- Последний пост
- 29 июл.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 0
- Всего постов
- 20
- Тип
- открытый
- Язык
- und
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 156
- 1/48двое суток
- 178
- 1/72трое суток
- 192
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
🔸 Öncelikle belirtmeliyiz ki bir Müslim, namaza durmadan önce namazda onu rahatsız edecek şeyleri kapatmalı, izale etmelidir. Özellikle mescid ortamında namaz kılan kimse çok daha dikkatli olmak zorundadır. Dikkatsiz kişi kendi namazına zarar vereceği gibi başkalarının namazına da zarar verecek, kardeşlerine eziyet edecektir. Allah Resûlü ﷺ, mescid ortamında yüksek sesle Kur’ân okumayı dahi yasaklamıştır. Allah’ın ﷻ kelamı olsa dahi sesli Kur’ân, bir başkasının dikkatini dağıtacak, huşûsuna engel olacaktır. 🔸 Ebû Saîd (radiyallahu anh)’den rivayet edildiğine göre: “Resûlullah ﷺ, (ashabın) mescidde yüksek sesle Kur’ân okuduklarını işitti ve perdeyi açarak şöyle buyurdu: ‘Dikkat edin, hepiniz Rabbine yalvarıp yakarıyor. Bir kısmınız bir kısmınızı rahatsız etmesin. Kur’ân okurken veya namaz kılarken fazla ses çıkararak birbirinizi rahatsız etmeyin.’” [Ebu Davud, 1332 ] 🔸 Başkalarına eziyet veren Kur’ân kıraati dahi yasaklanmışsa, telefon vb. cihazların rahatsızlık verecek şekilde açık bırakılmasının yasak olması izahtan vareste olsa gerektir. Şayet unutma vb. nedenle açık unutulan bir telefon çalarsa, kişi telefonu çıkarıp (veya yürüyüp) kapatmalıdır. Buna imkânı yoksa telefonu açmalı, konuşmadan namazda olduğunu belli edecek şekilde bir işaret vermelidir. Kur’ân kıraatinde sesini yükselterek veya intikal tekbirlerinde sesini yükselterek namazda olduğunu ima edebilir. ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Ömer ibni’l Hattâb radiyallahu anh namazda şu kelimeleri sesli olarak söylerdi: ُسُْبَْحَاَنََكَ الَّلَُهَُّمَ َوَِبَِحَْمِْدَِكَ، َتََبَاَرََكَ اْسُْمَُكَ، َوََتََعَاىَلى َجَُّدَُكَ، َوَاَلا ِإَِلََهََغَُرْيَُْ [Müslim, 399] 🔸 Normalde istiftah duası sessiz okunur. Ömer radiyallahu anh insanlara öğretmek, o arada ne okuduğunu anlatmak için bu duayı sesli okumuştur. Talha ibni Abdullah ibni Avf’tan rahimehullah şöyle rivayet edilmiştir: “İbni Abbâs’ın arkasında bir cenaze namazı kıldım. O Fâtiha Suresi’ni okudu ve ‘Bunun sünnet olduğunu öğrenesiniz diye böyle yaptım.’ dedi.” [Buhari, 1335] 🔸 Normalde cenaze namazı sessiz okunan namazlardandır. Abdullah ibni Abbâs radiyallahu anh Fâtiha Suresi’ni sesli okumuştur. Amacı insanların Fâtiha Suresi’ni okuduğunu öğrenmeleri ve bir sünnetten haberdar olmalarıdır. Hâliyle; yeni İslam’a giren bir topluma tesbihat (veya herhangi bir ibadeti) öğretmek amacıyla sesli yapmak caizdir. Öğrenme gerçekleştikten sonra asla dönmek ve sünnete uygun hareket etmek gerekir. ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Sünnet olan önce sağa sonra sola selam vermektir. Bunlardan ilki rükündür, ikincisi sünnettir. Zira Allah Resûlü ﷺ çoğunlukla iki selam verse de bazen tek selamla yetinmiştir. Bu da namazı sonlandırmak için tek selamın yeterli olduğunun delilidir. 