🌹SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI🌹
Статистикаİbadetlerin en kıymetlisi, fıkhı öğrenmek ve öğretmektir.) [İbni Abdilberr]
- Последний пост
- 14 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 3
- Всего постов
- 23
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 156
- 1/48двое суток
- 178
- 1/72трое суток
- 192
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
без подписи
https://www.ilimkapisi.com/sorular-ve-cevaplariyla-kadin-ilmihali-hanefi-mezhebi-esasli-_265543.html
WhatsApp'ta 🌹 HANEFÎ FIKIH MEDRESESİ 🌹 kanalını takip edin: https://whatsapp.com/channel/0029Vb788aR59PwYIPuExy0M
🌹SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI🌹 pinned «İsteklerin yerine gelmesi ve sıkıntıdan, dardan kurtulmak için okunacak en tesirli dualardan biri şudur: Her gün Necm Suresi'nin 39-49. ayetleri okunur ve ardından şu dua edilir: "Allah'ım, okuduğum ayetlerin sırrıyla bana maddi ve manevi ferahlık ver. Bana…»
İsteklerin yerine gelmesi ve sıkıntıdan, dardan kurtulmak için okunacak en tesirli dualardan biri şudur: Her gün Necm Suresi'nin 39-49. ayetleri okunur ve ardından şu dua edilir: "Allah'ım, okuduğum ayetlerin sırrıyla bana maddi ve manevi ferahlık ver. Bana bol rızık ver, rızkımı geniş eyle, gönlümü huzur ile doldur. Açılması imkânsız olan kapıları sonuna kadar aç. Ya Rabbi, istediğim en zor şeyi, dilediğim en imkânsızı dahi senin izninle bana mümkün kıl. Amin." Peşinden az da olsa sadaka verilir. (Sadaka kutusu olanların kutuya atmaları da bu niyet üzere olduğu için verilmiş kabul edilir.) Biiznillah denenmiş, çok tesirli dualar arasındadır.
Soru: Namaz kılan kimselerin niyetleri, bildikleri ve inançlarına göre kaç kısma ayrılır ve her birinin hükmü nedir? Cevap: Namaz kılan kimseler altı kısma ayrılmıştır: 1. Birinci kısım: Namazın farz ve sünnetlerini bilen; farzın yapılmasıyla sevap, terk edilmesiyle ceza; sünnetin yapılmasıyla sevap, terk edilmesiyle ceza gerektirmediğini bilen kimsedir. “Öğle namazını” veya “sabah namazını kılmaya niyet ettim” demesi yeterlidir. Ayrıca “farz namaz” diye niyet etmesine gerek yoktur. 2. İkinci kısım: Farz ve sünnetin anlamını bilen ve “farz namazı kılmaya niyet ettim” diyen; ancak kıldığı namazdaki farz ve sünnetleri tek tek bilmeyen kimsedir. Namazı geçerlidir. 3. Üçüncü kısım: “Farz namazı kılmaya niyet ettim” diyen, fakat farzın ne anlama geldiğini bilmeyen kimsedir. Namazı geçerli değildir. 4. Dördüncü kısım: İnsanların kıldığı namazlarda farzlar ve nafileler bulunduğunu bilen, fakat farzları nafilelerden ayırt edemeyen kimsedir. Namazı geçerli değildir. 5. Beşinci kısım: Namazdaki bütün fiillerin farz olduğuna inanan kimsedir. Namazı geçerlidir. 6. Altıncı kısım: Allah’ın kullarına farz kıldığı namazların bulunduğunu bilmeyen, fakat namazları vakitlerinde kılan kimsedir. Namazı geçerli değildir. Fetâvâ Hindiyye 1/66
🌹SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI🌹 pinned «🌿 BİR NİYET, BİR DAVET, BİR HAYIR… Bismillahirrahmanirrahim Kıymetli kardeşlerim, Dinimizi daha doğru öğrenmek, öğrendiğimiz güzel bilgileri daha fazla kardeşimize ulaştırmak ve hayra vesile olabilmek niyetiyle bir Instagram hesabı açtım. Burada; ilmihal…»
🌿 BİR NİYET, BİR DAVET, BİR HAYIR… Bismillahirrahmanirrahim Kıymetli kardeşlerim, Dinimizi daha doğru öğrenmek, öğrendiğimiz güzel bilgileri daha fazla kardeşimize ulaştırmak ve hayra vesile olabilmek niyetiyle bir Instagram hesabı açtım. Burada; ilmihal bilgileri, fıkhî meseleler, ibadet hayatımıza ışık tutacak paylaşımlar, kıymetli nasihatler ve istifade edilebilecek ilmî içerikler paylaşacağız. Belki bugün gördüğümüz bir paylaşım bize sıradan gelebilir… Ama bir kardeşimizin hayatında bir namazın düzelmesine, bir ibadetin doğru yapılmasına, bir yanlışın terk edilmesine veya güzel bir ilmin öğrenilmesine vesile olabilir. İşte bu niyetle sizden küçük ama çok kıymetli bir ricam var: 📌 Hesabımızı takip edelim. 