tgindex
Keskin Kılıçlar

Keskin Kılıçlar

Статистика
@Salafii21узбекский

' كَزَبُوا اﻻَنَ اﻻَنَ جَاءَ الْقِتَالُ ↪️ @Zeyd_BinHarise

Последний пост
13 июл.
Последнее чтение
13 авг.
Постов за неделю
0
Всего постов
20
Тип
открытый
Язык
узбекский
В каталоге с
13 авг.
Подписчики
437
+1 за 3 дн.
Сутки
0
0,00%
Неделя
 
Месяц
 
Просмотров на пост
761
20 постов
Вовлечённость
174,1%
к подписчикам
Постов в день
0,0
всего 20
Упоминаний
0
каналов
Охват размещения
оценка
1/24сутки в ленте
1/48двое суток
1/72трое суток

Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.

Посты

  • قال العلّامةُ أبو العبّاسِ القُرطبيُّ رَحِمَهُ الله: "مَنْ دَاومَ على تَركِ السُّننِ؛ كان ذلكَ نَقصاً في دِينِه، و قَدْحاً في عَدالتِه.ولقدْ كان صَدْرُ الصّحابَةِ ومَنْ بَعْدَهُم يُثابرونَ على فِعْلِ السُّننِ والفَضائلِ مُثَابَرتَهُم على الفَرائِضِ، ولم يَكُونوا يُفرِّقُونَ بينهُما في اغْتِنامِ ثوابهِما" (المفهم لما أشكل من تلخيص كتاب مسلم: ١: ١٦٦) Âlleme Ebû'l-Abbâs el-Kurtubî rahimehullah şöyle demiştir: "Kim sünnetleri terk etmeye devam ederse, bu onun dininde bir eksiklik olur ve o kimsenin adalet vasfını zedeler.Muhakkak ki sahabelerin öncüleri ve onlardan sonra gelenler sünnetleri ve faziletli amelleri, farzları yerine getirmedeki zorunlulukları gibi yapmaya devam ederlerdi.Onlar savap elde etme hususunda bu ikisi arasında bir ayrım yapmazlardı." (el-Müfhim Limâ Eşkele Min Telhîsi Kitâbi Müslim: 1: 166) @Salafii21

  • 9 июл.55231из el_ilim21

    قالَ اللهُ تَعَالَىٰ:  " قَدْ كَفَرْتُمْ "  (التوبة: ٦٦) Allahu Teâla şöyle buyurmuştur: "Kesinlikle kâfir oldunuz" (Tevbe: 66) قال ابنُ الجَوزيِّ رَحِمَهُ اللهُ: " أي: قد ظهَر كُفرُكم بَعدَ إظهارِكم الإيمانَ، وهذا يدُلُّ على أنَّ الجِدَّ واللَّعبَ في إظهارِ كلمةِ الكُفرِ سواءٌ" (زاد المسير: ٢: ٢٧٥) İbn Cevzî rahimehullah şöyle demiştir: "Yani İmânınızı izhâr ettikten/açığa vurduktan sonra küfrünüzü izhâr ettiniz/açığa vurdunuz.İşte bu küfür kelimesini açığa vurmada ciddiyet ile şaka yapma arasında bir fark olmadığına delildir." (Zadu'l-Mesîr: 2: 275) @el_ilim21

  • قَالَ الإمامُ مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الوَهَّابِ رَحِمَهُ اللَّهُ:  "وَاعْلَمْ أَنَّ مِنْ حُقُوقِ الأُخُوَّةِ فِي اللَّهِ: إِدَامَةَ الدُّعَاءِ لِإِخْوَانِكَ فِي أَوْقَاتِ الإِجَابَةِ" (الدُّرَرُ السَّنِيَّة: ٨: ٣٩٩) İmâm Muhammed b. Abdulvehhab rahimehullah şöyle demiştir: "Bil ki;Allah için kardeşliğin haklarından biri de; Duâ'ya icabet edildiği vakitlerde kardeşine duâ etmeyi devam ettirmendir." (Ed-Dureru's-Seniyye: 8: 399) @Salafii21

