tgindex
Tefsir Dersleri (تدارس القرآن)

Tefsir Dersleri (تدارس القرآن)

Статистика
@mufessirРелигиятурецкий

Her gün kısa kısa tefsir notları paylaşıyorum. Kanalı paylaşarak destek olabilirsiniz. Paylaşımları dilediğiniz gibi alabilirsiniz. iletisim: irtibat99@gmail.com

Последний пост
14 авг.
Последнее чтение
14 авг.
Постов за неделю
5
Всего постов
22
Тип
открытый
Язык
турецкий
Категория
Религия (по похожим)
В каталоге с
13 авг.
Подписчики
9 917
−4 за 3 дн.
Сутки
−3
−0,03%
Неделя
 
Месяц
 
Просмотров на пост
507
21 постов
Вовлечённость
5,1%
к подписчикам
Постов в день
0,7
всего 22
Упоминаний
8
каналов
Охват размещения
оценка
1/24сутки в ленте
409
1/48двое суток
468
1/72трое суток
505

Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.

Посты

  • Maide: 8: وَلاَ يَجْرِمَنَّكُمْ شَنَآنُ قَوْمٍ عَلَى أَلاَّ تَعْدِلُواْ "Bir topluluğa duy­duğunuz kin, sizi âdil davranmamaya itmesin." Zemahşerî şöyle der: "Bu âyet, böyle kuvvetli bir vasıf olan adalet sıfatının, Allah'ın düşmanı olan kâfirlere karşı uygulanmasının vacip olduğuna önemle dikkat çekmektedir. Hal böyle olunca, Allah'ın dostları ve sevgilileri olan müminler hakkında niçin vacip olmasın?!"(Keşşaf, 2/476) Maide: 9: وَعَدَ اللّهُ الَّذِينَ آمَنُواْ وَعَمِلُواْ الصَّالِحَاتِ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَأَجْرٌ عَظِيمٌ "Allah, îman eden ve iyi şeyler yapanlara söz vermiştir; onlara bağışlama ve büyük mükâfat vardır" (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Maide: 6 "Ey iman edenler! Namaz kılmak istediğinizde abdestiniz yoksa yüzlerinizi ve dirseklerinizle birlikte ellerinizi yıkayın. Başlarınızı mesh edin, ayaklarınızı da topuklarla birlikte yıkayın." Zemahşeri şöyle der: "topuklara kadar" kaydıyla ayaklarda yapılan işlemin nereye kadar olduğunu bildirmek, ayakların mesh edileceğini sananların zanlarını ortadan kaldırmak içindir. Çünkü şeriatte, meshin nereye kadar yapılacağı yani son sınır belirtilmemiştir. Hadiste şöyle buyurulmuştur: "Şu ökçelerin ateşten vay haline" Bu hadis, "Ayakları yıkamak değil mesh etmek farzdır" diyen İmamiyye mezhebi mensuplarının görüşleri­ni reddeder. Âyet açıktır ve terkibinde "ayaklar" kelimesi mansub (fethalı) olarak gelmiştir. Burada "Ayaklarınız" kelimesi yıkanan yüzler ve eller üzerine matuftur. Abdestte tertip ifade etmek için başı mesh etme emri, diğer azaları yıkama emirleri arasında getirilmiştir. (Keşşaf, İ/474 Buhârî, ilim 3,30; Vudu 27,29 Müslim Taharet 25-28) (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِيناً "Bugün size dininizi ikmâl ettim, size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâ­m'ı beğendim." Rivayete göre Yahudilerden bir adam Hz. Ömer (r.a)'e gelerek şöy­le dedi: "Ey mü'minlerin emîri! Kitabınızda okuduğunuz bir âyet var ki, eğer o âyet biz Yahudilere inseydi, indiği günü bayram edinirdik." Hz. Ömer (r.a): Hangi âyeti kastediyorsun? diye sordu. Yahudi: "Bugün sizin için dininizi tamamladım..." âyetidir dedi. Hz. Ömer (r.a): "Vallahi ben bu ayetin Rasulullah (s.a.v.)'a indiği günü ve saati bilirim. Bu âyet Rasulullah (s.a.v.)'a cumaya raslayan bir arefe günü öğleden sonra indi" dedi. (Buhari. K.Tefsir. 