𝔽'𝕚𝕜𝕣𝕚𝕞𝕔𝕖 Arşiv
СтатистикаBirçok güzel şeyden azına sahip olabilirsin. Senin için ne takdir edilmiş ise o vardır. O halde dünyada her hoşuna gidene gönül bağlama.
- Последний пост
- 13 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 4
- Всего постов
- 21
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Религия (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 21
- 1/48двое суток
- 24
- 1/72трое суток
- 25
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Ömer bin Hattab (Allah ondan razı olsun) şöyle demiştir: "Bir kişi amelleri konusunda ihmalkâr davrandığında, bunu telafi etmesi için kederle imtihan edilir." el-Hilye (c. 1, s. 71)
1191- Aişe'nin (radiyallahu anha) bildirdiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): "Güneş ve Ay hiç kimsenin ne ölümüne, ne de doğumuna tutulmazlar. Onların tutulduklarını gördüğünüzde Allah'a dua edin, tekbir getirin ve sadaka verin" buyurdu. Buhârî 1044, 1046, 1047, 1050, 1056, 1058, 1064, 1066, 1212, 3203; Müslim 901, 903; Nesãî 1470.
“Zaman öyle yaklaşır /peş peşe gelir / hızlanır ki, bir sene bir ay, bir ay bir hafta, bir hafta bir gün, bir gün bir saat, bir saat bir ateş kıvılcımı kadar olur.” 📚(Tirmizi, Zühd,24)
"Allah'ım! Benim için hayırlı olanı seç ve bana nasip et, bana doğru olanı ilham et ve kararlarımı hayırlı kıl."
قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ الله رضي الله عنه: كَانَ رَسُولُ اللهِ صلَّى الله عليه وسلّم يُعَلِّمُنَا الْإِسْتِخَارَةَ في الأُمُورِكُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ صلى الله عليه وسلم: "إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ…
قَالَ جَابِرُ بْنُ عَبْدِ الله رضي الله عنه: كَانَ رَسُولُ اللهِ صلَّى الله عليه وسلّم يُعَلِّمُنَا الْإِسْتِخَارَةَ في الأُمُورِكُلِّهَا كَمَا يُعَلِّمُنَا السُّورَةَ مِنَ الْقُرْآنِ، يَقُولُ صلى الله عليه وسلم: "إِذَا هَمَّ أَحَدُكُمْ بِالْأَمْرِ فَلْيَرْكَعْ رَكْعَتَيْنِ مِنْ غَيْرِ الْفَرِيضَةِ ثُمَّ لْيَقُلْ: اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْتَخِيرُكَ بِعِلْمِكَ، وَأَسْتَقْدِرُكَ بِقُدْرَتِكَ، وَأَسْأَلُكَ مِنْ فَضْلِكَ الْعَظِيمِ، فَإِنَّكَ تَقْدِرُ وَلَا أَقْدِرُ، وَتَعْلَمُ وَلَا أَعْلَمُ، وَأَنْتَ عَلامُ الْغُيُوبِ، اَللَّهُمَّ إِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الأَمْرَ - وَيُسَمِّي حَاجَتَهُ - خَيْرٌ لي في دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ: عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ - فَاقْدُرْهُ لِي وَيَسِّرْهُ لِي ثُمَّ بَارِكْ لي فِيهِ، وَإِنْ كُنْتَ تَعْلَمُ أَنَّ هَذَا الْأَمْرَ شَرٌّ لِي فِي دِينِي وَمَعَاشِي وَعَاقِبَةِ أَمْرِي أَوْ قَالَ عَاجِلِهِ وَآجِلِهِ - فَاصْرِفْهُ عَنِي وَاصْرِفْنِي عَنْهُ وَاقْدُرْ لِيَ الْخَيْرَ حَيْثُ كَانَ ثُمَّ أَرْضِنِي بِهِ.
