tgindex
İlim Rıhlesi

İlim Rıhlesi

Статистика

https://x.com/ilimrihlesi?t=FrnOXKQKsNcQpZlq9K5ybw&s=09

Последний пост
13 авг.
Последнее чтение
15 авг.
Постов за неделю
1
Всего постов
23
Тип
открытый
Язык
und
Категория
Видео (по похожим)
В каталоге с
13 авг.
Подписчики
223
0 за 2 дн.
Сутки
0
0,00%
Неделя
 
Месяц
 
Просмотров на пост
203
23 постов
Вовлечённость
91,0%
к подписчикам
Постов в день
0,1
всего 23
Упоминаний
0
каналов
Охват размещения
оценка
1/24сутки в ленте
18
1/48двое суток
20
1/72трое суток
22

Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.

Посты

  • 13 авг.211из musahoca1

    Allah’ın dini için sabredelim kardeşlerim! "İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «İman ettik» demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?"

  • *اللهمّ صلِّ وسلم على نبينا محمد."*

  • 4 июн.1541из davetminberi

    İnsanları Razı Etmeye Çalışanların Sonu | Ömer Hoca #shorts Sohbetin Tamamı: İnsanlara Rağmen Allah'ı Razı Edersen... - https://youtu.be/ABrsP4ImUTw

  • Kurban bayramınız mübarek olsun Kurban Bayramı vesilesiyle kesilen kurbanların, edilen duaların kabulünü Rabbimden niyaz ederim.

  • без подписи

  • 25 мая1724из ilim_rihlesi

    Arefe gününde yapılan duaların çoğu kabul edilir. İbn'u Abdul'bar rahimehullâh 📚 Et-Temhid 6/41 https://t.me/ilim_rihlesi

  • 25 мая1323из ilim_rihlesi

    🌙 Arefe Günü’nün Fazileti 🌙 Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Arefe günü orucunun, bir önceki yılın ve bir sonraki yılın günahlarına kefaret olacağını Allah’tan umarım.” 📌 (Müslim) ✨ O gün; • Gök kapıları açılır • Nice kullar cehennemden azat edilir 🕊️ Bu mübarek günü oruçla, zikir ve dua ile değerlendirmeyi unutmayalım... #ArefeGünü #Hadis #İslam #Oruç #Dua

  • 10 мая1331из omerfarukhoc

    Buna karşılık Adalet bakanlığı, boşluğu dolduracak yeni yüzler kabul ediyor. Aynı şekilde 2012 senesinde görevinden ayrılan yaklaşık 60 hakim görevlerine iade edildi.   Zamanla bu kanunların hepsi tamamen kaldırılıp yerine şeriat temelli, ona tam uyan kanunlar getirilecek. Suriye yönetiminde Allah’ın şeriatını uzaklaştırmayı isteyen hiç kimse yok. Tamamen şeriatla hükmetme niyeti ve azmi var. Bizim bundan başka yolumuz yok.   Vallahi şayet -yüzde birlik bir oranla bile olsa- şu an işin başında bulunanların hedeflerinde şeriatı uzaklaştırmak olduğunu bilseydim bir an bile beni bu görevde asla bulamazdınız. Şayet bu devletin Allah’ın hükümlerini insanlardan uzaklaştırmaya yöneldiğini bilseydim bu görevde asla kalmazdım.   Adalet bakanlığındaki kardeşler din sahibi kimseler, buna güvenin, şeriatı ikame etmeye sizin gibi istekliler. Ama kim onların yerinde otursa, önünde çok fazla engeller, karşı çıkanlar, devasa zorluklar bulur. Kardeşler gerçek bir cihad içerisinde, Allah’tan onlara yardım etemsini isteriz.