📌 Paylaşımlarımızı dostlarımızla paylaşalım. 📌 İstifade edebilecek kimseleri davet edelim. Bir kişiye ulaştırırsınız, belki o kişi bir başkasına ulaştırır… Böylece siz farkında olmadan bir hayrın zincirine vesile olursunuz. Rabbimiz bizleri ilim öğrenen, öğrendiğiyle amel eden ve hayra vesile olan kullarından eylesin. 🤲 Sizleri de bu güzel hizmetin bir parçası olmaya davet ediyorum. Takip edin, paylaşın, davet edin… Belki de bir gün, ulaştırdığınız tek bir bilgi sizin için büyük bir sevap vesilesi olur. 🌿 https://www.instagram.com/mustafa_balcihoca?igsh=emFmNHR4ejBwZXhi.
Soru: Bir kimsenin baldızı ile şehvetle temas etmesi durumunda, Hanefi fıkhına göre "hürmet-i müsahere" ( evlilik hısımlığı nedeniyle haramlık) oluşup kişinin mevcut eşiyle olan nikahına zarar verir mi? Cevap: Baldız ile şehvetle temas edilmesi durumunda hürmet-i müsahere oluşmaz; dolayısıyla kişinin eşiyle olan nikahı bozulmaz. Hanefi mezhebinde hürmet-i müsahere, bir erkeğin şehvetle dokunduğu kadının sadece usulüne (annesi, nineleri) ve füruuna (kızları, torunları) sirayet eder.Eş ise baldızın ne annesi ne de kızıdır; aksine kız kardeşidir. Fıkhi kaide gereği, haramlık yan kollar (kız kardeş, hala, teyze) arasında geçiş yapmadığından, baldızla yaşanan bu durum nikah akdine hukuken bir zarar vermez.Kişinin eşinin kız kardeşidir. Şer'i birleşme (cem') yasağı nedeniyle baldızla aynı anda evlenilemez; ancak baldız, kişinin eşinin ne usulü (annesi) ne de füruudur (kızı). Dolayısıyla bir adam baldızına şehvetle dokunsa, fıkhen baldızın annesi ve baldızın kızı o adama haram olur. Eş ise baldızın kız kardeşi olduğu için "füru" veya "usul" kapsamına girmez. Bu nedenle müsahere haramlığı eşe sirayet etmez ve nikah akdi geçerliliğini korur. İbn Âbidîn Reddü'l-Muhtâr 3/33 İbn Nüceym el-Bahrü'r-Râik 3/106
Soru: Tek başına namaz kılan kimsenin oturarak kamet getirmesi caiz olur mu? Cevap: Kamet, farz namaza başlanacağını bildiren ve ezan gibi namazın şeâirinden sayılan müekked sünnetlerdendir. Bu sebeple kametin edeple ve sünnete uygun şekilde yerine getirilmesi gerekir. Fıkıh kitaplarında, gerek ezanın gerekse kametin kıbleye dönülerek ve ayakta okunmasının sünnet olduğu açıkça zikredilmiştir. Özellikle camilerde cemaat için okunan ezan ve kametin ayakta yapılması, İslâm’ın zahirî şeâirinden kabul edildiği için buna riayet edilmesi önemlidir. Ancak tek başına namaz kılan kimse hakkında hüküm daha hafiftir. Evinde veya başka bir yerde münferid olarak namaz kılan kişi, kameti oturarak getirse de kameti geçerli olur ve sünnet tamamen düşmüş sayılmaz. Çünkü kametin sahih olması için ayakta okunması şart değildir. Buradaki ayakta bulunma hâli, sıhhat şartı değil; sünnet ve edeptir. Dolayısıyla kişi oturarak kamet getirirse kamet sahih olur; ancak sünnete uygun olan davranışı terk etmiş olur. Bu sebeple, sünnet namazı kıldıktan sonra aynı yerde otururken farza başlamadan kamet getiren kimsenin kameti geçerlidir. Aynı şekilde peş peşe kaza namazı kılan bir kimse de her farz için kamet getirmek istediğinde, ayağa kalkmadan oturduğu yerde kamet okusa kamet yerine gelir. Ancak faziletli ve sünnete daha uygun olan, kameti ayakta ve kıbleye dönük şekilde okumaktır. Hanefî fıkhında ezan ve kamette ayakta bulunmanın hükmü sünnet kabul edildiğinden, bunun terk edilmesi namazı veya kameti bozmaz; sadece kerahete sebep olur. Bu kerahet de özellikle cemaatle kılınan namazlarda daha kuvvetlidir. Münferid kişinin durumu ise daha geniş değerlendirilmiştir. Çünkü burada amaç, namaza giriş için şeâirin ihyasıdır ve bu, oturarak da gerçekleşmiş olur. Dolayısıyla tek başına namaz kılan kişinin oturarak kamet getirmesi caizdir ve kamet sahih olur. Fakat sünnete tam uygun davranış, kameti ayakta okumaktır.