  • ' @Salafii21

  • قال شيخ الإسلام ابن تيمية رحمه الله: "وكَانَت الكُوفة بِهَا قَوْم مِن الشِّيعة المُنْتَصِرين لِلْحُسَين، وكَان رَأْسُهم المُخْتار بْن أَبِي عُبَيْدٍ الكَذَّاب، وقَوم مِن النَّاصِبة المُبْغِضِين لَعَلِيٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ وأَوْلاده، وَمِنْهُمُ الْحَجَّاجُ بْنُ يُوسُفَ الثَّقَفِيُّ. وَقَدْ ثَبَتَ فِي الصَّحِيحِ عَن النَّبِيِّ-ﷺ- أَنَّهُ قَالَ: "سَيَكُونُ فِي ثَقِيفٍ كَذَّابٌ وَمُبِيرٌ" أخرجه مسلم كِتَابِ فَضائلِ الصَّحابة، بَاب ذِكر كَذَّاب ثَقِيف ومُبِيرِها. فَكان ذَلك الشِّيعِيُّ: هُو الكَذَّاب، وهَذا النَّاصِبِيُّ: هُو المُبِيرَ، فَأَحْدث أُولَئك الْحُزْن، وأحْدَث هَؤُلَاء السُّرور. ورَوَوْا: أَنَّه "مَنْ وَسَّعَ عَلَى أَهْلِهِ يَوْمَ عَاشُورَاءَ؛ وَسَّعَ اللَّهُ عَلَيْهِ سَائِرَ سَنَتِهِ" قَالَ حَرْبٌ الكِرْمَاني: سَأَلت أَحْمد بْن حَنبل عَنْ هَذا الحَدِيث، "فَقَال: لَا أَصْل لَه، ولَيْس لَه إِسْناد يَثْبت." فصار أقوام يَسْتَحِبُّون يَوْم عَاشُورَاءَ: الِاكْتِحَال والِاغْتِسَال والتَّوْسِعة عَلى الْعِيَال وإِحْداث أَطْعِمة غَيْر مُعْتادة. وهَذِه بِدْعة أَصْلها مِن المُتَعَصِّبين بِالبَاطل عَلى الحُسَين رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ، وتِلْك بِدْعة أَصْلها مِن المُتَعَصِّبين بِالباطل لَه، وكُلُ بِدْعَة ضَلَالة، ولَم يَسْتَحبّ أَحد مِن أَئِمَة المُسْلِمين الأَرْبعة وغَيْرهم لَا هَذا ولَا هَذا، ولَا فِي شَيْءٍ مِن اسْتِحبابِ ذَلك حُجَّة شَرعِيَّة. بَل المُسْتحبُ يَوم عَاشُورَاء: الصِّيام عِند جُمهور العُلَمَاء، ويُسْتَحبُ أَن يُصام مَعه التَّاسع، ومِنْهم منْ يَكْره إِفْرَاده بِالصِّيام، كَما قَدْ بُسِطَ فِي مَوْضِعِهِ" (منهاج السنة: ٤ :٥٥٤-٥٥٦) Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye’ye rahimehullah şöyle demiştir: "Kûfe'de Hüseyin'i destekleyen Şiî'lerden bir topluluk vardı.Bunların başında ise yalancı Muhtar b. Ebî Ubeyd bulunmaktaydı.Ayrıca Ali radıyallahu anh ve evlatlarına buğzeden Nasibî'lerden de bir topluluk vardı, Haccâc b. Yusuf es-Sekafî ise onlardan biri idi. Sahîh'de sabit olduğuna göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Sakif'te bir yalancı ve bir de helak edici çıkacaktır" Müslim bunu "Kitabu Fadaîlu's-Sahabe" de "Sakif"in Yalancısı ve Helak Edicisi'nin Zikri babı"`nda tahriç etmiştir. Şu Şiî olan yalancı idi, diğeri Nasibî olan da helak edici idi.Biri (Şiî'ler) hüzün ve matem bid'atini ihdas ettiler, diğeri (Nasibîler) ise sevinç ve neşe bid‘atini ihdas ettiler. Ve şunu rivayet ettiler: "Kim Âşûra günü Ailesine geniş davranırsa, -yani bol harcama yaparsa- Allah da yılın kalanda ona genişlik (bolluk) verir." Harbu'l-Kirmanî dedi ki: Ahmed b. Hanbel'e bu hadisi sordum, dedi ki: "Onun bir aslı ve sabit bir isnadı yoktur." Böylece bazı topluluklar Âşûra günü sürme çekmeyi, gusletmeyi,aileye harcamada geniş davranmayı ve alışılmışın dışında yeni yemekler ihdas edip bunları müstehap gördüler. İşte bu bid'âtın aslı Hüseyin radıyâllahu anh'a karşı batıl ile aşırı giden kimselerden kaynaklanmaktadır.Aynı şekilde şu bid‘at'ın aslı da ona karşı batıl ile aşırı giden kimselerden kaynaklanmaktadır.Her bid'at ise sapıklıktır.Müslümanların dört imamı ve diğerlerinden herhangi biri ne bunu (hüzün ve matemi) ne de şunu (sevniç ve neşeyi) müstehap görmemiştir.Bunların müstehap olduğu hususunda hiçbir şer'î hüccet de yoktur. Bilakis, Âşûra günü müstehap olan şey; Cumhur Ulemaya göre oruç tutmaktır.Ayrıca bereberinde dokuzuncu günü ile birlikte oruç tutmayı da müstehap görmüşlerdir.Alimlerden bazıları ise Âşûra gününü tek başına oruçlu geçirmeyi mekruh görmüşlerdir.Nitekim bu konu detaylı bir şekilde yerinde açıklanmıştır." (Minhacu's-Sünne: 4: 554-,556) https://t.me/Salafii21/67 @Salafii21