5.2: Müslim. K.Tefsir, 5) (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Maide: 3: "Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına bo­ğazlanan, boğulmuş, vurulup öldürülmüş, yukardan yu­varlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş hayvanlar ile ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna-canavarların yediği hayvanlar, dikili taşlar (putlar) üzerinde boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır." Zemahşerî şöyle der: "Câhiliyye dönemi insanları, aşağıda haram olduğu be­lirtilen şeyleri yerlerdi. Bunlar: kendiliğinden ölen hayvan, Fasîd denilen kan. Fasîd, bağırsaklara doldurup kızarttıkları bir kandır. Bu hususta Arap­lar şöyle bir darb-ı mesel de söylerler: "Kendisine fasîd kan ikram edilen yemeksiz kalmıştır." Domuz etinin biz­zat haram olduğunu açıklamak için, Yüce Allah onu özellikle zikretmiştir. Şer'î usulle kesilse bile yenilmesi haramdır. Allah'tan başkası adına veya Allah'tan başkası­ adıyla" adı anılarak kesilen, meselâ, Lât ve Uzzâ'nın adıyla" denilerek kesilen; İp ve benzeri şeylerle boğulan; taş veya sopa ile vurula­rak öldürülen; dağ veya benzeri yüksek yerlerden yuvarlanan, bir başka hayvan tarafından boynuzlanan, vücudunun bir kısmı yırtıcı hayvanlar ta­rafından yenilen ve bu halede ölen hayvanların eti haram kılındı. (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Maide: 2; وَتَعَاوَنُواْ عَلَى الْبرِّ وَالتَّقْوَى وَلاَ تَعَاوَنُواْ عَلَى الإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ "İyilik ve takva üzerinde yardımlasın, günah ve zulüm üzerine yardımlaşmayın" Câhiliyye adetleri, kör bir kavmiyetçilik ilkesine göre uygulanırdı. Câhiliyye şairi şöyle ifade eder: "Ben ancak Guzeyye kabilesindenim. Eğer o sapıtırsa ben de sa­pıtırım. Guzeyye doğru yolu bulursa, ben de bulurum." İslam ise şu değerli insanî ilkeyi gelirdi: İyilik ve takva üzerinde yardımlasın. Günah ve zulüm üzerinde yardımlaşmayım" Bu iki ilke arasında büyük fark var! (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • 📚📖✒️İlmi yayınlar yapan tavsiye Telegram Kanalları👇 ✍️Medrese Dersleri Ses kayıtları ve ders notları paylaşılmaktadır @medresedersleri ✍️ Modern Arapçaya dair @pratikarapca 👉 İslami Kitapların Tanıtımı Hakkında @kitaprehberi 👉Tefsir Dersleri @mufessir ✍️ Fıkıh Dersleri ve Güncel Fıkhi meseleler @fikihdersleri 👉Tefsir, Fıkıh ve Risâle-i Nûr dersleri @meclisikuran 👉Şâfii Fıkhı @fikihdersleri_safi 👉İkinci El islâmi Kitap paylaşımı: @sahafislam ve @nadirsahaf 👉 Fikri tefekküre ve aklı tedebbüre sevkeden hikmetli sözler @hikemiyat 👉 Osmanlıca Dersleri ve paylaşımları @osmanlicadersleri 👉 Aile ve Çocuk Eğitimi üzerine @ailecocuk ✍️ Arapça pdf kitap arşivi @islamickutub ✍️ Kur'ân Tilavetleri @TilavetulKuran ✍️Ezber amaçlı âyet hadis yayını @ayethadisezberi ✍️Günlük âyet / hadis yayını @birayetbirhadis ✍️Risâle-i Nûr İzah ve notlar @bediuzzaman ✍️Risale-i Nur'dan yayınlar @saidnursi 👉Risale-i Nur, Tefsir ve Fıkıh dersleri @meclisikuran 👉 Sahabelerin Hayatı Hakkında @hayatus_sahabe 👉 Kolay İngilizce (Arapça ve İngilizceyi aynı anda öğrenin) @kolay_ingilizce 👉Risâle-i Nûr Soru&Cevap Test Kanalı @risaleinur_imtihan 👉İslâmî Soru&Cevap Test Kanalı @sorularla_islam 👉Sorularlaislam bot (İslâmi Sorularla Bilgilerinizi tazeleyin) @sorularlaislam_bot