🌹SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI🌹 pinned «🌿 BİR NİYET, BİR DAVET, BİR HAYIR… Bismillahirrahmanirrahim Kıymetli kardeşlerim, Dinimizi daha doğru öğrenmek, öğrendiğimiz güzel bilgileri daha fazla kardeşimize ulaştırmak ve hayra vesile olabilmek niyetiyle bir Instagram hesabı açtım. Burada; ilmihal…»
🌿 BİR NİYET, BİR DAVET, BİR HAYIR… Bismillahirrahmanirrahim Kıymetli kardeşlerim, Dinimizi daha doğru öğrenmek, öğrendiğimiz güzel bilgileri daha fazla kardeşimize ulaştırmak ve hayra vesile olabilmek niyetiyle bir Instagram hesabı açtım. Burada; ilmihal bilgileri, fıkhî meseleler, ibadet hayatımıza ışık tutacak paylaşımlar, kıymetli nasihatler ve istifade edilebilecek ilmî içerikler paylaşacağız. Belki bugün gördüğümüz bir paylaşım bize sıradan gelebilir… Ama bir kardeşimizin hayatında bir namazın düzelmesine, bir ibadetin doğru yapılmasına, bir yanlışın terk edilmesine veya güzel bir ilmin öğrenilmesine vesile olabilir. İşte bu niyetle sizden küçük ama çok kıymetli bir ricam var: 📌 Hesabımızı takip edelim. 📌 Paylaşımlarımızı dostlarımızla paylaşalım. 📌 İstifade edebilecek kimseleri davet edelim. Bir kişiye ulaştırırsınız, belki o kişi bir başkasına ulaştırır… Böylece siz farkında olmadan bir hayrın zincirine vesile olursunuz. Rabbimiz bizleri ilim öğrenen, öğrendiğiyle amel eden ve hayra vesile olan kullarından eylesin. 🤲 Sizleri de bu güzel hizmetin bir parçası olmaya davet ediyorum. Takip edin, paylaşın, davet edin… Belki de bir gün, ulaştırdığınız tek bir bilgi sizin için büyük bir sevap vesilesi olur. 🌿 https://www.instagram.com/mustafa_balcihoca?igsh=emFmNHR4ejBwZXhi.