  • قال النووي رحمه الله في شرحه لقول النبي صلى الله عليه وسلم: "أمرت أن أقاتل الناس حتى يشهدوا أن لا إله إلا الله، ويؤمنوا بي وبما جئت به" " فيه دلالة ظاهرة لمذهب المحققين والجماهير من السلف والخلف أن الإنسان إذا اعتقد اعتقادا جازما لا تردد فيه كفاه ذلك، وهو مؤمن من الموحدين، ولا يجب عليه تعلم أدلة المتكلمين ومعرفة الله تعالى بها خلافا لمن أوجب ذلك وجعله شرطا في كونه من أهل القبلة وزعم أنه لا يكون له حكم المسلمين إلا به، وهذا المذهب هو قول كثير من المعتزلة وبعض أصحابنا المتكلمين، وهو خطأ ظاهر؛ فإن المراد التصديق الجازم وقد حصل؛ ولأن النبي صلى الله عليه وسلم اكتفى بالتصديق بما جاء به صلى الله عليه وسلم ولم يشترط المعرفة بالدليل" (شرح صحيح مسلم: ١: ٢١٠) İmâm Nevevî rahimehullah Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: "Allah'tan başka hiç bir ilâh olmadığına şehadet edinceye, bana ve benim getirmiş olduklarıma iman edinceye kadar insanlarla savaşmakla emrolundum" hadisin şerhinde şöyle demiştir: "Bunda selef ve halefin büyük çoğunluğunun üzerinde bulunduğu muhakkik alimlerin mezhebinin lehine açık bir delil vardır ki o da şudur: Bir insan İslam dinine herhangi bir şekilde tereddüt etmeden kesin bir şekilde inanacak olursa onun bu inancı ona yeterlidir ve o kimse muvahhidlerden bir mümindir.Bu kişiye kelamcıların delillerini öğrenmesi ve bu deliller yoluyla Allah'u Teâla'yı bilmesine ihtiyacı yoktur.Bu durum ise bunu vacip gören ve bunu kişinin ehli kıble olmasının şartı olarak kılan ve bu olmadan kişinin müslümanların hükmünde olmayacağını sanan kimselerin görüşüne muhaliftir.Bu muhalif görüş ise Mutezîle mezhebinin çoğunluğunun ve ashabımızdan bazı kelamcıların görüşüdür.Bu ise açık bir hatadır.Çünkü maksad kesin tasdiktir, o da hasıl olmuştur.Bunun için Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem kendisinin getirdiklerinin tasdik edilmesi ile yetinmiş ayrı olarak delil bilmeyi şartı koşmamıştır." (Şerhu Sahîh-i Müslim: 1: 210) @Salafii21