  • 10 мая109из omerfarukhoc

    Suriye İstinaf Mahkemesi Kâdılarından Şeyh Mücahid Süleyman’dan Suriye’deki Kanunlar ve Hakimler ile İlgili Önemli Açıklamalar   (Dün katıldığım bir ders programında aşağıdaki açıklamaları yaptı. Ses kaydı yaptım, önemli yerleri tercüme ettim.)   Fethin ardından önümüzde 3 seçenek vardı:   Ya İdlip’teki kanunları -ki bu kanunların hepsi şeriata uygundur, şeriata muhalif hiçbir kanun yoktur- yeni fethedilen bölgelere nakledip buralarda uygulayacaktık.     Ya Esed rejimi kanunlarıyla hükmedecektik.   Ya da rejim kanunlarını inceleyip düzeltmeler, değişiklikler yaparak bu kanunlar devam edecekti.   İlk seçenecek mümkün değildi. Çünkü İdlip’teki vakıayla o bölgelerdeki vakıa tamamen farklı ve İdlip kanunları oluşacak büyük boşluğu doldurmuyordu…   Fetihten önce İdlip ve çevresinde kâdıların sayısı 90 idi. Halep fethediltikten hemen sonra şu anki Adalet bakanı benden Halep’teki Adalet sarayına gitmemizi istedi. Ben ve bazı kardeşler gittiğimizde gördük ki sadece Halep Adalet sarayındaki hakimlerin sayısı 265. Suriye’deki bütün hakimlerin sayısı ise 1800 idi.   Bu durum karşısında üçüncü seçeneği aldık. Yani eski hakimler görevlerine devam edecek, lakin bu hakimler yavaş yavaş hesaba çekilecek ve Suriye’de insanlar kanunsuz/mahkemesiz bırakılamayacağı için rejim kanunları uygulanmaya devam edecek. Lakin bir heyet kurulacak ve bu heyet, kanunların hepsini tek tek inceleyip düzeltecek, şeriata aykırı bütün kanunlar çıkarılacak, değiştirilecek ya da dondurulup onunla hükmedilmeyecek. Kanunlar içerisindeki şeriata uygun olan kanunlar uygulanmaya devam edecek.   Bu heyet, fethin ilk zamanlarında kuruldu. Bu heyetin üyelerinden biri de bendim.   Şunları gördük ve yaptık:   Kanunların/maddelerin yaklaşık yüzde 80’i şeriata muhalif değil. Ahvâl-i Şahsiyye (şahısla ilgili haller) ve Medeni kanunlar tamamıyla Hanefi mezhebine göre konulmuş. Bundan sadece miras meselesi hariç; buna göre erkek ile kadın arasında fark yok. Ancak bu kanun donduruldu, mahkemelerde bununla hükmedilmiyor. Ve bir de faizi mübah kılan maddeler vardı, bunların tamamı kaldırılıp faiz fertler arasında yasaklandı.   Diyetlerde belirlenmiş bir şey yoktu, hakimin takdirine bırakılmıştı. Bu düzeltilip şeriata uygun bir şekilde diyetler belirlendi.   Kanunlar içerisinde en büyük problem cezalar kanunudur. 755 maddeden ibarettir. Bunlara bakınca gördük ki sadece 70 madde şeriata açık bir şekilde aykırı. Geriye kalan maddeler ise şeriata aykırı değil. 70 madde ise had cezalarıyla alakalı kanunlar. Lakin biz bu 70 maddeyi dondurduk, bunlarla hükmetmiyoruz (işlevsiz bir halde kağıt üzerinde bulunuyor.) Yani şuan bize zina etmiş bekar biri geldiğinde ona zina haddi uyguluyoruz. İçkide içki haddi ile hükmediyoruz. Ama zina etmiş evliye, riddetinde ısrar edip tevbe etmeyene (ki ısrar etmesi çok nadirdir) ve hırsıza had cezalarını uygulamaya gücümüz yok. Ki İdlipte de el kesme cezası uygulayamıyorduk, ama zina etmiş evliyi öldürme cezası uyguluyorduk. İnşaallah bu 70 maddenin yerine şeriata uygun kanunlar getirilecek. Ama bunun için zaman lazım. Güç, imkan, sabır ve sükunet gerekiyor.   (Burada Şeyh Mücahid’e, bazı Maliki alimlerinin had cezalarıyla ilgili fetvasını hatırlattım. O da bu madedelerin bu şekilde açıklanabileceğini söyledi. Bu fetva için şu linkteki https://justpaste.it/fweln yazının 6. maddesine bakınız.)   Bunların dışında heyet, 5 ya da 6 madde daha buldu ki, bunlar doğrusu şeriata muhalif olan ancak şeriatta bir yönü bulunan, fakihlerin yanında şaz görüşler sayılan (yani şeriata açıkça aykırı olmayan) maddeler. (Şeyhin sözünden anlaşılan bu maddeler uygulanıyor.)   Binaen aleyh; şu anda Suriye mahkemelerinde kendisiyle hükmedilen küfrî bir kanun bulunmamaktadır.   Esed rejiminden kalan 1800 hakimin tamamı hakkında bir seneden beri soruşturma başlatılıp duruma göre ya cezalandırılacak ya da işten atılacaklar. Nitekim şu ana kadar 400’den fazla hakim tasfiye edildi, görevine son verildi. Daha iki gün önce Halep’teki 57 hakimin soruşturmaya havale edilmesi karar çıktı.

