SAHIH RUKYE
Статистика- Последний пост
- 15 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 2
- Всего постов
- 26
- Тип
- открытый
- Язык
- und
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 41
- 1/48двое суток
- 46
- 1/72трое суток
- 50
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
без подписи
https://www.facebook.com/share/r/18yGXhjnuX/
https://www.facebook.com/share/r/1K64yd7L2i/
10 Maddede Misvakın Önemi: 1• Efendimiz sav dişlerini sürekli misvakla beyaz tutmuştur. 2• Efendimiz sav, Kur'an, Namaz, ve abdeste başlamadan misvakı kullanırdı. 3• Efendimiz sav, Erak ağacından yapılan misvakı daha çok tercih ederdi. 4• "Cibril, bana misvakı o kadar önerdi ki Farz olacağından endişe duydum" der Efendimiz sav. [Müsned] 5• Efendimiz sav, "Misvak, ağzı temizler, rabbi razı eyler" [ibn Mace] diyerek misvakın ubudiyet yönüne de atıfta bulunmuştur. 6• "2 rekaat namazı misvakla kılmak, 70 rekaat misvaksız kılmaktan daha hayırlıdır" [müsned] diyerek sadece bir temizleme aleti olmadığına değinmek istemiştir. 7• Efendimiz sav, dişini sararmış bir sahabiyi görünce "Ne oluyor ki dişlerinizi sararmış bir biçimde görüyorum" [Müsned] diyerek toplumsal bir temizliğe verdiği önemi göstermiştir. 8• Efendimiz sav, misvakı son nefesinde sekeratta iken kullanmıştır. Misvaka müthiş bir anlam yüklemiştir. [Buhâri] 9• Dişleri sıkı kılar, ağız etini tahriş etmez, diş etini pek kuvvetli kılar ve 70 faide ihtiva eder. 10• Diş fırçası günde 4 kez kullanıldığı zaman etleri tahriş eder. Misvakı sadece temizleme aleti olarak görenler çağın salt aklın illetine maluldur! Allah aşkına, günde 100 kez rahat misvak kullanmış bir Peygamber s.a.v sadece temizlemek için mi kullanmış? Yapmayın kardeşlerim. Şayet bu alet sadece temizleme görevi görmüş olsaydı Efendimiz sav günde 5 kez kullanır veya eve girip çıkınca kullanırdı? Ancak o eve girince, çıkınca, her ibadet evvelinde, her ibadet ahirinde kullanmıştır. Çağın oğlu olun, çağdaş olmayın kardeşlerim. Salat ve selam şarkın ve garbın efendisine olsun. Oku, okut, yaşa ve yay ki her yer Nebi sav koksun. İbrahim Kaya kardeşine dua etmeyi unutmayın. "Benim Hadisimi işitip aktaranın yüzünü Allah c.c ak etsin" der Hadis-i Şerif.
https://youtube.com/shorts/kbeHVbEdE5g?si=xJsSs5A3SrWebbQX
без подписи
https://www.facebook.com/share/v/1Hda73ofGF/
Cuma Gününün son saatleri dualara icabet vaktidir.. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Şöyle demiştir: Cuma günü öyle bir vakit vardır'ki kul o vakit'te hayır duası ederse kabul olunur. Sahihi müslim Bu vaktin ne zaman olduğunda âlimler tarafından ihtilaf edilmiştir Sanki doğruya en yakın görüş: Güneş batma'dan önce'ki vakitlerdir Tam hangi vakit'de olduğu bilinmeme'siyle beraber kişinin ikindi vakinden güneş batana kadar duaları çoğalması en güzelidir. Dua'larınızda dünyanın dört bir yanından zulüm altında olan müslüman kardeşlerimizi unutmayın!!!! الله أعلم Rabb'im gönlümüzden geçen hayırlı dualarımızı ömrümüze hayır ve kolaylıkla nasip eylesin 🤲 Allahümme Âmin 🤲
https://www.instagram.com/reel/DaoHJDys3Kj/?igsh=MWhidXRoOTgwcnA3