  • ' @Salafii21

  • قَالَ شَيْخُ الْإِسْلَامِ ابْنُ تَيْمِيَّةَ رَحِمَهُ اللَّهُ: "وَقَدْ نَصَّ أَحْمَد وَغَيْرُهُ مِنْ الْأَئِمَّةِ: عَلَى عَدَمِ تَكْفِيرِ هَؤُلَاءِ الْمُرْجِئَةِ. وَمَنْ نَقَلَ عَنْ أَحْمَد أَوْ غَيْرِهِ مِنْ الْأَئِمَّةِ تَكْفِيرًا لِهَؤُلَاءِ؛ أَوْ جَعَلَ هَؤُلَاءِ مِنْ أَهْلِ الْبِدَعِ الْمُتَنَازَعِ فِي تَكْفِيرِهِمْ فَقَدْ غَلِطَ غَلَطًا عَظِيمًا؛ وَالْمَحْفُوظُ عَنْ أَحْمَد وَأَمْثَالِهِ مِنْ الْأَئِمَّةِ؛ إنَّمَا هُوَ تَكْفِيرُ الْجَهْمِيَّة وَالْمُشَبِّهَةِ وَأَمْثَالِ هَؤُلَاءِ وَلَمْ يُكَفِّرْ أَحْمَد " الْخَوَارِجَ " وَلَا " الْقَدَرِيَّةَ " إذَا أَقَرُّوا بِالْعِلْمِ؛ وَأَنْكَرُوا خَلْقَ الْأَفْعَالِ وَعُمُومَ الْمَشِيئَةِ؛ لَكِنْ حُكِيَ عَنْهُ فِي تَكْفِيرِهِمْ رِوَايَتَانِ. وَأَمَّا " الْمُرْجِئَةُ " فَلَا يَخْتَلِفُ قَوْلُهُ فِي عَدَمِ تَكْفِيرِهِمْ؛ مَعَ أَنَّ أَحْمَد لَمْ يُكَفِّرْ أَعْيَانَ الْجَهْمِيَّة وَلَا كُلَّ مَنْ قَالَ إنَّهُ جهمي كَفَّرَهُ وَلَا كُلَّ مَنْ وَافَقَ الْجَهْمِيَّة فِي بَعْضِ بِدَعِهِمْ؛ بَلْ صَلَّى خَلْفَ الْجَهْمِيَّة الَّذِينَ دَعَوْا إلَى قَوْلِهِمْ وَامْتَحَنُوا النَّاسَ وَعَاقَبُوا مَنْ لَمْ يُوَافِقْهُمْ بِالْعُقُوبَاتِ الْغَلِيظَةِ لَمْ يُكَفِّرْهُمْ أَحْمَد وَأَمْثَالُهُ؛ بَلْ كَانَ يَعْتَقِدُ إيمَانَهُمْ وَإِمَامَتَهُمْ؛ وَيَدْعُو لَهُمْ؛ وَيَرَى الِائْتِمَامَ بِهِمْ فِي الصَّلَوَاتِ خَلْفَهُمْ وَالْحَجَّ وَالْغَزْوَ مَعَهُمْ وَالْمَنْعَ مِنْ الْخُرُوجِ عَلَيْهِمْ" (مجموع الفتاوىٰ: ٧: ٥٠٧) Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir: "İmâm Ahmed ve diğer imâmlar bu tür (Fukâha) mürcîe'sinin tekfir edilmeyeceğini açıkça belirtmişlerdir.Ahmed ve diğer imâmlardan bu tür mürcie'nin tekfir edildiğini veya bunların hakkında tekfir edilip edilmemesinin tartışma konusu olan bid‘at ehli kategorisinde olduğunu nakledenler, büyük bir yanılgıya düşmüştür.Ahmed ve benzeri imâmlardan mahfuz olan Cehmîyye ve Müşebbihe ve bunların emsallerinin tekfiri hakkındadır.İmâm Ahmed Harîcileri ve ilmi kabul ettikleri halde fiillerin yaratılışını ve umumi meşieti reddeden kaderiyyeyi dahi tekfir etmemiştir.Lakin ondan bunların tekfiri konusunda iki rivayet nakledilmiştir. Mürcîe'ye gelince; Onun sözünde bunların tekfir edilmeyeceği konusunda bir ihtilaf yoktur.Bununla beraber Ahmed; Cehmîyye'den herkesi tekfir etmemiştir, Her Cehmî olduğunu söyleyen kimseyi de, Cehmîyye'ye bazı bid‘atlerinde muvafakat eden herkezi de tekfir etmemiştir.Bilakis; kendi bid'âtlerine insanları davet edip onları imtihan eden ve kendilerine uymayanları ağır cezarlarla cezalandıran Cehmiyye’nin arkasında namaz kılmıştır.Ahmed ve benzeri İmâmlar onları tekfir etmemiştir.Bilakis; Onların imanlarına ve imametlerine inanır, onlara dua eder, onlara uyup arkalarında namaz kılmayı, onlarla beraber hac yapıp cihada katılmayı,onlara isyan edip ayaklanmayı ise yasaklıyordu." (Mecmuû'l-Fetâva: 7: 507) Eşarî'lere "Cehmî"; "Kâfir" Diyen Bilgisiz Cühela Haddadîler! Bu Ümmet İçinde Cehmîyye Başta Olmak Üzere Diğer Saîr Bid'ât Ehli Fırkaları Bozguna Uğratan Eşarîlerden Başka Kimse Değildir.Bu Sancaktarı Taşıyan Eşarilerdir, Bunu Böyle Bilin.. Hiç kimse Eşarîleri Tekfir Etmemiştir, Bırak Eşârîlerî, İmâm Ahmed ve Diğer İmâmlar Cehmîyye'den Dahi Herkezi Tekfir Etmemiştir.Mürcieden Dahi Herkezi Tekfir Etmemiştir, Fukâha Mürcîe'sinin Kâfir Olmadığı Hususunda İse İttifak Vardır.Sizler İse Fukâha Mürcîe'sinden Ebû Hanîfe'ye "Kâfir" Diyerek ve Eşarîlere Kâfir Diyerek Bid'âtçilik Yapmaktasınız.. Bu Böyledir! Sen Orda Eşarî'ler Kafirdir Dersen, Bırak Eşarileri; Seni Alır Cehmîyyenin Tekfirine Götürürler, Sen de Uyuz Başını Kaşır Durursun.. Şimdi Siz İmâm Ahmed ve Diğer İmamların Yolu Olan "Ehli Eser" mi Oluyorsunuz; Yoksa "Ehli Zındık" mı Olmuş Oluyorsunuz ? Ne Kadar Zındık Varsa "Ebû Bilmem Ne el-Bilmem Ne"; "Bilmem Ne Hoca": "Ehli Eser" Adı Altında YouTube'de Kanal Açmış; "Eşarî'ler Cehmîdir,Kâfirdir" Diye Video Çekiyor. Ne Kadar Cahil Zındık Hadaddî Varsa Hepsi "Ehl-i Eser" Olmuş; Ama Nedense Kanalımızdaki Hadaddî'lerin Burunlarını Yere Sürten Onlarca, Belki Yüzlerce Paylaşımlardan Görüldüğü Gibi Selefin Ehli Eseri İse Hep Kendilerinden Beri Olmuş.. Kardeşlerim Uzak Durun Bu Zındıklardan İnşallah. @Salafii21