  • 4 мая1071из Muhammed_Ata

    Youtube'nin kaldırdığı “İran-İsrail/ABD Savaşı; Durum Değerlendirmesi” başlıklı videoyu buradan izleyebilirsiniz.

  • 3 мая1142из Muhammed_Ata

    Videoda İran-İsrail/ABD Savaşı'nın taraflar açısından nedenleri, gerekçeleri, bölgedeki ve uluslararası yansımaları hakkında ve Suriye özelindeki etkilerini yorumlamaya çalışıltım: https://youtu.be/2XuoRmu0jOE

  • Ramazan bayramınız mübarek olsun... Rübarek Ramazan ayında yapmış olduğumuz amelleri Rabbim kabul eylesin, bizleri ramazan ayını hakkıyla geçiren kullarından kılsın ve bir dahaki Ramazan ayına hayır ve iman üzere ulaşmayı nasib etsin. عيد مبارك. تقبل الله منا ومنكم صالح الأعمال.

  • 15 мар.18431из Muhammed_Ata

    Sayılı günlerin sonuna yaklaşıyoruz. Her bir lahzası kıymetli olan bu mübarek dönemi en verimli şekilde değerlendirmeye gayret edelim. Zira Efendimiz, “Ramazan’a erişip de günahları bağışlanmayan kimseye yazıklar olsun!” buyurmuştur. Fitnelerin ve fesadın dört bir yanımızdan bizi ve ehlimizi kuşatmaya çalıştığı, İblis’in insanlık tarihi boyunca belki de en güçlü dönemlerinden birini yaşadığı bu çağda; eğer Ramazan ayında nefsimizi ıslah edip tezkiye edemezsek, bunu başka zamanlarda başarmak çok daha zor olacaktır. Ramazan ayı adeta bir arınma ve yenilenme mevsimidir. Nefislerin açlık, susuzluk ve haramlardan sakınma ile terbiye edildiği bu perhiz, yılın geri kalan kısmı için güçlü bir manevi azık olacaktır. Mahrum kimse, dünya işlerine dalarak Allah’ın kendisini bu hayırlardan mahrum bıraktığı kimsedir.

  • 15 февр.2425из Muhammed_Ata

    Refah’taki tünellerden birinde kuşatma altında kalan bir direnişçi… Açlıktan ve bitkinlikten inliyor; boğucu bir abluka altında. Ne su var, ne yiyecek, ne de görünen bir umut. Geçtiğimiz cuma günü dışarı çıkmaya karar verdi; teslim olmak için değil, kalan son nefesiyle savaşmak için. Elinde, kazı işlerinde kullandığı bir balta vardı. İşgal askerlerine ait bir devriyenin geçmesini bekledi. Ardından bedeninde kalan son güçle üzerlerine atıldı. Yorgunluğa ve açlığa rağmen, en gelişmiş silahlar ve sensörlerle donatılmış askerlere karşı savunmasız olmasına rağmen, içlerinden bazılarını ölümcül şekilde yaralamayı başardı. Sonrasında üzerine kurşunlar yağdı ve bulunduğu yerde hayatını kaybetti. Rabbine, O’nun rızası için mücadele eden; ülkesini, toprağını ve onurunu savunan, yüzünü dönmeden ilerleyen biri olarak kavuştu. Daha da dikkat çekici olanı, askerlerden birinin olayı kendi hesabında paylaşarak saflarında ölüler olduğunu kabul etmesi; ancak paylaşımı dakikalar içinde silmesiydi. Haber bir süre gizlendi, ta ki daha sonra Yediot Ahronot gazetesi tarafından ortaya çıkarılıncaya kadar. Elinde sadece bir balta olan bir direnişçi… Ey dünyanın en büyük silah anlaşmalarına imza atan ümmet! Allah’ım, Ashab-ı Kehf’in Rabbi… Tünellerdeki gençlere yardım et.