2454- Abdullah b. Mes'ûd dedi ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) bize bir kare çizdi. Sonra onun ortasına bir çizgi çizdi ve bir çizgi de kareden dışarısına doğru çizdi. Ortadaki çizgiyi çeşitli çizgilere çevirerek şöyle buyurdu: "Bu, insanoğludur ve bu onu kuşatan (kare de) onun ecelidir. Bu ortasındaki (çizgi) de insandır. Bu çizgiler de onun imtihanlarıdır. Birinden kurtulursa diğeri onu bulacaktır. Kare dışındaki çizgi ise ümitleridir." Buhârî 6417; İbn Mâce 4231.
без подписи
Kimsenin dikkat etmediği acılarınız, Allahın himayesindedir..
81. Bilal b. Haris el-Müzenî diyor ki: "Resûlullah (ﷺ): 'Bir adam vardır ki, Allah'ın hoşnut olacağı bir laf eder. Fakat lafzın değerini de takdir edip bilemez. Ancak Allah Teâlâ, bu sözü yüzünden kendisine kavuşuncaya kadar o adamdan hoşnud ve razı olduğunu kaydeder. Bir adam da vardır ki, Allah'ın gazabını celbedecek bir laf eder, sözün mahiyetini de idrak edemez. Bu laf yüzünden Allah Teâlâ kıyamete kadar ona buğzeder' demiştir. Alkame: 'Bilal b. Haris'in bu hadisi, beni nice sözü söylemekten alıkoymuştur' diyor." Kitabuz Zühd, 81
Hasan Al-Basri (رحمه الله) şöyle dedi; İnsanların çoğunluğunda gördüklerine aldanmayan kişiye Allah rahmet eylesin. Ademoğlu yalnız öleceksin, kabre yalnız gireceksin, yalnız kalkacaksın, tek başına hesap vereceksin. [İmam Ahmad "Az-Zuhd", 1557
Allahım! Senin rahmetini kazandıracak, bağışlamanı sağlayacak işler yapmayı, her türlü günahtan uzak durmayı, bütün iyilikleri işlemeyi, cennete kavuşup cehennemden kurtulmayı nasip etmeni niyâz ediyorum.” (Hâkim, el–Müstedrek, I, 525. Ayrıca bk. Tirmizî, Vitir 17)
“Allah’ım! Benim hatâlarımı, cehâletle yaptıklarımı, işlerimde haddi aşmamı ve benden daha iyi bildiğin kusurlarımı mağfiret eyle! Allah’ım benim lâtîfelerimi, ciddiyetimi, hatâen yaptıklarımı ve kasten yaptıklarımı mağfiret eyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim.” (Buhârî, Deavât, 60; Müslim, 70)
Muhammed b. Ka'b el-Kurazi, Yahya b. Bükeyr, Fudala b. Ubeyd anlattılar, dediler ki: Ebû Derda (radıyallahu anh)'dan rivayet edildiğine göre dedi ki: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)'in şöyle buyurduğunu işittim: 'Sizden biriniz veya bir kardeşiniz bir yeri ağrıdığında şöyle desin: 'Rabbimiz semada olan Allah'tır. İsmin yüceler yücesidir. Rahmetin semada olduğu gibi, emrin de yerde ve gökte (her şeyi kuşatmıştır). Günahımızı ve hatalarımızı bağışla, ey temiz olanların Rabbi! Rahmetinden bir rahmeti, şifalarından bir şifayı bu hastalığın üzerine indir' Anında ağrısı, hastalığı şifa bulacaktır. Ebu Davud, Tıbb 19, Müsned c.6 s.21 Ehli Sünnet Ve'l Cemaat'in İtikadı syf 163
1899. Ca'fer, Mâlik'in şöyle dua ettiğini nakleder: "Allahım! Kalbimizi kendine yönelt ki seni iyi tanıyalım; Senin ahdine riâyet edelim, Senin vasiyetlerini yerine getirelim. Allahım, bize iman simasını ver, takva elbisesi giydir. Allahım, ölmeden önce tevbe ediyoruz. Allahım bize dünya ve âhiret hayırlarını getirecek bir nazar ile bak." Râvi der ki: "Mâlik burada durarak: 'Benim dünya hayrından para kasdettiğimi mi düşünüyorsunuz? Hayır, ben sâlih amel kasdediyorum. Seninle mülâkî olacağım güne kadar. Ta ki o gün benden razı olasın. Ey arzın ve semanın sahibi, Sana rağbet ediyor ve Senden korkuyorum' dedikten sonra içten ağlamaya başladı, biz de beraberinde ağladık. Kitabu’z Zühd, 1899
Tabiatın hızına uymayan insan, bunun bedelini arkasından koştuklarını kaybetmekle öder.