  • 25 мая8051из Salafii21

    عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْــــــــرِو بْنِ الْعَاصِ رَضِيَ اللهُ عَنْهُمَا أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ قَالَ: "خَيْرُ الدُّعَاءِ دُعَاءُ يَوْمِ عَرَفَةَ، وَخَيْرُ مَا قُلْتُ أَنَا وَالنَّبِيُّونَ مِنْ قَبْلِي: لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَمْدُ، وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ" (رَوَاهُ التِّرْمِذِ:يُّ: ٣٥٨٥) Abdullah b. Amr b. As radıyâllahu anhuma'dan rivayet edildiğine göre Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Duâ'ların en hayırlısı arefe günü yapılan duâ'dır.Ben ve benden önceki Nebî'lerin söylediği en hayırlı söz: Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh, lehu’l-mülkû ve lehu’l-hamdû ve huve alâ kulli şey’in kadîr”  (Tirmizî: 3585) قَالَ الحَافِظُ ابْنُ عَبْدِ الْبَرِّ رَحِمَهُ اللهُ " وَفِيهِ مِنَ الْفِقْهِ أَنَّ دُعَاءَ يَوْمِ عَرَفَةَ أَفْضَلُ مِنْ غَيْرِهِ، وَفِي ذَلِكَ دَلِيلٌ عَلَى فَضْلِ يَوْمِ عَرَفَةَ عَلَى غَيْرِهِ وَفِي الْحَدِيثِ أَيْضًا دَلِيلٌ عَلَى أَنَّ دُعَاءَ يَوْمِ عَرَفَةَ مُجَابٌ كُلُّهُ فِي الْأَغْلَبِ، وَفِيهِ أَيْضًا أَنَّ أَفْضَلَ الذِّكْرِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ " (التَّمْهِيدُ: ٦: ٤١) Hâfız İbn Abdilberr rahimehullah şöyle demiştir: "Bu hadisten şu fıkhi anlamlar çıkar: Arefe günü yapılan duâ'nın diğer günlerde yapılan duâ'dan daha faziletli olduğu anlaşılmaktadır.Ve yine bunda Arefe gününün diğer günlerden daha faziletli olduğu anlaşıldığı gibi, aynı şekilde bu hadisten Arefe günü yapılan duâ'ların çoğunlukla hepsinin kabul olunduğu, ve yine en faziletli zikrin Lâ İlahe illallah zikri olduğu anlaşılmaktadır." (et-Temhîd: 6: 41) @Salafii21

  • Menhecu'l-Haddadîyye! Rivayet Edildiğine Göre İmâm Şâfiî Bir Kitabın Başını Okuyunca; Gerisini Okuma Gereği Duymamış.. Bu Telbis ve Tedlîsçi Ahmak Haddadî'nin Bir Kaç Videosunun İlk Dakikasını Dinleyip, Sonrasında Videoyu Durdurup Buna Harcadığım 1 Dakikalık Zamanın Pişmanlığını Yaşadım.. Ne Kadar Cahil Tağut Varsa Hepsi Âlim Olmuş.. Ne Kadar Râfizî Ahmâk Varsa Hepsi "Ehl-i Eser" Olmuş; Ama Nedense Selefin Ehl-i Eser'i Hep Kendilerinden Beri Olmuş.. Şimdi de Youtube'nin Yeni Hocaları(!) Olan Zındık "Ebû Bilmem Ne el-Bilmem Ne" ciler Çıkmış; "Eşarî'ler Şöyle Böyledir, Nevevî Böyledir, Ebû Hanife Şöyledir" Diye Kuduz Çöp Hayvanı Gibi Kendilerini Boşu Boşuna Kemirip Durmaktadırlar. Şeyhleri Zındık Haddadî Muhammed Şemsuddîk,Ebû Cafer el-Huleyfî,Adîl b. Alû Hamdan'ın Telbis ve Tedlîsçi Sahtekarlıkları Dünyada Meşhurdur. Elhamdulillah.Haddadîlik Çöplüğün Dibini Boylayınca Bu Civcivleri de Can Çekişlerini Telbis ve Tedlîsçilik Yaparak Günlerini İdare Ediyorlar.. Cahil Haddadiler Alim Olmuş.. @Salafii21