🔸 Sehl b. Sa'd (radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir: “Resûlullah ﷺ namazdan çıkarken ön tarafına tek bir selam verirdi.” (İbn Mâce, 918) 🔸 Seleme b. Ekva' (radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir: “Allah Resûlü’nü ﷺ namaz kılarken gördüm. Tek bir defa selam verdi.” (İbn Mâce, 920) 🔸 Âişe (radıyallahu anha) şöyle rivayet etmiştir: “Resûlullah ﷺ namazdan çıkacağında önüne doğru bir kere selam verirdi ve sağ tarafına biraz eğilirdi.” (Tirmizî, 296; İbn Mâce, 919) ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸Ezana yapılacak ikinci ek; özel bir ihtiyaç hâlinde toplumu bilgilendirme amaçlı bir cümlenin eklenmesidir. Nâfi’den (rahimehullah) şöyle rivayet edilmiştir: “İbni Ömer, Decnân’da soğuk bir gecede ezan okudu. Sonra ‘Bulunduğunuz yerde namaz kılın.’ diye seslendi. Sonra Allah Resûlü’nün müezzine ezan okumasını ve peşi sıra ‘Seferdeyken, soğuk ve yağışlı gecelerde, bulunduğunuz yerde namaz kılın.’ demesini emrettiğini bildirdi.”⁶³ Abdullah ibni’l Hâris’ten (rahimehullah) şöyle rivayet edilmiştir: “İbni Abbâs yağmurlu bir günde müezzine ‘Eşhedu en Lâ ilâhe illallâh, Eşhedu enne Muhammeden Resûlullah’ dediğinde ‘Hayye ale’s-salâh’ dememesini, bunun yerine ‘Namazı evlerinizde kılınız.’ demesini emretmişti. 🔸 Onun bu uygulamasını insanlar garipsedi/yadırgadı. Bunun üzerine İbni Abbâs dedi ki: ‘Siz bunu tuhaf mı karşılıyorsunuz? Benden daha hayırlı olan bunu yapmıştır. Cuma namazı farz olan bir namazdır. Ancak ben dışarı çıkıp da sizin çamur ve kaygan zeminde yürümenizi istemedim.’ dedi.”⁶⁴ Namazı ilgilendiren herhangi bir özel durum olursa, özel durum cümlesi ezana dâhil edilebilir. 63. Buhari, 632; Müslim, 697 64. Buhari, 668; Müslim, 699 ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Tesvîb: Sabah namazında “Es-salâtu hayrun mine’n nevm” cümlesini eklemektir. Ebû Mahzûre’den (radiyallahu anh) şöyle rivayet edilmiştir: 🔸“Allah Resûlü’nün (ﷺ) müezzinliğini yapıyordum. Sabah namazında okuduğum ilk ezanda ‘Hayye ale’s-salâh’ sözcüklerinden sonra, ‘Es-salâtu hayrun mine’n nevm, Es-salâtu hayrun mine’n nevm. Allahu Ekber Allahu Ekber. Lâ ilâhe illallâh’ diye okuyordum.”⁵⁸ Bu, yalnızca sabah namazında ve sabah namazının ilk ezanında yapılır. Sabah namazı dışında Tesvîb yapmak sünnete aykırıdır. Sahabe (radıyallahu anhum) bu konuda sünnetin dışına çıkanlara tepki göstermiştir. 🔸 Mucâhid’den (rahimehullah) şöyle rivayet edilmiştir: “İbni Ömer ile beraberdim. Bir adam öğle veya ikindi namazında, ‘Es-salâtu hayrun mine’n nevm’ dedi. İbni Ömer, ‘Haydi buradan çıkalım. Bu yapılan bir bidattır.’ dedi.”⁵⁹ 🔸Tesvîb (Es-salâtu hayrun mine’n nevm) cümlesi, sabah namazının birinci ezanında yapılır, ikinci ezanında yapılmaz. Bilindiği gibi Allah Resûlü (bir) döneminde sabah namazı için iki ezan okunurdu. İlk ezan; uyuyanları uyandırmak, gece namazı kılanlara sabah vaktinin yaklaştığını haber vermek, sahur yapanları ikaz etmek vb. sebeplerle okunurdu. İkinci ezan ise namaz vaktinin girdiğini ve birazdan namaz kılınacağını haber vermek içindir. 58. Nesâî, 647 59. Ebû Dâvûd, 538; Hadiste geçen “Tesvîb” ezanla kamet arasında ihdas edilen ilave kamet olarak da yorumlanmıştır. Bkz. Avnu’l Ma‘bûd, 538 no.lu hadis şerhi. ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Hayızlı kadının Kâbe’yi tavâf etmesi yasaklanmıştır. Temizleninceye kadar bekler, sonra tavâf yaparak haccını tamamlar. Hac esnasında hayız olan Âişe Annemize Allah Resûlü ﷺ şöyle emretmiştir: “...Kâbe’yi tavâf etmek dışında bir hacının yaptığı her şeyi yap.” [Buhârî, 294] ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Hacda bulunan, evlenecek olan veya herhangi bir sebeple hayızı öne almak veya mutad vaktinden ertelemek durumunda olan kişi, bunu yapabilir. Zira bunu nehyeden bir nas yoktur. Ayrıca Ömer (radiyallahu anh), Atâ (rahimehullah) ve İmam Ahmed (rahimehullah) gibi imamlardan caiz olduğuna dair nakil yapılmıştır. [El-Muğnî, 1/266, 512. Mesele] Bir ihtiyaç nedeniyle hayızı öne alacak veya mutad vaktinden erteleyecek olan kişi iki şeye dikkat etmelidir: • Ertelemek veya öne almak sürekli olmamalı, fıtratı bozacak şekilde tüm hayata yayılmamalıdır. Fıtratı bozmak şeytanın amelidir ve kişiyi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırır. 🔸 “Dedi ki: ‘(Kasem olsun ki) senin kullarından belirlenmiş bir pay edineceğim. Onları saptıracağım, onları (boş) kuruntularla oyalayacağım, onlara emredeceğim hayvanların kulaklarını kesecekler, onlara emredeceğim Allah’ın yarattığı (fıtratı) değiştirecekler.’ Kim de Allah’ı bırakıp şeytanı dost edinirse, hiç şüphesiz apaçık bir hüsrana uğramış olur. Onlara vaatte bulunur ve onları (boş) kuruntularla oyalar. Şeytanın onlara vaadi aldatmadan ibarettir. Bunların barınağı cehennemdir. Ondan kaçış bulamayacaklardır.” [4/Nisâ, 118-121] • Sağlığına zarar verecek şekilde hayızı ertelemekten veya öne almaktan uzak durmalıdır. Çünkü kişinin bedeninin/sağlığının kendi üzerinde hakkı vardır. [bk. Buhari, 1975; Müslim, 1159] Başkasına zarar vermek de zarar görmek de yasaklanmıştır. [bk. İbni Mace, 2341] ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Allah Resûlü ﷺ, erkeğin hayızlı eşini boşamasını yasaklamıştır. İbn Ömer (radıyallahu anh) şöyle rivayet etmiştir: “Allah Resûlü’nün ﷺ zamanında eşimi hayızlıyken boşamıştım. Bunun üzerine (babam) Ömer ibnü’l-Hattâb (radıyallahu anh), Allah Resûlü’ne ﷺ bu durumu sormuştu. Allah Resûlü ﷺ şöyle buyurdu: ‘Ona söyle, hanımına dönsün. Sonra temizlenip tekrar hayız olup tekrar temizleninceye kadar yanında tutsun. Bundan sonra dilerse yanında tutar, dilerse de dokunmadan onu boşar. İşte Allah’ın emrettiği, kadınların boşanması ile ilgili süre budur.’ Hayızlıyken eş boşamak, yasaklanmış bir münkerdir [Buhârî, 5251; Müslim, 1471.] ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 Cünüp olanın bulunduğu yere melek girmeyeceğine dair rivayet zayıftır. Ali’den (radiyallahu anh) rivayet edildiğine göre Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: “Melekler suret, köpek ve cünüp olan eve girmez.” [Ebu Davud, 227] 🔸 Cünüplükle ilgili yanlış tasavvurları besleyen rivayetlerden biri de budur. Oysa bu hadisin sahih rivayetlerinde “cünüp” lafzı yoktur. Olması da mümkün değildir. Zira Allah Resûlü’nün (ﷺ) genel uygulaması bu rivayete aykırıdır. O (ﷺ) gusül almadan uyumuş ve eşleriyle birlikte vakit geçirmiştir. Bu nedenle âlimler ya “cünüp” lafzını zayıf kabul etmiş ya da farklı şekilde yorumlamıştır. Örneğin Hattâbî (rahimehullah), “Bu, guslü erteleyen değil, tamamen terk eden kimsedir.” [Avnu’l Ma’bûd, 227 No.lu hadis şerhi] şeklinde açıklamıştır. ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔸 İbni Teymiyye رحمه الله şöyle der: “Âlimlerden aktarılan görüşlerden en sahihine göre, vaktinin çıkmasından korkan kişinin her namaz için teyemmüm alma ruhsatı vardır. Cenaze namazı, bayram namazı ve bunun dışında kaçırılmasından endişe edilen namazlar gibi… Çünkü teyemmüm ile vaktinde kılınan namaz, namazın vaktini kaçırmaktan daha hayırlıdır. 🔸 Aynı şekilde teyemmüm alınarak nafile namazların vaktinde kılınması, kaçırmaktan daha hayırlıdır. Bundan dolayı gece vaktinde nafile olarak namaz kılmayı vird edinen kimse o vakitte cünüp olursa ve su, soğuk olup yıkanması hâlinde ona zarar verecekse; onun teyemmüm alması, namaz kılması ve Kur’ân okuması, teyemmüm almayıp bunları kaçırmasından daha hayırlıdır.” (Mecmû‘u’l-Fetâvâ, 21/439) ➥ Resmi Kanal : Güncel Soru
💾Ebû Saîd el-Hudrî’den (radıyallahu anh) rivayet edildiğine göre: ⏺“İki kişi yolculuğa çıktı. Namaz vakti girdiğinde yanlarında su yoktu. Bunun üzerine temiz toprakla teyemmüm ederek namazlarını kıldılar. Vakit çıkmadan su buldular. Birisi abdest alıp namazını iade etti, diğeri ise iade etmedi. ⏺Daha sonra durumu Allah Resûlü’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) anlattılar. 🪶Allah Resûlü (sallallahu aleyhi ve sellem), namazını iade etmeyene: ‘Sünnete uygun hareket ettin.’ buyurdu. Namazını iade edene ise: ‘Sana da iki kat sevap vardır.’ buyurdu. [Ebu Davud: 338 | Nesâî: 433] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
⭐️Sana (kadınların) hayız hâlini soruyorlar. De ki: “O (hayız) bir ezadır. Hayız döneminde kadınlarla (cima etmekten) uzak durun. (Hayız bitip) temizleninceye kadar (cima etmek için) onlara yaklaşmayın. (Gusledip) temizlendiklerinde Allah’ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah, çokça tevbe edenleri sever. Çokça temizlenenleri de sever.” [2/Bakara, 222] ⏺Fıkıh âlimleri, kadının hayız kanı kesildikten sonra gusül alana kadar veya gusül almanın mümkün olmadığı durumda şartlarına uygun şekilde teyemmüm edene kadar onunla cinsel ilişkide bulunmanın helal olmadığı konusunda ittifak etmişlerdir. [İbn Kesir, Bakara Suresi 222. ayetin tefsiri.] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
💾Kişinin çevresi ile bağlantısını kesmeyen uykudur. Şayet uyku ânında kişi etrafında olan şeyleri hissedebiliyor ve duyabiliyorsa, elinden düşen bir şeyi veya ağız suyunun aktığını fark edebiliyorsa bu uyku hafiftir. Bu abdesti gerektirmez. ⏺Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Allah Resûlü’nün ashabı yatsı namazını beklerlerdi. Uykudan dolayı başları öne düşerdi. Sonra kalkar namaz kılarlardı ve abdest almazlardı.” [Müslim, 376] ⏺Enes bin Malik’ten şöyle rivayet edilmiştir: “Namaz için çağrı yapıldı. Bir adam Allah Resûlü ile fısıldaşmaya ve konuşmaya başladı. Ashabı uyuyakalıncaya kadar Allah Resûlü ile fısıldaşmaya devam etti. Sonra Allah Resûlü kalktı ve namaz kıldı.” [Buhari, 6292; Müslim, 376] 📝 Görüldüğü gibi bazı rivayetler uykunun abdesti bozduğunu, bazı rivayetler bozmadığını gösterir. Bazı âlimler bir grup nassa dayanarak uykunun abdesti bozacağını söyler. Bazı âlimler bir grup nassa dayanarak bozmayacağını söyler. Bir grup da tüm delillerle bir arada amel etmek için rivayetlerin arasını cem eder, her delille amel etmiş olur. Buna göre ağır uyku abdesti bozar. Hafif uyku / uyuklama abdesti bozmaz. 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