  • Maide: 1: أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ أَوْفُواْ بِالْعُقُودِ "Ey iman edenler! Akidleri yerine getiriniz" Ukûd, akidler demektir. Akid lügatte, bağlamak manasınadır. Bir kimse bir ipi başka bir iple düğümlediğinde der. Daha sonra, çeşitli anlamlar için müstear olarak kullanıldı. Zemahşerî şöyle der: "Akid, verilen sağlam söz, ahit demektir. Bu ahit, ipin düğümlenmesine ben­zetilmiştir. Şair "Hutay'e" şöyle der: Bu öyle bir topluluktur ki, komşuları ile anlaşma yaptıklarında ipleri bağlar ve sıkı sıkıya düğümlerler, yani anlaşmayı sağlam yaparlardı." Ukûd, gerek insanla Rabbi, gerekse insanla insan arasında ya­pılan her türlü akid ve sözleşmeyi kapsayan bir lafızdır. İbn Abbas şöyle der: "Ukûd, ahidler demektir. Ahitler ise, Allah'ın Kur'an'ın tümünde helâl, haram ve farz kıldığı teklifler ve hükümlerdir." Taberî ve Zemahşerî bu görüşü tercih etmiştir. En çok tercih edilen görüş ise, umum ifade etmesidir ki, bu da her türlü akdi yerine getirmeyi emirdir. Ebıı Hayyan ve bir grup müfessirin tercihi budur. İbn Eslem şöyle der: "Akitler altıdır: Allah'ın ahdi, antlaşma akdi, şirket akdi, alış-veriş akdi. Nikah akdi ve yemin akdi. İbn Kesir'de böyle yazılıdır. (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Maide Suresi Mâide sûresi, Medine'de inen uzun sûrelerden biridir. Medine'de inen Bakara, Nisa ve Enfâl sûrelerinde olduğu gibi, bu sûre de, inançla ilgili ko­nular ile Ehl-i kitap kıssaları yanında, çokça hukukî meseleleri kapsar. Ebu Meysere şöyle der: "Mâide sûresi, Kur'an'ın son inen sûrelerindendir. Bunda, hükmü kaldırılmış bir âyet yoktur. İçinde 18 farz vardır."(Kurtubî, 6/30) Bu sûrenin kapsadığı hükümleri şöyle özetleyebiliriz: Akidler, kesi­lecek hayvanlar, avlanmak, ihram giymek, Ehl-i kitap kadınlarla evlenmek, dinden dönmek, temizlik hükümleri, hırsızlığın, yol kesiciliğin ve yeryü­zünde fesat çıkarmanın cezası, içki, kumar ve yemin keffareti ile ilgili hü­kümler, ihramlı iken av hayvanını öldürmek, ölürken vasiyet etmek, bahîre ve sâibe denilen hayvanlarla ilgili hükümler, Allah'ın şeriatı ile amel et­meyenler hakkındaki hüküm ve diğer şer'î hükümler. Sûre aynı zamanda, Hz. İsa'nın bir mucizesi olup Havarilerin önünde meydana gelen "Mâide (sofra)" kıssasını da anlatır. Sûrede sofra mucizesi anlatıldığı için buna "Mâide sûresi" ismi veril­di. Abdullah b. Amr b. Âs'ın şöyle dediği rivayet olunur: "Rasulullah (s.a.v.) bineği üzerinde iken ona Mâide sûresi indi. Binek taşıyamadı. Bu­nun üzerine Rasulullah (s.a.v.) bineğinden indi. (Ahmed b. Hanbel II/176) Anlatıldığına göre Filozof Kindî'nin arkadaşları ona "Ey filozof! Bize bu Kur'an'ın bir benzerini yap" dediler. O da, "olur bir kısmının benze­rini yapayım" dedi ve günlerce bir köşeye çekildi. Sonra çıkarak şöyle dedi: "Vallahi ben bunu yapamam, hiç kimsenin buna gücü yetmez. Mushafı açtım, Mâide sûresi çıktı. Bir de baktım ki Kur'an ahde vefadan bahsediyor ve ahdi bozmayı yasaklıyor. Eşyayı genel olarak helal kılıyor, sonra ondan bir şeyi istisna ediyor. Sonra da iki satırda Allah'ın kudret ve hikmetini açıklıyor. Hiçbir kimse ciltler dolusu eser yazmadan bunu ifade edemez."