  • "Menâzilü's-Sâirîn" ve "Zemmû'l-Kelam" Müellifi Herevî'! Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir: "Şayet O'nun zatının ariflerin kalplerine hulûl ettiğini söylerlerse; Bu görüş "Hulûl-i Hâs" olur.Nitekim sûfîlerden bir taife, hatta "Menâzilü's-Sâirîn" sahibi (Herevî) eserin sonunda tevhid hususunda zikrettiği bölümde buna benzer hulûl anlayışına düşmüştür.Bundan dolayı o topluluğun imâmları buna benzer durumlara karşı insanları sakındır ve uyarırlardı." (Mecmuû'l-Fetâva: 5: 125) Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullah'a göre Herevî Allah'ın zatının mahlûkata hulûl ettiği görüşünde iken, başkalarına göre ise Herevî "Hulûl-i Hâs" görüşünde değildir.Allahu alem.. Hasılı Buradan; "Eşarî'ler Cehmîdir ve Kâfirdir" ; "Kaynak Herevî Zemmû'l-Kelam" Diyen Haddadîler Herevî'nin Gerek Bu Tür Ğulat Tasavvufî Argümanlarından ve Gerekse de Kulların Fiilleri Hususunda Cehm'e Muvafakat Etmesinden Dolayı Herevî'ye "Hulûlcu" veya "Cehmî" Dememeleri İki Yüzlü Olduklarının Göstergesidir.. @Salafii21

  • İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir "Hammâd b. Ebî Süleyman ve onu izleyen kimseler imânın derece üstünlüğünü, amelin imâna dahil olmasını ve imânda istisnayı inkâr ettiler.İşte bunlar "Mürcîetu'l-Fukâha" kimselerdir.Kûfe ehlinin imâmı ve Hammâd b. Ebî Süleyman'ın şeyhi İbrahim en-Nehâî ve emsalleri ve ondan önce gelen İbn Mes'ûd'un ashabı Alkame ve Esved gibileri ise Mürcîe'ye muhalefet etmede insanların en şiddetlisi idiler ve imanda istisnayı kabul ederlerdi.Lakin Hammâd b. Ebî Süleyman selefe muhalefet etti, ona uyanlar da onu takip etti.Böylece Kûfe ehlinden bazı kimseler ve onlardan sonra gelenler de bu guruba dahil oldular.Sonra Selef ve İmâmların onlara karşı inkârları şiddetlendi; onları bid‘atçilik ile suçlayıp ve onlar hakkında oldukça ağır sözler söylemişlerdir.Bununla beraber seleften hiç bir kimsenin onları tekfir ettiklerini bilmiyorum.Bilakis; Selef onların (Fukâha Mürcîe'sinin) bu hususta tekfir edilmeyeceği konusunda ittifak etmişlerdir." (Mecmuû'l-Fetâva: 7: 507) @Salafii21

  • Cehm'e Muvafakat Eden "Zemmû'l-Kelam" Müellifi Herevî! Şeyhu'l-İslâm İbn Teymiyye rahimehullah şöyle demiştir: "Tıpkı "Menâzilü's-Sâirîn" ve "Zemmû'l-Kelam" ve "el-Fârûk" ve "Tekfîru'l-Cehmîyye" ve başka eserlerin sahibi Ebû İsmaîl el-Ensarî'n durumu gibi.Şüphesiz ki o; Sıfatların ıspatı konusunda Cehmîyye'ye ve inkâr eden nefiycilere karşı en şiddetli şekilde muhalefet ederken, kulların fiilleri ve kader hususunda ise onun görüşü Cehm b. Savfan ve ona uyan aşırı Cebriyye'nin yoluna muvafakat etmiştir." (Mecmuû'l-Fetâva: 8: 339) Buradan Kendilerine "Ehl-i Eser" Deyip "Eşarî'ler Cehmîdir ve Kâfirdir" diyen Cahil Haddadîler ve Hazimîler! Herevî'ye'de "Kâfir Cehmî Cebriyye Herevî" Diyormusunuz ? Eğer Diyorsanız Ne Âlâ, Yok Demiyorsanız, O Zaman Bizim de Size Münafık Dememiz Düşer.. Âlimleri Tekfir Eden Râfizî Havariç Haddadî'lerin Şeyhi Huleyfî, Herevî'ye Saldırmakla Civcivlerinden Daha Samimidir.. Cahil Haddadîler Ehl-i Eser Olmuş.. @Salafii21

  • قَالَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّم:  "العَينُ حَقٌّ، ولو كانَ شيءٌ سابَقَ القدَرَ سَبَقَتْه العَينُ" (صحيح مسلم: ٢١٨٨) Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Göz değmesi (nazar) haktır.Eğer bir şey kaderin önüne geçsebilseydi; göz değmesi (nazar) geçerdi." (Müslîm,Sahîh: 2188) قال ابن عبدالبر رحمه الله : "قوله ﷺ 'لو كان شيء يسبق القدر لسبقته العين' دليل على أن المرء لا يصيبه إلا ما قدر له، وأن العين لا تسبق القدر، ولكنها من القدر" (التمهيد: ٦: ٢٤٠) İbn Abdilberr rahimehullah şöyle demiştir: "Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in: 'Eğer bir şey kaderin önüne geçsebilseydi; göz değmesi (nazar) geçerdi.' buyruğu; Kişiye ancak kaderin kendisi hakkında takdir ettiği şeyin isabet edeceği, nazarın kaderin önüne geçemeyeceği, ancak onun da kaderden olduğuna delildir." (et-Temhîd: 6: 240) @Salafii21

  • قال الإمام البخاري رحمه الله: "أفضَلُ المُسلِمِينَ رَجُلٌ أحيَا سُنَّةً مِن سُنَنِ الرَّسُولِ صَلَّى اللهُ عَليهِ وسَلَّمَ قَد أُمِيتَت، فَاصبِرُوا يَا أصحَابَ السُّنَنِ رَحِمَكُمُ اللَّهُ فإنَّكُم أقَلُّ النَّاسِ" (الجَامِعُ لأِخلاقِ الرَّاوِي: ١: ١١٢) İmâm Buhârî rahimehullah şöyle demiştir:‏ "Müslümanların en faziletlisi Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem'in unutulan sünnetlerinden bir sünneti yaşatan kimsedir.O halde sabredin ey Ashabı Sünne! Allah size rahmet etsin.Sizler insanlar içinde ne kadar da az kimselersiniz." (el-Câmîû li-Ahlakir-Râvî: 1: 112) @Salafii21

  • ' @Salafii21

  • قَالَ الإِمَامُ الشَّافِعِيُّ رَحِمَهُ اللَّهُ: "لَا يَعْرِفُ الرِّيَاءَ إِلَّا الْمُخْلِصُونَ! أَيْ: لَا يَعْرِفُ حَقِيقَةَ الرِّيَاءِ وَصِفَاتِهِ وَأَعْمَالَهُ إِلَّا مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ عَلَى الْإِخْلَاصِ." (تهذيب الأسماء واللغات للنووي: ١: ٥٥) İmâm Şâfiî rahimehullah şöyle demiştir: "Riyâyı ancak ilhaslı olan kimseler bilebilir.Yani; Riyâ'nın hakikatini,sıfatlarını ve amellerini ancak ihlas üzere nefsi ile mücadele eden kimseler bilebilir." (Nevevî,Tehzibü'l-Esmâ ve'l-Lugat:1: 55) @Salafii21

  • قَالَ ابْنُ الجَوْزِيٰ رَحِمهُ اللّٰه: "اُنْـظُـرْ إِلَـىٰ حَـالِـكَ الَّـذِي أَنْتَ عَلَيهِ، إِنْ كَانَ يَصْلُحُ لِلْمَوْتِ وَالْقَبْرِ، فَاسْتَمِرَّ عَلَيْهِ. وَإِنْ كَـانَ لَا يَــصْلُـحُ لِــهَــذَيْــنِ، فَتُبْ إِلَىٰ اللّٰهِ مِنْهَا، وَارْجِعْ إِلَىٰ مَا يَصْلُـحْ'' (بستان الواعظين: ١: ١٩٢) İbnu'l-Cevzî rahimehullah şöyle demiştir: "İçinde bulunduğun haline bir bak! Şayet ölüm ve kabir için uygun ise; bu hal üzere olmaya devam et. Eğer bu ikisi için uygun değilse, bundan dolayı Allah'a tövbe et ve uygun olan hale dön" (Bustanu'l-Vâizîn: 1: 192) @Salafii21