Bir gün kendi kendime, "Allah gerçekten seni seviyor mu?" diye sordum. Sonra Allah'ın, kullarına olan sevgisinin sebeplerini Kitabında belirttiğini hatırladım. Soruma cevap bulmak için Allah'ın Kitabının sayfalarını karıştırmaya başladım. Baktığımda, "O, takvalıları sever" diyen bir ayet buldum. Kendimi takvalılardan saymaya cesaret edemedim. Sonra, "O, sabredenleri sever" diyen bir ayet buldum. Sabırsız olduğumu hatırladım. Sonra, "O, iyilik yapanları sever" diyen bir ayet buldum. Yeterince ilerlemedim ve aramayı bıraktım. Çünkü Allah'ın beni sevmesini sağlayacak bir şey bulamayacağımdan korkuyordum. Sonra amellerimi incelemeye başladım. Baktığımda, çoğunun ihmal, eksiklik ve günahlarla karışık olduğunu hissettim. Sonra, "Allah tövbe edenleri sever" sözünü hatırladım. Bu ayetin bana ve benim gibi günahkarlara da uygulanabileceğini fark ederek, Allah'ın da beni seveceğini umarak, "Estağfirullah el-Azim ve atuubu ilayh" (Yüce Allah'tan bağışlanma diliyorum ve O'na tövbe ediyorum) diye fısıldamaya başladım. ✍🏻 Şeyh Ali Tantavi, Allah ona rahmet etsin https://t.me/sahihrukye
Bu hadis, tevekkülün, Allah'a güvenmenin ve kader inancının en güzel ifadelerinden biridir. Hadis, Tirmizi'nin kitabında yer almaktadır.: İbn Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle dedi: Bir gün Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) arkasında bulunuyordum. Bana şöyle buyurdu: > "Ey çocuk! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah'ın emirlerini koru ki Allah da seni korusun. Allah'ın haklarını gözet ki O'nu karşında bulasın. Bir şey isteyeceğin zaman Allah'tan iste. Yardım dileyeceğin zaman Allah'tan yardım dile. Şunu iyi bil ki, bütün insanlar sana bir fayda vermek için toplansalar, Allah'ın senin için yazdığından başka hiçbir fayda veremezler. Ve bütün insanlar sana bir zarar vermek için toplansalar, Allah'ın senin hakkında yazdığından başka hiçbir zarar veremezler. Kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur (yani kader yazılmış ve hüküm kesinleşmiştir)."
" Sabretmem gerekiyor, tâ ki sabrım sabrıma tahammül edemeyene kadar . Sabretmem lazım , tâ ki Allah meselem için bir kapı açana kadar . Ve sabretmem lazım , tâ ki sabrım , sabretmem gereken bir meseleye sabrettiğimi bilene kadar ." -İmam Şâfiî ( رحمه الله )
İbn Kayyim el-Cevziyye: ثلاثُ كلماتٍ كان يكتب بها بعضُ السلف إلى بعض، فلو نَقَشَها العبدُ في لوح قلبه يقرؤها على عدد الأنفاس لكان ذلك بعض ما يستحقه، وهي: مَن أصلحَ سَرِيرتَه أصلحَ أللهُ علانيتَه، ومَن أصلح ما بينه وبين الله أصلحَ اللهُ ما بينَه وبينَ الناس، ومَن عَمِلَ لآخرتِه كفاه الله مَؤُوْنةَ دنياه. ‘’Üç söz var ki, seleften bazıları bunları birbirlerine yazardı. Kul bunları kalbinin levhasına nakşedip her nefesinde okusaydı, bu bile hak ettiğinin bir kısmı olurdu (hakkını tam veremezdi.) O sözler şunlardır: Kim iç halini düzeltirse, Allah da onun dış halini düzeltir. Kim Allah ile arasını düzeltirse, Allah da onun insanlarla arasını düzeltir. Kim ahireti için amel ederse, Allah ona dünya işlerinde yeterli olur (ihtiyaçlarını karşılar.)’’ (er-Risâletu’t-Tebûkiyye)
Arefe Günü Programı Birçoğumuz "Arefe günü ne yapmalıyım?" diye merak eder. Birincisi: Mümkün olduğunca gece erkenden uyu; uykundan da sevap kazanmak için niyetin Allah'a itaat yolunda güç toplamak olsun. İkincisi: Sahur için sabah namazından (fecirden) önce kalk, çünkü Allah ve melekleri sahur yapanlara rahmet eyler. Üçüncüsü: En az 4 rekat gece (teheccüd) namazı kıl ve secdedeyken Rabbinden dünya ve ahiret iyiliklerini iste. Dördüncüsü: Seher vaktinde istiğfar edenlerden yazılman için imsaktan önceki vaktini bol bol istiğfar ederek (tövbe dileyerek) geçir. Beşincisi: Ezan okunmadan 5 dakika önce sabah