🌹SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI🌹 pinned «📖 YAKINDA: SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI İbadet ediyoruz… Peki ya ibadetlerimizi olması gerektiği gibi yapıyor muyuz? Abdest alırken, guslederken, teyemmüm ederken, necasetle karşılaştığımızda, özür hâlinde veya namazımızla ilgili bir meselede hükmünü bilmediğimiz…»
📖 YAKINDA: SORULU CEVAPLI HANEFÎ FIKHI İbadet ediyoruz… Peki ya ibadetlerimizi olması gerektiği gibi yapıyor muyuz? Abdest alırken, guslederken, teyemmüm ederken, necasetle karşılaştığımızda, özür hâlinde veya namazımızla ilgili bir meselede hükmünü bilmediğimiz pek çok durumla karşılaşabiliyoruz. İşte Soru Cevaplı Hanefî Fıkhı, günlük hayatımızda ihtiyaç duyduğumuz bu meseleleri soru-cevap yöntemiyle, sade ve anlaşılır bir dille, Hanefî mezhebinin muteber kaynaklarına dayanarak ele alıyor. 📚 Abdest • Gusül • Teyemmüm • Encas (Necasetler) • Özür Hâli • Namaz Bu eser, sadece okunup bir kenara bırakılmak için değil; öğrenmek, amel etmek ve ihtiyaç duyulduğunda tekrar başvurmak üzere bir başucu kitabı olması niyetiyle hazırlanıyor. Çünkü bazen küçük zannettiğimiz bir mesele, ibadetimizin sıhhatini etkileyebilir. Doğruyu öğrenmek, doğru yaşamaktır. ✍️ Soru Cevaplı Hanefî Fıkhı — Mustafa Balcı 📖 Çok yakında sizlerle… 📢 PAYLAŞMAYI UNUTMAYIN! Bu duyuruyu paylaşın; belki sizin vesilenizle bir kardeşimiz yıllardır merak ettiği bir meselenin cevabını öğrenecek. Bir kitabın yayılmasına vesile olmak, ilmin yayılmasına vesile olmaktır. Siz de paylaşarak, bu hayra ortak olun.
без подписи
Soru: Tek başına cehrî bir farz namaza başlayan kimse, Fâtiha’yı sessiz okumakta iken namaza bir başkası uyarsa, daha önce sessiz okuduğu kısmı baştan mı sesli okur, yoksa kaldığı yerden mi devam eder? Cevap: Tek başına namaz kılan kimse için cehrî namazlarda kıraati sesli yapma mecburiyeti yoktur. Münferid olan kişi, sabah, akşam ve yatsı namazlarında ister sesli ister sessiz okuyabilir. Bu sebeple kişi namaza tek başına başlayıp Fâtiha’nın bir kısmını sessiz okuduktan sonra bir başkası gelip ona uyarsa, daha önce okuduğu kısım sahih olarak gerçekleşmiş sayılır. Dolayısıyla Fâtiha’yı yeniden baştan okuması gerekmez; kaldığı yerden itibaren sesli olarak devam eder. Çünkü burada önceki kıraat geçersiz değildir. Kişi o kısmı münferid olarak okumuştur ve münferid hakkında gizli okuma caizdir. Daha sonra kendisine bir kimse uyunca imam hükmüne geçtiği için, kalan kıraati cehrî namazın hükmüne uygun şekilde sesli devam ettirir. Önceki kısmı iptal edip yeniden başlaması gerekmez. Zira kıraat sahih şekilde yerine getirilmiştir; değişen şey yalnızca kişinin hükmüdür. Başlangıçta münferid iken daha sonra imam konumuna geçmiştir. Bu mesele, fıkıhta “edâ edilmiş ibadetin sonradan değişen sıfat sebebiyle geçersiz olmayacağı” kaidesine dayanır. Çünkü gizli okunan bölüm, münferid olduğu halde okunmuştur ve o anda bu okuma meşrudur. Sonradan birinin kendisine uyması, daha önce yapılmış sahih kıraati bozmaz. Bu nedenle doğru olan uygulama, Fâtiha’yı baştan almak değil; kalınan yerden sesli devam etmektir. İbni Âbidîn,Reddü’l-Muhtâr
WhatsApp'ta 🌹 HANEFÎ FIKIH MEDRESESİ 🌹 kanalını takip edin: https://whatsapp.com/channel/0029Vb788aR59PwYIPuExy0M
Soru: Namazda tilavet secdesi yapılıp sonra namaz bozulursa veya kadın secde ayetini okuyup secde etmeden hayız görürse, tilavet secdesi gerekir mi? Cevap: Namaz içinde tilavet secdesi yapılmışsa, sonradan namaz bozulup kaza edilmesi gerekse bile aynı secde tekrar edilmez. Çünkü tilavet secdesi, sebebi gerçekleşince bir defa eda edilmekle zimmetten düşer; namazın fasit olması onu geri getirmez. Kadın ise secde ayetini okuyup henüz tilavet secdesini yapmadan hayız görürse, artık bu secde ona vacip olmaz. Zira hayız hali ibadet ehliyetini kaldırdığı için, eda edilemeyen bu yükümlülük düşer. Haddâdî, Sirâcul Vehhâc 3/128