  • 30 янв.24152из omerfarukhoc

    ‘’Zihnini, sana emredilen şeyler için kaygılanmaya ayır, sana garanti edilmiş olan şeylerle (rızıkla) meşgul etme. Çünkü rızık ile ecel, birbirine eşlik eden ve kesin olarak teminat altına alınmış iki husustur. Ecel var oldukça rızık da mutlaka gelecektir. Eğer Allah hikmeti gereği rızık yollarından birini sana kapatırsa, rahmetiyle sana ondan daha faydalı başka bir yolu açar. Ceninin hâlini düşün. Ona rızkı, tek bir yoldan, göbek bağı aracılığıyla kan olarak gelir. Annesinin karnından çıkınca o yol kesilir. Fakat Allah onun yerine iki yol açar ve o iki yoldan, öncekinden daha temiz, daha hoş ve daha lezzetli bir rızık akıtır: Saf ve içimi kolay süt. Emzirme süresi bitip bu iki yol sütten kesilme ile kapanınca, bu defa onlardan daha mükemmel dört yol açar: İki yiyecek, iki içecek. Yiyeceklerin ikisi hayvansal ve bitkisel, içeceklerin ikisi ise sular ve sütlerdir, bunlara eklenen diğer fayda ve lezzetlerle birlikte. Kişi öldüğünde bu dört yol da ondan kesilir. Fakat Allah Teala, eğer kul bahtiyar ise ona sekiz yol açar: Dilediğinden girebileceği cennetin sekiz kapısı. İşte Rab Teâlâ, mümin kulundan dünyaya ait bir şeyi alıkoyarsa, mutlaka ona ondan daha hayırlısını ve daha faydalısını verir. Bu, mümin olmayan için geçerli değildir. Allah, mümine daha yüce ve kıymetli olanı vermek için onu değersiz ve aşağı bir paydan alıkoyar. Kul kendi menfaatlerini ve Rabbinin keremini, hikmetini ve lütfunu bilmediği için, kendisinden engellenen şey ile kendisi için saklanan şey arasındaki farkı anlamaz. O, değersiz de olsa acil olana düşkündür, yüce de olsa gecikene karşı isteği zayıftır. Eğer kul Rabbine karşı insaflı olabilseydi -ki bu ona ne kadar da uzaktır- bilirdi ki Allah’ın dünyadan ve onun lezzetlerinden onu mahrum bırakmasındaki lütfu, ona verdiklerindeki lütuftan daha büyüktür. Çünkü Allah ondan bir şeyi ancak vermek için alıkoyar, onu ancak şifaya kavuşturmak için imtihan eder, onu ancak arıtmak için sınar, onu ancak diriltmek için öldürür, onu bu yurda ancak O’na kavuşmaya hazırlanması ve O’na ulaştıran yolda yürümesi için çıkarır. Nitekim: “Gece ile gündüzü, ibret almak veya şükretmek isteyenler için birbiri ardınca getiren O’dur.” (Furkan, 62) İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Fevâid.

  • без подписи

  • 31 дек.2826из Muhammed_Ata

    2012 yılında, yirmiye yakın mücahid adayı Şam cihadına katılmak üzere Tunus’tan yola çıkar. Ancak Suriye’ye geçiş sırasında, kendilerini götüren kaçakçıların ihanetine uğrayarak Esed rejiminin şebbihalarına satılırlar. Bunun ardından son derece ağır bir hapishane ve işkence süreci başlar. Aracılar devreye sokulsa, fidyeler teklif edilse de varlıkları inkâr edilir ve serbest bırakılmalarına izin verilmez. 8 Aralık 2024’te Şam’ın fethedilmesiyle birlikte Esed rejimine ait hapishaneler boşaltılır. Boşaltılan cezaevlerinden birinde, mücahitlerin artık vefat ettiklerini düşündükleri ve haberlerini sormaktan vazgeçtikleri bu Tunuslu mücahit adayları da ortaya çıkar. Fetih coşkusu içinde, bu grubun sağ salim hapisten çıkması hem büyük bir sevinç hem de derin bir şaşkınlıkla karşılanır. Zira bunca yıl hayatta kalmaları adeta bir mucize gibidir. Bu gruptan bazılarını fethin ikinci günü Emevi Camii’nde gördüm; ancak cezaevinden yeni çıktıklarını fark etmedim. Yüzleri güneş görmemekten ve uzun süreli vitaminsizlikten dolayı bembeyaz ve solgundu. Son derece zayıflardı; üzerlerinde kalın giysiler olmasına rağmen üşüyor gibi görünüyorlardı. Yanlarına yaklaşıp sohbet etmeye başladığımda, yanlarında bulunan bir kardeş onların Tunuslu olduğunu, 2012 yılında cihada gelirken tutuklandıklarını ve cezaevinden henüz çıktıklarını söyledi. O an, bu fethin sadece toprakların değil, bu insanlar ve onlar gibi nicelerinin kurtuluşu açısından ne kadar büyük bir olay olduğunu derinden hissettim. O sırada orada bulunan İHH’dan bazı kardeşler, ihtiyaçları konusunda her türlü desteğe hazır olduklarını ifade ettiler. Ancak güzel bir tevafuk olarak, muhacirlerden sorumlu kişinin de Tunuslu bir kardeş olması ve onların durumunu yakından bilmesi süreci kolaylaştırdı; gidecekleri ve kalacakları yerlerin ayarlanmasına hızla başlandı. Bugün, bir vesileyle gittiğim mücahitlere ait tedavi merkezlerinden birinde bu kardeşlerden biriyle karşılaştım. Fizik tedavi görüyordu. Cezaevinde kaldığı süre boyunca verem hastalığı geçirmiş, vücudunun büyük bir kısmı iltihap kaplamıştı. İltihabın ilerlemesiyle vücudunun yarısı felç olmaya başlamış; ölümün eşiğine geldiği bir anda kurtuluş nasip olmuştu. Yaklaşık bir yıldır devam eden fizik tedaviye rağmen vücudunun yarısı hâlâ çok sınırlı şekilde çalışıyordu. Doktorlar, gelinen noktanın tedavinin ulaşabileceği son aşama olabileceğini belirtmelerine rağmen, ilerlemiş yaşına rağmen umudunu kaybetmeden egzersizlerine devam ediyordu. Yaptığı hareketler ayağa kalkmak değil, yerde eğik bir halde doğrulmaya çalışmak gibi oldukça basit alıştırmalar olmasına rağmen, bunları yaparken dahi büyük zorluk çekiyor, zaman zaman düşecek gibi oluyordu. Bu abiyle ilgili dikkatimi çeken bir diğer husus ise namaz vakitlerini sık sık sorması ve vakit girer girmez her şeyi bir kenara bırakıp namaza hazırlanmasıydı. Hayatının en zor ve en ağır anlarında kendisine dayanak olan namazın, onun için ne denli kıymetli olduğu apaçık ortadaydı. Ayrıca, bunca acı ve sıkıntı çektiği her hâlinden belli olmasına rağmen, etrafındaki diğer yaralı kardeşlere karşı son derece sevecen ve kardeşçe davranması, ona duyulan sevgi ve saygıyı daha da artırıyordu. Bu yolda bunun gibi nice kardeş ve abi bedeller ödedi ve ödemeye devam ediyor. Kimileri bu yolda canını feda ederek menziline ulaştı, kimileri ise hayırlı akıbetini bekliyor. Yüce Rabbimden niyazım, en hayırlı amellerimizi ömrümüzün sonuna denk getirmesi ve bizleri hayırlı bir ölümle katına almasıdır.