namazı için hazırlıklara başla ve abdest alırken her organından süzülen son damlayla birlikte günahlarının da dökülüp gittiğini hisset. Altıncısı: Abdestten sonra şu duayı oku: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah, ve eşhedü enne Muhammeden abduhû ve resûluh. Allahümmec'alnî minet-tevvâbîn, vec'alnî minel-mütetahhirîn." (Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve şahitlik ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir. Allah'ım, beni tövbe edenlerden ve çokça temizlenenlerden eyle). Bu duayı okuyan kimseye (Cennetin sekiz kapısı açılır). Yedincisi: Sabah namazını kıl ve güneşin doğuşundan çeyrek saat (15 dakika) sonrasına kadar namaz kıldığın yerde oturmaya devam et. • Selam verdikten hemen sonra tekbir getirmeye başla. • Güneş doğana kadar seccadende oturarak tesbih, tehlil ve tahmid eşliğinde Kur'an oku ve sabah zikirlerini unutma. Sekizincisi: Güneş doğup kerahet vakti çıktıktan sonra iki rekat (İşrak) namazı kıl ki, Allah sana tam bir hac ve umre sevabı yazsın. Sakın bu fırsatı kaçırma. Dokuzuncusu: Artık seçim sana kalmış. Eğer başarabilirsen bugün hiç uyuma; tek bir saniyeni bile zikir ve dua etmeden geçirme ve dualarının kabul olacağına kesin olarak inan. Onuncusu: Ya da günün geri kalanında Allah'a ibadet etmek için güç toplamak niyetiyle bir veya iki saat uyu. On Birincisi: Sonra uykudan kalk, abdest al ve en az 4 rekat kuşluk (Duha) namazı kıl. Sıkılmamak için ibadetlerini çeşitlendir: Tekbir getir, zikir çek, Kur'an oku, dua et. On İkincisi: Öğle namazını kıl, tekbir getir, tesbih çek ve biraz Kur'an oku. On Üçüncüsü: Bolca dua et ve şu zikri çokça tekrarla: "Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh. Lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr." (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'nadır ve O her şeye gücü yetendir). Bu, Arefe gününde yapılabilecek en faziletli duadır! On Dördüncüsü: İkindi namazını kıl, tekbir getir ve akşam zikirlerine başla. • Kur'an oku, ardından güneş batana kadar huşu içinde dua et. Allah'a, Arefe gününün güneşi batmadan önce seni cehennemden azat ettiği kullarından eylemesi için yalvar. On Beşincisi: Arefe günündeki bu gayretinle başkalarından daha hayırlı (üstün) olduğunu sakın düşünme. İbadetlerinin kabul edilip edilmeyeceği garanti değildir, sen sadece bunu umut edersin. Kabul edildiği garanti olsa bile ayaklarının din üzere sabit kalacağı garanti değildir. Nitekim İblis, uzun yıllar meleklerle birlikte Allah'a ibadet etti, ama sonunda malum sonuna ulaştı. Bu yüzden kendi amelinle övünme, Allah'tan amellerini kabul etmesini ve sana sebat vermesini dile, dualarının kabul olacağına da tam manasıyla inan. On Altıncısı: Akşam ezanıyla birlikte iftarını yap ve unutma ki oruçlunun geri çevrilmeyen bir duası vardır.. On Yedincisi: Bu günde sadaka vermek çok faziletlidir, zira bu günde büyük bir bereket vardır. Aynı zamanda Allah'ın yaratılışı, O'nun kudreti, yüceliği ve kulları üzerindeki nimetleri üzerine tefekkür etmek de güzeldir. Okuma zahmetinde bulunduğunuz için teşekkürler; lütfen bunu favorilerinize ekleyin, mutlaka ihtiyacınız olacak. Sevap kazanmak için paylaşarak yayılmasına katkıda bulunun. En içten selamlarımla: Kardeşiniz Faysal el-Anzi
https://youtube.com/shorts/GCqNivzBu9w?si=WIR51xc139XkmBT3