⏺️Tilavet secdesi için abdestin şart olup olmadığı konusunda âlimler ihtilaf etmiştir. Racih olan görüşe göre, bu konuda bir delil bulunmadığından tilavet secdesi için abdest şart değildir. Bu, İbni Ömer, Şa‘bî ve Buhârî’nin görüşüdür. [bk. Tefsîru’l-Kurtubî, 7/569, A‘râf Suresi 206. ayetin tefsiri] Şükür secdesi için de abdest şart değildir. ↗️ Resmi Kanal : Güncel Soru
🔖Abdestte konuşmanın yasak olduğunu gösteren sahih bir delil yoktur. Şu rivayet, bunda bir sakınca olmadığına işaret etmektedir: Âişe Annemizden şöyle rivayet edilmiştir: “Ben ve Allah Resûlü bir kaptan su kullanarak gusül abdesti alırdık. O, suyu benden önce almaya çalışır, ben de ondan önce almaya çalışırdım. O bana: ‘Bana bırak!’ derdi, ben de ona: ‘Bana bırak, bana bırak!’ derdim.” ⏺Âişe ve Meymûne annelerimizden gelen rivayetlere göre Allah Resûlü, gusle namaz abdesti gibi abdest alarak başlardı. Yukarıdaki rivayette Allah Resûlü’nün abdest veya gusül esnasında konuştuğu görülmektedir. Eğer bu yasaklanmış bir durum olsaydı, Allah Resûlü konuşmaz ve Âişe Annemizi de bundan men ederdi. [Bk. Buhari, 357; Müslim, 336] ⏺Ancak konuşmak, kişinin dikkatini dağıtıp abdesti karıştırmasına sebep olacaksa, abdestin düzgün alınabilmesi için konuşmamak daha uygundur. İmam Nevevî şöyle demiştir: “Abdestte konuşmanın mekruh olduğuna dair nakledilen icma, aslında konuşmamanın daha faziletli olması şeklinde anlaşılır. Çünkü bu konuda sahih bir yasaklama sabit olmamıştır. Bu sebeple buna ‘mekruh’ denemez. Ancak ‘terk edilmesi daha evladır’ denilebilir. [El-Mecmû’, 1/466] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
🎗Bazı ilmihâl kitaplarında kulakların meshinden sonra ellerin tersiyle boynun mesh edilmesinin müstehap olduğundan bahsedilir. Ancak bu uygulama sünnette sabit değildir. Allah Resûlü’nün ﷺ abdest alma şeklinin anlatıldığı sahih rivayetlerin hiçbirinde böyle yaptığı nakledilmemiştir. Bunu meşru görenlerin getirdikleri deliller ise ya zayıftır ya da sahih olup konuya delaleti sarih/açık değildir. ⏺İbnu’l Kayyim rahimehullah der ki: “Boynun mesh edilmesi hakkında Allah Resûlü’nden sahih bir hadis nakledilmemiştir.” [Zâdu’l Meâd, 1/180] ⏺İmam Nevevî rahimehullah şöyle der: “En doğru olan; boynu mesh etmek sünnet veya müstehap değildir. Bunu ne İmam Şâfiî ne mezhebimizin öncüleri ne de başka musannifler zikretmiştir. Bu konuda Allah Resûlü’nden hiçbir şey sabit olmamıştır.” Müslim ve başka kaynaklarda sabit olduğuna göre Allah Resûlü şöyle buyurmuştur: “En şerli iş sonradan uydurulanlardır. Her bidat sapıklıktır.” [El-Mecmû’, 1/464, özetle] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