1 AĞUSTOS 1960 / H. 1380 ALİ HAYDAR EFENDİ HAZRETLERİ KUDDİSE SİRRUHÛ İlmin vakarını, fıkhın derinliğini ve tasavvufun edebini şahsında cem eden büyük âlimlerden Mevlânâ Ali Haydar el-Ahıshavî Hazretleri’ni, vefâtının sene-i devriyesinde rahmet, minnet ve hayırla yâd ediyoruz. Mahmûd Efendi Hazretlerimizin kuddise sirruhû üstâdı ve şeyhi, Altın Silsile’nin 35. halkası, dört mezhebin müftüsü ve padişahların ders hocası olan Ali Haydar Efendi Hazretleri; yalnızca bir zâhir ilimleri âlimi değil, aynı zamanda fıkhı hayata taşıyan, ilmi edep ve irfanla yoğuran müstesna bir mürşid-i kâmildi. Bugün bizlere düşen vazife; bu büyük ilim ve irfan mirasını muhafaza etmek, fıkhın hayata yön veren ölçülerini gelecek nesillere taşımak ve âlimlerimizin açtığı yolda sadakatle yürümektir. Rabbimiz makamlarını âlî, sırlarını mukaddes, bizleri de onların ilim, edep ve istikamet üzere bıraktıkları mirasa lâyık eylesin. Şura Fıkıh Kurulu Fıkıh, hayattır.
Soru: Vakıf malları ve medrese gibi hayır müesseselerine ait taşınmazlar hangi esaslara göre kiraya verilir? Mütevellînin ve hâkimin yetkisi ile rayiç bedelden düşük kira vermenin hükmü nedir? Cevap: Vakıf mallarının kiraya verilmesinde esas olan, vakfeden kimsenin vakıf senedinde (vakıfnamede) koymuş olduğu şartlara riayet etmektir. Çünkü vakfedenin meşru sınırlar içerisindeki şartları bağlayıcı kabul edilmiştir. Bu sebeple vakıf yerlerinin kiraya verilmesi hususunda vakıfnamede belirli hükümler yer alıyorsa, mümkün olduğu ölçüde bu şartlara göre amel edilir. Medrese, imaret ve benzeri hayır müesseselerine ait vakıf taşınmazları da aynı hükme tabidir. Meselâ vakıf senedinde bir akarın en fazla belirli bir süreyle kiraya verilebileceği şart koşulmuşsa, bu süre aşılmak suretiyle kira akdi yapmak caiz değildir. Ancak vakıf için açık bir zarar söz konusu olur ve belirtilen süreyle kiraya vermek vakfın maslahatına aykırı hale gelirse, bu durum istisna olarak değerlendirilir. Bir vakfın usûlüne uygun şekilde tayin edilmiş bir mütevellîsi bulunduğu müddetçe, vakıf mallarını kiraya verme yetkisi mütevellîye aittir. Bu durumda hâkimin doğrudan vakıf malını kiraya vermesi caiz olmaz. Zira mütevellînin vakfa dair velâyeti özel velâyet, hâkimin yetkisi ise genel velâyet niteliğindedir. Fıkıhta özel velâyet, genel velâyetten daha kuvvetli kabul edildiği için mütevellî varken hâkimin bu yetkiyi kullanması doğru değildir. Vakıf malları, piyasa şartlarına uygun olan rayiç bedel üzerinden kiraya verilmelidir. Mütevellî, vakıf malını rayiç bedelle veya rayiç bedelin üzerinde bir ücret karşılığında kiraya verirse yapılan kira akdi sahih olur. Şayet rayiç bedelden daha düşük bir ücretle kiraya verirse, bu eksikliğin miktarına bakılır. Eğer kira bedelindeki eksiklik örfen önemsiz sayılacak derecede az ise kira akdi yine sahih kabul edilir. Ancak rayiç bedele göre fahiş derecede düşük bir bedelle kiraya verilmişse, bu durumda kira akdi sahih olmaz. Bunun sebebi, vakıf malının menfaatinin korunmasının mütevellînin en önemli görevlerinden biri olması ve vakfın malî menfaatine zarar verecek tasarruflarda bulunmasının caiz görülmemesidir. Bu sebeple vakıf mallarının kiraya verilmesinde hem vakfedenin şartlarına hem de vakfın menfaatini koruyan rayiç bedel esasına riayet edilmesi gerekir.