(Kurtubî, 6/31) (Mâide Sûresi Tefsiri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 170: Anlatıldığı­na göre, Harun Reşid'in bir Hıristiyan doktoru bir gün İmam Vâkidî ile tar­tıştı ve ona: "Sizin kitabınızda, İsa'nın Allah'ın bir parçası olduğunu gösteren bir âyet var" dedi ve وَكَلِمَتُهُ O'ndan bir ruh" âyetini okudu. Vâkidî şöy­le cevap verdi:" Yüce Allah bir âyet-i kerimede şöyle buyurur; "O, göklerde ve yerde ne varsa size boyun eğdirmiştir. Hepsi Allah'tandır" Eğer İsâ Allah'ın bir parçası ise, buna göre, göklerde ve yerde olanların da, Allah'ın bir parçası olması gerekir." Bunun üzerine Hıristiyan sustu ve Müslüman oldu. Harun Reşid buna çok sevindi ve Vâkidî'ye büyük bir hediye verdi. Nisa: 171: "Ey Ehl-i kitap!" Burada umum zikredilmiş, husus kastedilmiştir. Yani burada Ehl-i kitaptan maksat sadece Hıristiyanlardır. Nitekim daha sonra gelen, "ilâh üçtür, demeyin," sözü de bunu gösterir. Zira bu söz, Hristiyanların sözüdür. (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • İslâmî Bilgilerinizi Tazeleyebileceğiniz "Kur'an, Hadis, Fıkıh, Siyer, Akaid ve Risâle-i Nûr" kategorilerinde quiz Uygulaması: Sorularla İslâm @sorularlaislam_bot

  • Nisa: 163: وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُوراً "Davud'a da Zebur'u verdik." Kurtubî der ki: "Zebur'da 150 sûre vardır. Bu sûrelerde, hiç ahkâm âyeti yoktu. Bunlar, hik­met ve öğütlerden ibaretti."(Kurtubî, 6/17) Nisa: 164: وَكَلَّمَ اللّهُ مُوسَى تَكْلِيماً "Ve Allah Musa ile de gerçekten konuştu."Allah, vasıtasız olarak, özellikle Musa (a.s.) ile konuştu. Bundan dolayı Musa (a.s.)'ya "kelîm" ismi verilmiştir. Mecaz ihtimalini gidermek için, âyette gecen "konuştu" fiili, تَكْلِيماً kelimesi ile vurgulanarak söylenmiştir. Sa'leb şöyle der: Eğer bu vur­gulama yapılmasaydı başka bir mânâ anlaşılabilirdi. Mesela, senin için filan ile konuştum" sözü, "Senin için ona bir pusula yazdım" veya "Senin için ona bir adam gönderdim" mânâlarına gelebilir. Burada söz, تَكْلِيماً " kaydı ile vurgulandığı için, "Allah'tan işitilen söz" den başka bir mânâ anlaşılmamaktadır."(el-Bahr, 3/398) (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 157: وَقَوْلِهِمْ إِنَّا قَتَلْنَا الْمَسِيحَ عِيسَى ابْنَ مَرْيَمَ رَسُولَ اللّهِ "Ve: "Allah elçisi, Meryem oğlu İsâ'yı öldürdük" demeleri yüzünden onları lanetledik" Teshil müellifi şöyle der: "Yahudiler Hz. İsa'yı inkâr ettikleri ve ona sövdükleri halde, ona nasıl "Allah'ın elçisi" dediler diye sorulursa, buna üç türlü cevap verilir: 1. Bunu, alay ve istihza yoluyla söylediler. 2. Müslümanların onun hakkındaki inançlarına göre söylediler. Sanki onlar: "Size göre" veya "iddianıza göre Allah'ın Rasulü" dediler. 3. Bu cümle, Yahudilerin değil, Allah'ın sözüdür. Bu, onların günahlarının büyüklüğünü ve "onu öldürdük" şeklindeki sözlerinin çirkinliğini ifade eder. onu ne öldürdüler, ne de çarmıha gerdiler bölümü, Yahudileri reddeder ve onları yalanlar. Hıristiyanların da, Hz.İsâ çarmıha gerildiği için haça taptıkları şeklindeki görüşlerini reddeder. Onların, Hz. İsâ'nın ilah veya ilâhın oğlu olduğunu iddia edip sonra da çarmıha gerildiğini söyleyerek çelişkiye düşmeleri, gerçekten şaşılacak bir şeydir.