🎗Bazı fıkıh kitaplarında abdest âzalarını yıkarken, her bir âza için ayrı ayrı yapılmasının müstehap olduğu söylenen bazı dualar aktarılmıştır. Ancak bu dualar sünnette sabit değildir. ⏺İmam Nevevî şöyle demiştir: “Bu duaların aslı yoktur. Bu duaları ne İmam Şâfiî ne de cumhur zikretmiştir.” [Ravdatu’t Tâlibîn, 1/62] ⏺İbnu’s-Salâh şöyle demiştir: “Bu konuda hiçbir sahih hadis sabit olmamıştır.” [Et-Telhîsu’l-Habîr, 1/297] ❗️İbnu’l-Kayyim şöyle demiştir: “Abdest zikirleri hakkında Allah Resûlü’nden aktarıldığı söylenenler, onun adına uydurulan bir yalandır ve sonradan üretilmiştir. Allah Resûlü bu konu hakkında hiçbir şey söylememiş ve ümmetine hiçbir şey öğretmemiştir.” [Zâdu’l-Meâd, 1/180-181] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
💾Abdest âzalarının her birini farklı sayıda yıkamak, Allah Resûlü’nden ﷺ rivayet edilmiştir. Kişinin aldığı bir abdestte bir âzasını bir, bir âzasını iki, diğer bir âzasını ise üç defa yıkaması câizdir. ⏺Abdullah ibni Zeyd şöyle rivayet eder: “Allah Resûlü ﷺ eline su döktü ve iki defa elini yıkadı. Sonra üç defa mazmaza ve istinşak yaptı. Sonra üç defa yüzünü yıkadı. Sonra dirsekleriyle beraber ellerini iki defa yıkadı. Sonra başını mesh etti.” 📚[Buhârî, 185; Müslim, 235] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru
💾 Taberî (rahimehullah) şöyle der: “Sünnet her ikisine de delalet etmiştir. İkisi arasında (kazımak veya kısaltmak) bir çelişki söz konusu değildir. Kişi iki uygulamadan dilediğini tercih eder.” [Fethu’l Bârî, 5889 No.lu hadis şerhi] 📰 Sahabe de her iki sünneti uygulamıştır. ⏺Abdullah ibni Ömer (radiyallahu anh) bıyıklarını kazır, cilt beyazlığı görünecek şekilde bıyık kıllarını izale ederdi. [Buhari, Kitâbu’l Libâs, 63. Bab başlığı] ⏺Allah Resûlü (ﷺ) bıyıkları uzayan Muğîre ibni Şu’be’nin bıyık altına misvak koymuş ve uzayan bıyıklarını kısaltmıştır. [Ebu Davud, 188] 📎 Resmi Kanal : Güncel Soru
🎗Abdullah ibni Muğaffel’den rivayet edildiğine göre Allah Resûlü ﷺ şöyle demiştir: “Biriniz gusül abdestini aldığı yere idrarını yapıp sonra da orada yıkanmasın. Çünkü vesveselerin çoğu bundan ileri gelir.” [Ebu Davud, 27; Tirmizi, 21] 📰 Burada inceleyebileceğimiz iki banyo çeşidi vardır: a. Şayet banyo yapılan yerde herhangi bir gider yoksa ve oraya bevledilmesi hâlinde necaset orada birikiyorsa, bu banyoda bevletmek nehyedilmiştir. Çünkü kişi oraya bevledip sonra banyo yaptığında, biriken necasetin üzerine sıçrayıp sıçramadığından emin olmaz ve vesveseye kapılır. Allah Resûlü ﷺ durgun sulara bevletmeyi yasaklamıştır. b. Banyo yapılan mekân gideri olan ve suyun dışarıya akıtıldığı bir yerse, orada bevletmekte bir sakınca yoktur. Zira suyun aktığı yerde necaset olmaz. ⏺İmam Ahmed rahimehullah şöyle demiştir: “Şayet bevlin üstüne su döküldüğünde borudan akıp gidiyorsa, burada banyo yapmakta bir beis yoktur.” [Eş-Şerhu’l Kebîr alâ Metni’l Mukni’, 1/87] ⏺El-Hattâbî rahimehullah şöyle der: “Kişinin banyoda bevletmesinin nehyedilmiş olması ancak bevlin akıp gideceği sert bir mekân olmaması veya mekânda bevli dışarıya akıtan (boru gibi) bir yol olmaması durumunda geçerlidir. Çünkü bu, yıkanan kişinin üzerine bevl damlalarının ve sıçramalarının isabet etmesini vehmettirir ve vesveseyi doğurur.” [Meâlimu’s Sunen, 1/22] 🔗 Resmi Kanal : Güncel Soru