  • 18 дек.2641из Muhammed_Ata

    Geçmişin tecrübelerinden istifade etmeyip aynı hataları tekrar ederek yol almaya çalışmak, aklın eksikliğindendir. Yüce Rabbimiz, geçmiş kavimlerin kıssalarını bizlere aktarır; onların yaşadıklarından dersler ve ibretler almamızı öğütler. Gelişmiş toplumların en önemli özelliklerinden biri, geçmişte ve kendi dönemlerinde edinilen tecrübeleri güncelleyerek kendi vakıalarına uyarlayabilmeleri ve bunları hayata geçirebilmeleridir. Deneme-yanılma yöntemiyle elbette kalıcı dersler alınabilir; ancak böylesine hızlı akan bir çağda bu yöntemle bir ömürde ancak birkaç arpa boyu yol alınabilir. Tecrübelerin aktarılmasının en hızlı ve etkili yolu ise bu yollardan geçmiş kimselerin kaleme aldığı yazılı eserlerdir. Bu tecrübelerin okunması ve dersler çıkarılması, engellere takılmadan hızlı ve güvenli biçimde yol almanın en sağlıklı yöntemidir. Bu durumu Türkiye’deki İslami hareketler özelinde değerlendirecek olursak; Cumhuriyet döneminden bu yana Türkiye’deki İslami hareketlerin, büyük ölçüde dış hareketlerden bağımsız kaldığı, teorik eserler dışında ciddi bir koordinasyon kurulmadığı ve başka coğrafyalardaki deneyimlerden yeterince faydalanılmadığı görülmektedir. Bu durum, -siyasi olmasa bile- fikrî ve hareket alanlarında önemli bir geri kalmışlığa yol açmıştır. Daha toparlayıcı bir ifadeyle, Türkiye’deki İslami hareketlerin başlıca sorunlarından biri tefrika ve bunun kaçınılmaz sonucu olan iç çekişmelerdir. Bu sorun aşıldığında, asıl düşmanlara karşı daha sağlıklı bir mücadele mümkün olacaktır. Esasen bu durum her saha için geçerlidir. Nitekim Allah Teâlâ’nın bereketiyle cihad sahalarında birleşme uzun yıllar alsa da kimi zaman -Şam’ın fethi sonrasında olduğu gibi- uyumla, çoğu zaman da tagallüp yoluyla gerçekleşmiştir. Ancak Türkiye gibi ortamlarda bu sorunlar şu aşamada yeterince hissedilmemektedir. Zira insanlar büyük ölçüde kendi kişisel hayatlarından ve konfor alanlarından memnundur ve bunları riske atmak istememektedirler. Oysa Suriye sahasında tefrikanın bedelinin; toprak kaybı, ölüm, sürgün, sefalet ve küfür olduğu tecrübe edilerek öğrenilmiştir. Bu sebeple fetih sonrasında savaşçı grupların neredeyse tamamı tereddüt etmeden yeni yönetime entegre olmuş ve bu durum sahadaki en büyük kazanımlardan biri olarak değerlendirilmiştir. Türkiye’de ise demokratik bir kültür içerisinde yetişen Müslümanların, ciddi bir baskı veya zorlayıcı şartlar olmadan birleşmelerinin zor olduğu görülmektedir. Hatta bazı aşırı kesimler, en azılı düşmanların saldırıları karşısında dahi kayda değer bir tepki ortaya koymazken, düşmanlıklarını Müslümanlara yöneltebilmektedir. Hülasa, Türkiye’deki İslami kanaat önderlerinin Suriye’deki süreci yakından takip etmeleri bir tercih ya da lüks değil, başarıya ulaşmanın yegâne yoludur. Zira tefrikanın bedeli, çoğu zaman zannedildiğinden çok daha ağırdır. Acizane tavsiyem ise, bireysel ve müstakil hareket etme anlayışının terk edilerek köklü cemaatlere dâhil olunması ve -bazı hatalar bulunsa dahi- bir cemaatle birlikte hareket etme bilincinin benimsenmesidir. @Muhammed_Ata

  • 28 нояб.2811из Suriye_Haber3

    Bir sene önce Halep'in özgürleştirilmesi savaşında teslim olmayıp direnmeyi tercih eden Esed milislerinin son halleri.

  • اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّؕ يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيماً ”Allah ve melekler peygambere salât ediyorlar; ey iman edenler, siz de ona salât ve selâm okuyun.” Ahzâb Suresi - 56. Ayet اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.. اللهم بَارِكْ عَلَى مُحَمَّدٍ، وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ، وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ، فِي الْعَالَمِينَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.. https://t.me/ilim_rihlesi