(Teshil, 1/163) وَمَا قَتَلُوهُ وَمَا صَلَبُوهُ وَلَـكِن شُبِّهَ لَهُمْ "Onlar onu ne öldürdüler ne de astılar. Fakat onlara îsâ gibi gösterildi."(Nisa: 157) âyeti gösteriyor ki Yüce Allah, elçisi İsâ'yı pis Yahudilerin şerrinden korumuş, dolayısıyle o, ne öldürülmüş, nede çarmıha gerilmiştir. Yahudiler, ancak İsâ zannettikleri başka bir şahsı çarmıha germişlerdir. Bu şahıs, Allah'ın İsâ'ya benzettiği, dolayısıyle Yahudilerin İsâ zannederek öldürdükleri kişidir. İşte bu inanç akla ve nakle uygun olan doğru inançtır. Hıristiyanlara gelince onlar, Hz. İsâ'nın çarmıha gerildiğine, Yahudilerin onu horladıklarına, başına dikenler koyduklarına ve onun yalvarıp ağladığına inanırlar. Öte yandan Hz. İsâ'nın Allah veya Allah'ın oğlu olduğunu ve insanlığı günahlarından temizlemeye geldiğini iddia ederler. Bunun gibi, daha nice acaip ve garip çelişkileri vardır. Şâir ne güzel demiş; "Hz. İsâ'nın Hıristiyanlar arasındaki durumu şaşılacak bir şeydir. Onu, herhangi bir babaya nisbet etmeleri de gariptir. Onu Yahudilere havale ettiler ve dediler ki: Yahudiler ona eziyet edip çarmıha gerdiler. Eğer söyledikleri hak ve doğru ise, oğlu rehin olarak düşmanlara teslim edildiğinde baba neredeydi? Ne dersin, onlar böyle yapmakla onu razı mı ettiler, yoksa kızdırdılar mı? Eğer onların eziyetlerine razı olduysa, Yahudileri övün. Çünkü onlar oğula işkence ettiler. Eğer kızdıysa, onu bırakıp Yahudilere tapın. Çünkü onlar ona üstün geldiler." (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 146: "Haksızlığa uğrayan hariç, Allah, hiç kimsenin kötü söz söylemesinden ve diliyle eziyette bulunmasından hoşlanmaz." İbn Abbas şöyle der: "Yani Allah, haksızlığa uğrayan hariç, hiç kimsenin bir başkasına beddua etmesinden hoşlanmaz" (Muhtasar-ı İbn Kesir, 1/452) Nisa: 153: يَسْأَلُكَأَهْلُ الْكِتَابِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَاباً مِّنَ السَّمَاءِ "Ehl-i kitab senden, kendilerine gökten bir kitab indirmeni istiyor." Rivayet edildiğine göre Ka'b b. Eşref ile birlikte bir grup Yahudi: "Ey Muhammed " dediler... "Eğer peygamber isen, Hz. Musa'nın Tevrat'ı toptan getirdiği gibi, sen de bize gökten öyle toptan bir kitap getir." Bunun üzerine Yüce Allah:" Ehl-i kitap, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor." âyetini indirdi. Nisa: 155: (Yahudiler)"Sözlerinden dönmeleri, Allah'ın âyetlerini inkâr etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri ve "kalplerimiz kapalıdır" demeleri sebebiyle onları lanetledik" وَقَتْلِهِمُ الأَنْبِيَاءَ "Peygamberleri öldürmeleri sebebiyle" cümlesinde mecâz-i mürsel vardır. Bu zikr-i küll, irade-i cüz kabilindendir. (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 141: إِنَّ الْمُنَافِقِينَ يُخَادِعُونَ اللّهَ وَهُوَ خَادِعُهُمْ "Şüphesiz münafıklar Allah'a oyun etmeye kalkışıyorlar; halbuki Allah oyunlarını başlarına çevirmektedir" "Allah onlara hile eder," cümlesinde istiare vardır. "Hile" "amellere karşılık verme" yerinde kullanılmıştır. Allah, hileden münezzehtir. *Nisa: 145 إِنَّ الْمُنَافِقِينَ فِي الدَّرْكِ الأَسْفَلِ مِنَ النَّارِ "Şüphe yok ki münafıklar cehennemin en alt katındadırlar" Derk ve derek, her ikisi de tabaka mânâsına olup, aşağı doğru giden tabakalar için kullanılır. İbn Abbas şöyle der: "Cehennem ehli için derk, cennet ehlinin derecesi gibidir. Ancak dereceler yukarı doğru yükselir, derekeler ise aşağıya doğru iner."