2310- Aişe radıyallahu anha dedi ki: "Öncelikle en yakın akrabalarını uyar" (Şuara 214) âyeti indiği zaman Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem): "Ey Safiyye binti Abdilmuttalib! Ey Fâtıma binti Muhammed! Ey Abdulmuttalib oğulları! Allah'ın azabı karşısında sizi koruyacak gücüm yoktur. Ancak malımdan dilediğinizi isteyin" buyurdu. Müslim,205
۲۳۱۰ - حَدَّثَنَا أَبُو الأَشْعَثِ أَحْمَدُ بْنُ الْمِقْدَامِ العِجْلِيُّ ، قَالَ : حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ الرَّحْمَنِ الطَّفَاوِيُّ ، قَالَ : حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عُرْوَةَ ، عَنْ أَبِيهِ ، عَنْ عَائِشَةَ ، قَالَتْ : لَمَّا نَزَلَتُ هَذِهِ الْآيَةُ ﴿وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الأَقْرَبِينَ ﴾ قَالَ رَسُولُ اللهِ ﷺ : يَا صَفِيَّةٌ بِنْتَ عَبْدِ الْمُطَّلِبِ يَا فَاطِمَةُ بِنْتَ مُحَمَّدٍ يَا بَنِي عَبْدِ الْمُطَّلِبِ إِنِّي لَا أَمْلِكُ لَكُمْ مِنَ اللَّهِ شَيْئًا ، سَلُونِي مِنْ مَالِي مَا شتم.
۲۱۷۳ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ ، قَالَ : حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنِ الشَّعْبِيِّ ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : مَثَلُ القَائِمِ عَلَى حُدُودِ اللَّهِ وَالمُدْهِنِ فِيهَا…
۲۱۷۳ - حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ مَنِيعٍ ، قَالَ : حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ ، قَالَ : حَدَّثَنَا الْأَعْمَشُ ، عَنِ الشَّعْبِيِّ ، عَنِ النُّعْمَانِ بْنِ بَشِيرٍ قَالَ : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : مَثَلُ القَائِمِ عَلَى حُدُودِ اللَّهِ وَالمُدْهِنِ فِيهَا كَمَثَلِ قَوْمِ اسْتَهَمُوا عَلَى سَفِينَةٍ فِي البَحْرِ فَأَصَابَ بَعْضُهُمْ أَعْلَاهَا ، وَأَصَابَ بَعْضُهُمْ أَسْفَلَهَا ، فَكَانَ الَّذِينَ فِي أَسْفَلِهَا يَصْعَدُونَ فَيَسْتَقُونَ الْمَاءَ فَيَصُبُّونَ عَلَى الَّذِينَ فِي أَعْلَاهَا فَقَالَ الَّذِينَ فِي أَعْلَاهَا : لا نَدَعُكُمْ تَصْعَدُونَ فَتُؤْذُونَنَا ، فَقَالَ الَّذِينَ فِي أَسْفَلِهَا : فَإِنَّا نَنْقُبُهَا مِنْ أَسْفَلِهَا فَنَسْتَقِي ، فَإِنْ أَخَذُوا عَلَى أَيْدِيهِمْ فَمَنَعُوهُمْ نَجَوْا جَمِيعًا وَإِنْ تَرَكُوهُمْ غَرِقُوا جَمِيعًا. هَذَا حَدِيثٌ حَسَنٌ صَحِيحٌ.