  • قَالَ الإمام المجدد شيخ الإسلام مُحَمَّد بن عبد الوهاب رحمه اللهُ : "اذا رأيتَ الرجلَ يُحبُّ أهلَ التوحيد، ويُبغضُ أهلَ الشرك، فاعلم أن في قلبِه من النورِ والإيمانِ بقدرِ ذلك، وإن رَأيتَه يُعظِّمُ الأولياءَ المزعومين، ويستغيثُ بهم، فاعلم أنّه ما عَرَفَ معنى لا إله إلا الله." (الدرر السنية: ٢: ٣١٠) İmâm Müceddid Şeyhu'l-İslâm Muhammed İbn Abdulvehhâb rahimehullah şöyle demiştir: "Eğer bir kimsenin tevhid ehlini sevdiğini ve şirk ehline de buğzettiğini görürsen; bil ki onun kalbinde bu sevgi ve nefretin derecesinde nur ve imân vardır.Şayet bu kimseyi sözde evliyâ olanları yüceltip ve onlardan yardım dilediğini görürsen, bil ki bu kimse Lâ İlâhe İlallâh sözünün manasını bilmiyor demektir." (Ed-Dureru's-Seniyye: 2: 310) @Salafii21

  • Fars dinleri Yahudilik, Hıristiyanlık ve Budizm’den etkilenmiştir. Yahudiler, Buhtunnasr’ın (Nabukadnezar) kendilerini sürgün etmesinden itibaren Fars topraklarına yerleşmişlerdir.Aşkaniler (Partlar) döneminde Yahudilerin sayıları artmıştır.Miladi birinci yüzyılda kendilerini öne çıkarmışlar ve Fars hükümdarları tarafından tanınmışlardır.Ünlü “Sora” ekolünü oluşturmuşlar, Fars hükümdarları ve liderleriyle dünür olmuşlardır.Yahudi kanı Fars kanına karışmıştır.Mesela Buhtunnasır’ın kızı, Dinard isimli bir Yahudi idi.Bu kız İsrailoğullarının Beyt-i Makdis’e (Kudüs’e) geri gönderilmelerine sebep olmuştur. Farsların dini, Yahudilikten etkilenmiştir. Ayrıca Yahudilerde var olan örgütlenme, gizlilik ve takiyyeden de etkilenmiştir.Yahudilerin Farsların inançları üzerindeki etkileri tarihin değişik dönemlerinde sürmüştür.Hıristiyanlık, İran’ın her yerinde yayılmıştır.Aşkaniler yönetime geldiklerinde Hıristiyan azınlık er-Reha’da belli bir statüye sahiptiler.Ermeni, Kürt ve Ehvaz bölgelerinde çok sayıda piskoposluk vardı.Grupları Medain’de tek bir merkezin idaresi altında toplayabilmek için çok sayıda girişimde bulundular.Ancak bazı özel dâhili sebepler dolayısıyla başarısız oldular.Kostantin, Hıristiyanlık dinine girdikten sonra durum değişse de İran Hıristiyanları barış içinde yaşam sürmüşlerdi. İran Hıristiyanları, Şapur’a karşı bazı entrikalar düzenlemişler, onun öfkesini iyice kabartmışlardı. Bu yüzden İran Hıristiyanları üzerinde 339 yılından itibaren baskı başlamış ve II. Şapur’un ölümüne dek devam etmişti.Şapur’un halefi olan II. Ezdeşir de Hıristiyanları pek sevmezdi.Hıristiyanlar, 399-421 döneminde I. Yezdicerd yönetime gelinceye kadar baskı altında yaşadılar.O dönemde Hıristiyanlık ile Zerdüştlük ilişkileri normalleşmişti. Hıristiyanlığın Farsların inançları üzerindeki etkileri noktasında Maniheizm’in Hıristiyanların inançlarından alınma teslis ve hulul inancını nasıl benimsediğinden söz etmiştik. Fars din adamlarıyla Budistler birbirine karışmışlar ve aralarında bazı konularda alışverişler meydana gelmiştir.Yenilmiş durumdaki dinin bağlılarının kendi topraklarından kaçarak Hindistan’a veya Çin’e sığınmaları sonucunda -Zerdüştler ve Maniheistler’de olduğu gibi- farklı dinlere mensup din adamları arasındaki bu birliktelik/karışma daha da artmıştır. Fars topraklarındaki dinî liderlik -herhangi- bir kabile tarafından temsil olunurdu. Dinî otorite eskiden Medya kabilesine aitti. Zerdüşt’ün bağlıları döneminde ise bu otorite Mağan kabilesinin eline geçmiştir.Kabilenin din adamları Allah’ın yeryüzündeki gölgeleri olup tanrılara hizmet için yaratılmışlardı.Yöneticinin de bu kabileden olması gerekmekteydi.Tanrısal kişilik o yöneticide ete kemiğe bürünmekteydi.Ateşgede’nin hizmetkârlığı onurunu da bu sülale elinde tutardı. Kabile aracılığıyla Allah’a ibadet etmek, Farsları ehl-i beyt tarafgirliğine sevk etmiştir.Bundaki sebep ehl-i beyte duydukları sevgi değil bu tasavvurun mecusilik inancına uygun olmasıydı. (Mecûsîlerin Geri Dönüşü: syf 50/Guraba Yayınları) @Salafii21