmiş mi? Bu önemli konu, gerçekleştirilen münazarada farklı bakış açılarıyla ele alındı. Deliller, itirazlar ve karşılıklı değerlendirmelerle kapsamlı bir tartışma ortaya konuldu. 🎙️ Mustafa Güngör (Müslüman) 🎙️ Hz. Furkan (Ateist) Münazarayı izleyen herkese teşekkür ederiz. Münazara Linki 👇 https://youtu.be/G1Xf33tzSzk?si=eNy36dz_OLZr0kqT
MÜNAZARA TADINDA MÜZAKERE Ebu Zerka, İbn Teymiyye'nin Allah'ın Arş'ın üzerinde olduğu ve Allah'ın Arş'a temas ettiği görüşünü Savunuyor. Dt.Kenan Göloğlu ise bu anlayışın, Spinoza'nın panteizm anlayışıyla benzerlik taşıdığını ileri sürüyor. youtu.be/yrdvkDlBTL0?si…
MÜSLÜMANLAR VE ATEİSTLER ARASINDA BÜYÜK MÜNAZARA Mustafa Güngör & Ömer Ergün(Müslüman Taraflarlar) VS Hz. Furkan35 & Hacı Soner(Ateist Taraflar) KONU: ÖZGÜR İRADE VAR MIDIR? İnsan seçimlerinde gerçekten özgür müdür? Yoksa tüm tercihleri önceden belirlenmiş sebeplerin bir sonucu mudur? İnanç, akıl, mantık ve felsefenin en önemli meselelerinden biri olan özgür irade konusu tüm yönleriyle masaya yatırılıyor. Farklı görüşler, güçlü argümanlar ve dikkat çekici sorular... 📢 Kararı siz verin! ⏳ ÇOK YAKINDA
İBN TEYMİY'YE SELEFİSİ İLE SOFİ EŞARİ ARASINDA İSİM SIFAT TARTIŞMASI 🎙 MUSTAFA GÜNGÖR 🎙 NURKAN TÜRK Allah'ın İsim ve Sıfatları meselesi üzerine, tamamen spontane gelişen bir münazara gerçekleştirdik. Önceden planlanmış bir yayın değildi; konu açıldı, görüşler ortaya konuldu ve deliller konuştu. DİNLEYEN LİNKE TIKLAYARAK İZLEYEBİLİR. 👇 https://youtu.be/-ZzCkSg2EbM?si=yPL7Dyjy5NnfekiW
İbn Teymiyye Diyor Ki ; Kur'ân'ın kimi zaman meleğe, kimi zaman Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e nispet edilmesi, bu nispetin âyetlerin bir kısmının meydana getirilmesi veya oluşturulması bakımından değil de tebliğ ve edası bakımından olduğunu gösterir. Ne var ki, Eş'arî mezhebinden bidate saplanan bazıları Kur'ân'ın harflerinin ilk olarak Cebrail'den veya Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)'den kaynaklandığını iddia etmişlerdir. Onlar bunu söylemekle kısmen, "Vahyi kendi üstün özellikleri ve gücü ile oluşturduğunu" iddia eden müşrik Araplardan "Bu Kur'ân, bir insan sözüdür" diyenlere benzemişlerdir. Yine aynı şekilde Kur'ân'ın manasını ve harflerini Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in oluşturduğunu ve âlimlere bilginin aktığı gibi ona da bu tür sözlerin aktığını iddia eden bazı felsefecilere benzemişlerdir. (Kaynak Mecmu'ul Fetava 2. Cilt Sayfa 69)
İSLÂM DÜŞÜNCESİNDE KÖTÜLÜK SORUNU VE TEODİSE “Eğer Allah mutlak iyi ve mutlak kudret sahibi ise dünyada neden kötülük var?” Felsefe ve kelâm tarihinin en büyük tartışmalarından biri olan “kötülük problemi”ni; İslam düşüncesi çerçevesinde ele aldım. Bu videoda: • Ateist itirazlar • Eş’arî, Mâtürîdî ve Selefî yaklaşımlar • İbn Teymiyye, Fahreddin er-Râzî’nin değerlendirmeleri . Farabi ve İbn Sinanın Değerlendirmeleri • Hikmet, imtihan ve özgür irade meselesi • “Şer mutlak mıdır?”Müstakil Bir Kötülük Varmıdır sorusu detaylı şekilde inceleniyor. İyi seyirler. 🎥 Video Linki 👇 https://youtu.be/qz9GzLY3QdI?si=It28JOJfMXKHkdet
FAHREDDİN RÂZÎ TEFSÎRİ SEBE’ SÛRESİ 23 "De ki: "Allah'dan başka, (O'nun ortağı olduğunu) İddia ettiklerinize istediğiniz kadar yalvann. Onların ne göklerde, ne yerde, bir zerre miktarına bile güçleri yetmez. Onların, buralarda hiçbir ortaklığı olmadığı gibi, O'nun dabunlardan bir yardımcısı yoktur. O'nun katında, kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez. Nihayet kalblerinden korku giderildiği zaman, "Rabbiniz ne buyurdu?" derler, "hakkı" cevabını verirler. O, çok yüce ve çok büyüktür". Allahü teâlâ, şükrederlerin ve inkâr edip (nankörlük edenlerin) durumlarını açıklayıp, onlara geçmiş kavimlerin hallerinden bahsedince, tekrar onlara hitab ederek, Peygamberine, "müşriklere, bir "tehekküm (istihza) üslubuyla de ki: "Sizden zararları giderebilecek, Allah'ın dışında, ilah olduğunu iddia ettiğiniz kimseleri çağırınız" buyurmuştur. Şirk Saikleri Daha sonra o taptıkları şeylerin, hiçbir şeye sahip ve kadir olmadıklarını "Onlar ne göklerde, ne yerde bir zerre