(El-Bahr, 3/380) Yine İbn Abbas: "Onlar cehennemin dibindedirler, der. "Çünkü onlar hem kâfir oldular, hem de İslam ve müslümanlarla alay ettiler. Cennet derece derece olduğu gibi, cehennem de dereke derekedir" demektedir. Müfessirler şöyle der: "Ateş yukardan aşağıya yedi tabakadır. Bunlar sırasıyle Cehennem, Laza, Hutame, Saîr, Sakar, Cahîm ve Hâviye'dir. Nâr lafzı bunların hepsinin mânâsını ihtiva ettiği için, bazan birbirinin isimlerini alırlar." Bahr-ı Muhît'te böyle ifade edilmiştir. Münafık, kâfirden daha tehlikelidir. Dolayısıyla onun azabı daha şiddetlidir. Nitekim Yüce Allah, "Şüphesiz münafıklar cehennemin en alt katındadırlar. Artık onlar için kesinlikle bir yardımcı bulamazsın," buyurmuştur. Yüce Allah, kâfirin tevbesinin kabulü için sadece inkâra son vermesini şart koştu: "İnkar edenlere, inkârdan vazgeçerlerse, geçmiş günahlarının bağışlanacağını söyle (Enfâl sûresi, 8/38)buyurdu. Münafığa gelince onun için "Tevbe etmek, niyet ve amellerini düzeltmek, Allah'ın dinine sımsıkı sarılmak ve sadece Allah için ibadet etmek" gibi dört şart koşarak şöyle buyurdu: "Ancak tevbe edip hallerini düzeltenler, Allah'a sımsıkı sarılıp ibadetlerini yalnız onun için yapanlar başka." Bunlar cehenneme girmezler. Bu da gösteriyor ki, münafıklar, Allah'ı inkâr edenlerin en kötüleri, dolayısıyle Onun azabına en layık olanlar ve tevbe ederek Allah'a dönmekten en uzak olanlardır. Sonra Yüce Allah, "Onlar mü'minlerdir" demedi de, "Onlar mü'minlerle beraberdir" buyurdu. Bundan sonra da: "Allah mü'minlere büyük bir mükafat verecektir(Nisa süresi, 4/146) buyurdu. Burada kızgınlığını, onlardan yüz çevirdiğini ve içinde bulundukları münafıklık halinin çirkinliğini vurgulamak için "onlara mükafat verecek" demedi de, "Mü'minlere mükafat verecek" dedi. Allah, kitabının sırlarını daha iyi anlamamıza yardımcı olsun. (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 136: أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ آمِنُواْ بِاللّهِ وَرَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِي نَزَّلَ عَلَى رَسُولِهِ وَالْكِتَابِ الَّذِيَ أَنزَلَ مِن قَبْلُ "Ey iman edenler! Allah'a, Peygamberine, peygamberine indirdiği Kitab'a ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz."Ebussuûd şöyle der: âyet'te geçen kitaptan maksat cins ismi olup bütün semavî kitapları kapsamaktadır."(Ebussuûd, 1/389) Nisa: 137: "İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir." Zemahşerî şöyle der: Bundan maksat, "Onlar tekrar mürted olduktan sonra samimiyetle iman ettikleri takdirde, tevbeleri kabul edilmez ve onlara mağfiret edilmez" demek değildir. Fakat olmaycak bir şeymiş gibi onu uzak görmektir. İşte fasık da böyledir. Görürsün ki o tevbe eder, sonra döner, sonra yine tevbe eder, sonra yine döner. Sanki hiç sebat etmiyecek gibidir. Çoğunlukla fasık kötü hal üzerine ölür."Keşşaf, 1/447 (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 135: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ كُونُواْ قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ "Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun." Bu cümlede قَوَّامِين kelimesinin mübalağa sıygası olarak gelmesi, mü'minlerden asla zulüm sâdır olmaması gerektiğini vurgular. Yüce Allah'ın " Ey iman edenler! İman ediniz," sözünde tekrar yoktur. Bunun mânâsı, "İman da sebat ve devam edin" demektir. Nitekim mü'min bizi doğru yola ilet" der ki, "bu, bizi doğru yolda sabit kıl," demektir. وَلَوْ عَلَى أَنفُسِكُمْ أَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالأَقْرَبِينَ إِن يَكُنْ غَنِيّاً أَوْ فَقَيراً فَاللّهُ أَوْلَى بِهِمَا فَلاَ تَتَّبِعُواْ الْهَوَى أَن تَعْدِلُواْ "kendiniz, veya ana babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa Allah için şahidlik eden kimseler olun. Zengin de olsalar, fakir de olsalar Allah onlara daha yakındır! Hevesinize uyup adaletten sapmayın" İbn Kesir şöyle der: "Nefsin arzusu, kavmiyetçilik ve insanların size buğzetmesi, işlerinizde adaleti terketmeye sizi asla sevketmesin. Aksine her hâlu karda adaletten ayrılmayın"(Muhtasar-ı İbn Kesir, 1/447) Hadiste: "İmkanı olanın, vereceğini erteleyip oyalaması zulümdür." denmiştir.(Bkz-Buhari, İstikrad,13. Hadisin varyasyonları için bkz. Ebu Davud, Akdiye, 29; Nesai, Büyü, 100; İbn Mace, Sadakat, 18) (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 125; وَاتَّخَذَ اللّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلاً "Allah İbrahim'i dost edinmişti." Halîl, samimi sevgi mânâsına gelen hulle'den türemiş olup dost manasınadır. Sa'lebi şöyle der: Dost sevgisi, kalbe girip boş yer bırakmayacak şekilde onu doldurduğu için dosta "halil" denilmiştir. İbn Kesir şöyle der: "Şüphesiz İbrahim (a.s.) sevgi makamlarının en yükseği olan dostluk makamına ermiştir. Bunun sebebi Rabbine karşı çokça itaat etmesinden başka bir şey değildir." Muhtasar-ı İbn Kesir, 1/442 Nisa: 129; "Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz." Yani, Ey erkekler, elinizden ge­len her şeyi yapsanız da kadınlar arasında tam olarak adaleti gerçekleş­tiremez ve onların arasında sevgi, yakınlık ve onlardan faydalanma husu­sunda eşit muamele edemezsiniz. Çünkü eşit olarak sevmeye ve kalben bağlanmaya insanın gücü yetmez. Âyetteki adaletten maksat, sadece kalbî sevgideki adalettir. Ak­si takdirde âyet, daha önce geçen, "Beğendiğiniz kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın" (Nisa Suresi, 4/3) âyetiyle çelişirdi. Rasulullah (s.a.v.) hanımları arasında nöbet usulünü uygulayarak adaletli muamele eder ve şöyle derdi: "Ey Al­lah'ım! Bu, benim yapabildiğim taksimatımdır. Senin elinde olan fakat be­nim gücümün yetmediği şeyden beni sorumlu tutma." Rasulullah (s.a.v.) bu­nunla, kalbi sevgiyi kastetmiştir. "Onu, askıya alınmış gibi bırakmayın, âyeti de bu mânâya delalet eder. Kendilerine "müceddid" denilen bazı kim­seler, bu âyeti delil göstererek sadece bir kadınla evlenmenin şart olduğunu iddia etmişlerdir. Bunların iddialarının, bir değeri yoktur. Çünkü böyle bir iddia nassları anlamamak demektir ki bu da sırf bâtıldır. Şerîat-ı ğarrâ ve sünnet-i seniyye bunu reddeder. Allah bizi, bu kötü âlimlerin şerrinden kor­usun. (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • 📚📖✒️İlmi yayınlar yapan tavsiye Telegram Kanalları👇 ✍️Medrese Dersleri Ses kayıtları ve ders notları paylaşılmaktadır @medresedersleri ✍️ Modern Arapçaya dair @pratikarapca 👉 İslami Kitapların Tanıtımı Hakkında @kitaprehberi 👉Tefsir Dersleri @mufessir ✍️ Fıkıh Dersleri ve Güncel Fıkhi meseleler @fikihdersleri 👉Tefsir, Fıkıh ve Risâle-i Nûr dersleri @meclisikuran 👉Şâfii Fıkhı @fikihdersleri_safi 👉İkinci El islâmi Kitap paylaşımı: @sahafislam ve @nadirsahaf 👉 Fikri tefekküre ve aklı tedebbüre sevkeden hikmetli sözler @hikemiyat 👉 Osmanlıca Dersleri ve paylaşımları @osmanlicadersleri 👉 Aile ve Çocuk Eğitimi üzerine @ailecocuk ✍️ Arapça pdf kitap arşivi @islamickutub ✍️ Kur'ân Tilavetleri @TilavetulKuran ✍️Ezber amaçlı âyet hadis yayını @ayethadisezberi ✍️Günlük âyet / hadis yayını @birayetbirhadis ✍️Risâle-i Nûr İzah ve notlar @bediuzzaman ✍️Risale-i Nur'dan yayınlar @saidnursi 👉Risale-i Nur, Tefsir ve Fıkıh dersleri @meclisikuran 👉 Sahabelerin Hayatı Hakkında @hayatus_sahabe 👉 Kolay İngilizce (Arapça ve İngilizceyi aynı anda öğrenin) @kolay_ingilizce 👉Risâle-i Nûr Soru&Cevap Test Kanalı @risaleinur_imtihan 👉İslâmî Soru&Cevap Test Kanalı @sorularla_islam 👉Sorularlaislam bot (İslâmi Sorularla Bilgilerinizi tazeleyin) @sorularlaislam_bot

  • Nisa: 123: "Ne sizin kuruntularınız ne de ehl-i kitabın ku­runtuları gerçektir; kim bir kötülük yaparsa onun ce­zasını görür ve kendisi için Allah'tan başka dost da, yardımcı da bulamaz." Ey Müslümanlar, Allah'ın vadettiği sevap, ne sizin kuruntularınızla ne de Ehl-i kitabın kuruntuları ile gerçekle­şir. Ancak o, iman ve salih amelle elde edilir. Hasan-ı Basrî şöyle der: "İman kuruntu ile olmaz. Fakat iman kalbe yerleşen ve amel ile tastık edilen şeydir. Şüphesiz bir kavmi, kuruntuları oyaladı da, nihayet iyi amel yapmadan dünyadan çıktılar. Allah hakkında iyi zanda bulunup "Allah kerim­dir" diyorlardı. Hâlbuki bunlar yalan söylüyorlardı. Eğer iyi zanda bulunsa­lardı, iyi amel işlerlerdi. Kim bir kötülük ve şer işlerse, onun cezasını dünyada veya âhirette çeker. Allah'ın azabına karşı kendisini koruyacak veya yardım edecek bir kimse bulamaz. (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı

  • Nisa: 120; يَعِدُهُمْ وَيُمَنِّيهِمْ وَمَا يَعِدُهُمُ الشَّيْطَانُ إِلاَّ غُرُوراً Şeytan onlara kurtuluş ve mutluluğu vadeder; onlara yalan ve bâtıl kuruntular verir. İbn Kesir şöyle der: "Bu bir gerçeği haber vermektir. Çünkü şeytan dostlarına birçok şey vadeder ve dünya âhirette kurtuluşa erenlerin, onlar olacağı kuruntusunu verir. Kuşkusuz o, bu hususta yalan söylemiş ve iftira etmiştir." Muhtasar-i İbn Kesir, 1/439 İbn Arefe şöyle der: "Âyette ge­çen gurur kelimesi, dışı sevimli içi sevimsiz, görünüşü süslü, içi bozuk olan şey demektir." Nisa: 122; "İman eden ve iyi işler yapanları, içinde ebedî kalmak üzere, zemininden ırmaklar akan cennetlere koyacağız, Allah, hak bir söz olarak vadetti. Söz verme ve onu tutma bakımından kim Allah'tan daha doğru ola­bilir?" Ebussuûd şöyle der: "Bundan maksat şeytanın dostlarına yaptığı yalancı vaatlere, Allah'ın dostlarına yaptığı doğru vaatle karşılık vermektir." Ebussuûd Tefsiri, 1/384 (Nîsa Sûresi Tefsîri) @mufessir Telegram Kanalı