*Hz. Muaviye’den* radiyallahu anhu rivayet edildiğine göre; *Rasûlullah (s.a.v.): "Eğer insanların gizli kusurlarını araştıracak olursan onları (n ahlâkını) bozmuş olursun" yahutta "neredeyse bozacak duruma gelirsin" buyurmuştur.* *Ebu'd-Derdâ dedi ki: "Bu, Muaviye'nin Rasûlullah (s.a.v.)'den işittiği (ve gereğince amel ettiği için kendisinden) yararlandığı bir sözdür."* EbuDavûd /4888
Buyurun tavuğun faydaları
Cinlerle çalışmak cinleri kullanmak Cin Suresi 6. ayet meseleyi çok açık bir şekilde ortaya koyar: “Gerçekten insanlardan bazı kimseler, cinlerden bazılarına sığınıyorlardı da bu, onların azgınlığını artırıyordu.” Bu ayette iki taraflı bir ilişki anlatılır: İnsan ve cin. İnsan, korku, ihtiyaç, merak ya da menfaat sebebiyle cine yöneliyor; cin ise bundan güç alıyor. Yani burada görünen bir “yardım ilişkisi” değil, aslında insanın yavaş yavaş bağımlı hale gelmesi ve cinin otoritesinin artmasıdır. İbn Abbas (radıyallahu anh) bu ayeti açıklarken, cahiliye döneminde insanların bir vadiye girdiklerinde “Bu vadinin büyüğüne (cinine) sığınırım” dediklerini ve bunun cinleri daha da cesaretlendirdiğini ifade eder. Yani insan sığındıkça cin büyüyor, güç kazanıyor, insan ise zayıflıyor. Ayette geçen “azgınlıklarını artırdı” ifadesi çok önemli. Bu sadece günahın artması değil; cinin insana hükmetme cesaretinin artması, onu yönlendirmesi, korkutması ve zamanla kontrol altına alması anlamına gelir. Başlangıçta küçük bir yardım gibi görünen şey, zamanla bir bağa, sonra bağımlılığa dönüşür. Bu durumun tehlikesini Kur’an başka ayetlerde de destekler. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şeytan, size fakirlik vaat eder ve sizi hayâsızlığa emreder.” (Bakara 268) Cinlerin ve şeytanların yöntemi aynıdır: Önce fayda gibi gösterir, sonra insanı kendi sistemine çeker. Hadislerde de bu kapının kapatıldığı çok açıktır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Kim bir kâhine veya arrafa gider ve söylediklerini tasdik ederse, Muhammed’e indirileni inkâr etmiş olur.” buyurmuştur. Burada kâhin dediğimiz kişiler çoğu zaman cinlerden bilgi alan kimselerdir. Yani cinle irtibat kurup bilgi almak, İslam’da ağır bir sapma olarak görülmüştür. Şunu net görmek gerekir: Bir kişi “cinlerle çalışıyorum, insanlara fayda veriyorum” dese bile bu, onun doğru yolda olduğunu göstermez. Çünkü cinler doğruyu söyleyebilir, bir hastalığı geçici olarak hafifletebilir, bazı bilgileri doğru verebilir. Ama bu onların güvenilir olduğu anlamına gelmez. Zaten şeytanın en büyük yöntemi, hak ile batılı karıştırmaktır. Ehl-i sünnet âlimleri bu konuda ittifak etmiştir: Cinlerden yardım istemek, onlarla iş yapmak, onları kullanmaya çalışmak doğru değildir. Çünkü bu ilişki hiçbir zaman insanın kontrolünde kalmaz. Cin, kendisine yönelen insana önce küçük şeyler verir, sonra ondan karşılık ister. Bu karşılık bazen açık bir şirk olur, bazen fark edilmeyen bir bağlılık olur. Gerçek şifa ve yardım yolu ise açıktır: Kur’an, sahih dualar ve Allah’a yönelmek. Peygamber Efendimiz’in yaptığı rukye tamamen bu çerçevededir. Ne cin çağırma vardır, ne cinle anlaşma, ne de gizli varlıklardan medet umma. Sonuç olarak bu ayet bize şunu öğretir: Cinlere yönelmek, onlardan medet ummak ya da onlarla bir bağ kurmak insana güç kazandırmaz; aksine onu zayıflatır ve karşı tarafın (cinin) azgınlığını artırır. Görünürde fayda olsa bile bu yolun sonu hayır değildir.
https://youtube.com/shorts/bS_LSLDKGg0?si=qzimHx7AGCiDwmcv
Ny kişisinden video