miktarına bile güçleri yetmez" ifâdesiyle bildirmiştir. Bil ki İnsanları şirke sevkeden yollar dörttür: 1) Şöyle diyenlerin ifade ettiği husus: "Allah gökleri ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, kendi hükümleri içinde yaratmıştır. Biz de, yerdekiler sınıfındanız. O hakle, göklerde bulunan yıldızlara ve meleklere ibadet etmeliyiz. Çünkü onlar bizim; Allah'da onların ilahıdır." İşte bundan dolayı Cenâb-ı Hak, bunların görüşlerinin yanlışlığını göstermek için, "Onlar, sizin de itiraf ettiğiniz gibi, göklerde bir şeye malik değillerdir. Yerlerdeki durumları ise, sizin iddia ettiğinizin aksinedir" demiştir. 2) Şöyle diyenlerin ifade ettiği husus: "Gökler Allah tarafından, müstakil (ayrı) olarak yaratılmıştır. Yerdekiler de Allah'dandır, ama yıldızlar vasıtasıyladırlar. Çünkü Allahü teâlâ, yerdeki unsurları (elementleri) ve terkibleri (bileşenleri), Gökteki yıldızların biraraya gelmeleri, hareketleri, doğup-batmaları sayesinde yaratmıştır. "Böylece bunlar, Allah'dan başkasını, yeryüzü Hanlığı hususunda Allah'a ortak koşmuşlar, birinciler ise, yeri başkasına, göğü Allah'a vermişlerdir. İşte bu sebeble Cenâb-ı Hak, bunların düşüncelerinin yanlışlığını göstermek için de, "Onların buralarda hiçbir ortaklığı yoktur" yani, "Yer de, tıpkı gök gibi, başkasına değil, ancak Allah'a aittir ve yerde de başkalarının hissesi yoktur" buyurmuştur. 3) Şöyle diyenlerin ifâde ettiği husus: "Kainattaki terkiblerin ve hadiselerin tamamı, Allah'dandır. Fakat Allah bu işleri, yıldızlara bırakmıştır. Kendisine müsaade edilenin işi, müsaade edene nisbet edilir ve esas yapana nisbet edilmez. Bunun örneği şudur: Bir padişah, idare ettiği kimselere (adamlarına), "Falancayı dövün" deyip, onlar onu sövdüklerinde, Örten, "Padişah, falancayı dövdü" denilir. Yine bir kimsenin örfe göre, "Falanca falancayı dövmedi. Padişah ona onu dövmesini emrettiği için, o onu dövdü" demesi doğru olur. Binâenaleyh bunlar da, göktekileri, Allah'ın yardımcıları (adamları-askerleri) kabul etmişlerdir. İşte bu sebeble Cenâb-ı Hak, bunların da bu görüşlerinin yanlışlığını göstermek için, "Onun da bunlardan bir yardımcısı yoktur" buyurmuştur. Bu, "Allah, hiçbir kimseye hiçbir iş bırakmamış. Aksine herşeyin korucuyusu, gözeticisi ve yöneticisi O'dur" demektir. 4) Şöyle diyenlerin ifade ettiği husus: "Biz, bize şefaat etsinler diye, meleklerin şeklindeki putlara ibadet ediyoruz." Cenab-ı Hak, bunların görüşlerinin yanlışlığını da göstermek için, "O'nun katında, kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaat fayda vermez" buyurmuştur. Binâenaleyh Allah'dan başkasına kulluk etmenizde bir fayda yoktur. Çünkü Allah Tealâ, kendisinden başkasına ibadet edenler çin, şefaat edilmelerine müsaade etmez. O halde, sizin onlardan şefaat ummanız sebebiyle, (yapılabilecek) şefaati bile elden kaçırmış olursunuz.
без подписи
без подписи
без подписи
без подписи
TARTIŞMA ALLAH'TAN BAŞKASINA İSTİĞASE YAPMAK ŞİRK Mİ? CAİZ Mİ?? BİDAT Mİ? https://youtu.be/Ilh7-P-WDb0?si=XNubWf8A35S67tuy
İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir "Hammâd b. Ebî Süleyman ve onu izleyen kimseler imânın derece üstünlüğünü, amelin imâna dahil olmasını ve imânda istisnayı inkâr ettiler. İşte bunlar "Mürcîetu'l-Fukâha" kimselerdir. Kûfe ehlinin imâmı ve Hammâd b. Ebî Süleyman'ın şeyhi İbrahim en-Nehâî ve emsalleri ve ondan önce gelen İbn Mes'ûd'un ashabı Alkame ve Esved gibileri ise Mürcîe'ye muhalefet etmede insanların en şiddetlisi idiler ve imanda istisnayı kabul ederlerdi. Lakin Hammâd b. Ebî Süleyman selefe muhalefet etti, ona uyanlar da onu takip etti. Böylece Kûfe ehlinden bazı kimseler ve onlardan sonra gelenler de bu guruba dahil oldular. Sonra Selef ve İmâmların onlara karşı inkârları şiddetlendi; onları bid‘atçilik ile suçlayıp ve onlar hakkında oldukça ağır sözler söylemişlerdir. Bununla beraber seleften hiç bir kimsenin onları tekfir ettiklerini bilmiyorum. *Bilakis; Selef onların (Fukâha Mürcîe'sinin) bu hususta tekfir edilmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir."* (Mecmuû'l-Fetâva: 7: 507)