درر السلف - Selefin İncileri
СтатистикаBu kanal, selefi salihine ait nakiller ve ilmî çalışmalar üzerine faaliyet göstermektedir. Durar as-Salaf
- Последний пост
- 13 авг.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 3
- Всего постов
- 21
- Тип
- открытый
- Язык
- турецкий
- Категория
- Видео (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- 315
- 1/48двое суток
- 360
- 1/72трое суток
- 389
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
видео или голосовое, без подписи
видео или голосовое, без подписи
Şirk ve Bidat Kitaplarını Satmanın Hükmü
İlmi ihlâsla talep eden kimsenin alâmeti: Tanınmamayı, öne çıkmaktan daha çok sevmesidir. İbrahim b. Edhem rahimehullah şöyle demiştir: «مَن طَلَبَ العِلمَ خالِصًا يَنفَعُ بِهِ عِبادَ اللهِ وَيَنفَعُ نَفسَهُ، كانَ الخُمولُ⁽أ⁾ أَحَبَّ إِلَيهِ مِنَ التَّطاوُلِ⁽ب⁾،…
İlmi ihlâsla talep eden kimsenin alâmeti: Tanınmamayı, öne çıkmaktan daha çok sevmesidir. İbrahim b. Edhem rahimehullah şöyle demiştir: «مَن طَلَبَ العِلمَ خالِصًا يَنفَعُ بِهِ عِبادَ اللهِ وَيَنفَعُ نَفسَهُ، كانَ الخُمولُ⁽أ⁾ أَحَبَّ إِلَيهِ مِنَ التَّطاوُلِ⁽ب⁾، فَذَلِكَ الَّذي يَزدادُ في نَفسِهِ ذُلًّا، وَفي العِبادَةِ اجتِهادًا، وَمِنَ اللهِ خَوفًا، وَإِلَيهِ اشتِياقًا، وَفي النَّاسِ تَواضُعًا، لا يُبالي عَلى ما أَمسى وَأَصبَحَ مِن هَذِهِ الدُّنيا» “Kim, Allah’ın kullarına fayda vermek ve kendisi de faydalanmak için ihlâsla ilim talep ederse, onun için tanınmamak ve geri planda kalmak, öne çıkıp üstünlük ve makam aramaktan daha sevimli olur. İşte böyle bir kimsenin nefsindeki zillet ve tevazu, ibadetteki gayreti, Allah’tan korkusu ve O’na olan özlemi gittikçe artar. İnsanlara karşı da daha mütevazi olur. Bu dünyadan sabaha ve akşama neyle ulaştığına, elinde ne bulunduğuna aldırış etmez.”⁽¹⁾ ✎﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏﹏ ⁽¹⁾ Şu'abu’l-Îmân, 2/288. ⁽ᵃ⁾ (el-humûl) - الخمول: Kişinin insanlar arasında şöhretinin olmaması, makam ve mevkiinin gizli kalması; parmakla gösterilmemesi ve tanınmamasıdır. ⁽ᵇ⁾ (et-tetâvul) - التطاول: Akranları karşısında yükselme ve üstün olma isteği; şöhret, makam ve mevki elde etmeye göz dikmektir.
Rabbinin, kendisini Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtmakla şereflendirdiği zata salât edin. ﴿عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا﴾ "Umulur ki Rabbin seni Makâm-ı Mahmûd'a ulaştıracaktır." | el-İsrâ, 79. İmam Mücâhid dedi ki: «يُجْلِسُهُ مَعَهُ عَلَى الْعَرْشِ» "Allah onu Arş üzerinde kendisiyle beraber oturtacaktır." | es-Sünne, el-Hallâl اللهم صلِّ وسلم وبارك على نبينا محمد ﷺ. Allah'ım! Nebimiz Muhammed'e salât, selâm ve bereket ihsan eyle.
İbn Mes‘ûd radıyallahu anh şöyle gelmiştir: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: «إِنَّ رُوحَ الْقُدُسِ نَفَثَ فِي رَوْعِي أَنَّهُ لَنْ تَمُوتَ نَفْسٌ حَتَّى تَسْتَكْمِلَ رِزْقَهَا». “Rûhu’l-Kudus kalbime şunu ilham etti: Hiçbir nefis rızkını tamamlamadan ölmeyecektir.” «فَاتَّقُوا اللهَ، وَأَجْمِلُوا فِي الطَّلَبِ». “O hâlde Allah’tan korkun ve rızkı güzel bir şekilde arayın.” «وَلَا يَحْمِلَنَّكُمُ اسْتِبْطَاءُ الرِّزْقِ عَلَى أَنْ تَطْلُبُوهُ بِمَعْصِيَةِ اللهِ». “Rızkın gecikmesi sizi, onu Allah’a isyan ederek aramaya sevk etmesin.” «فَإِنَّ مَا عِنْدَ اللهِ لَا يُنَالُ إِلَّا بِطَاعَتِهِ». “Çünkü Allah katında olan şey ancak O’na itaatle elde edilir.” | Hâkim ve başkaları rivayet etmiştir.
بِـــسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِــــــــيمِ Nübüvvet Öncesi Arapların Durumu: Tevhidin Korunmasında Cahiliyeyi Bilmenin Zarureti • Kâbe'de putperestliğin nasıl ortaya çıktığını ve zamanla nasıl yayıldığını, ayrıca cahiliye döneminin inanç ve yaşayışını iyi bilmek gerekir. Tevhidi hakkıyla tanımak isteyen kimse, tevhidin zıddı olan şirki de tanımalıdır. Ancak bu şekilde geçmişin cahiliyesini öğrenerek günümüz cahiliyesini doğru anlayabilir ve ondan sakınabilir. Aksi halde geçmişteki karanlığı görmemize rağmen günümüzdeki karanlıktan kurtulmamız mümkün değildir. ❖ Ömer el Hattab radıyallahu anh der ki; «ينقض الإسلام عروة عروة من نشأ في الإسلام ولم يعرف الجاهلية» ‘İslâm’ın bağları, cahiliyeyi bilmeyen kişiler yetiştiği zaman birer birer çözülür.’ • İnsanlar artık yaşadıkları küfrü, şirki, bidâtleri İslâm zannetmeye başlıyorlar. Yapılan ameller ise sünnete ittibâ üzere ameller değil artık, hevaya hevese ve niyet çerçevesi etrafında dönmeye başlıyor, tıpkı günümüzde olduğu gibi! • Bizler insanlara Allah'a şirk koşmayın bir tek Allah'a ibadet edin tağutlardan ictinab edin dediğimiz zaman kendilerini zaten bu amellerden müstağni olduklarını zannediyorlar. Yahut da onlara kâfirlerin ve müşriklerin hallerini anlattığımız zaman, onların Allah'ı, peygamberi yahut da kitabı inkâr eden bir topluluk olduğunu zannediyorlar. • İşte bunun sebebibu kimselerin cahiliye dönemini bilmemelerinden kaynaklanıyor. Cahiliye dönemindeki insanların önceden muvahhid olup daha sonra nasıl tevhid den uzaklaşıp Allah'a ﷻ şirk koşan müşrikler olduklarından habersizler. • Bir müslümanın yaşadığı dönemin cahiliyesinden kurtula bilmesi ancak geçmişin cahiliyesini bilmesi ile mümkündür. • Kişiye tek başına tevhidi öğrenmesi fayda vermiyor, tevhidi öğrendiği gibi şirki de öğrenmelidir. • Kişinin sadece asrı saadeti öğrenmesi ona fayda vermez, asrı saadeti öğrendiği gibi cahiliye dönemini de öğrenmelidir. Çünkü bir müslüman sadece hayırlar üzerine odaklanamaz hayırları bilecek fakat hayırlar ile beraber şerleri de bilmek zorundadır! عَنْ حُذَيْفَةَ، قَالَ: كَانَ النَّاسُ يَسْأَلُونَ رَسُولَ اللَّهِ ﷺ عَنِ الْخَيْرِ، وَكُنْتُ أَسْأَلُهُ عَنِ الشَّرِّ مَخَافَةَ أَنْ أُدْرِكَهُ... ❖ Huzeyfe (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir; "İnsanlar Rasûlullah ﷺ’e hayır hakkında sorarlardı. Ben ise şerre yetişmekten korktuğum için ona şer hakkında sorardım." • Kişinin kendisini hayıra götürecek sebepleri öğrenip bildiği gibi, şerre götürecek sebepleri de öğrenmeli ve bilmelidir.Aksi takdirde kişinin bilmediği bir husustan sakınması mümkün değildir. Yine Huzeyfe bin Yeman'dan bu konuda bize gelen eserde durumu bize şöyle izah eder; قالَ حُذيفة بن اليَمان رضيَ الله عنه لا تَضُرُّكَ الفِتْنَةُ ما عَرَفْتَ دِينَكَ، إنَّما الفِتْنَةُ إذا اشْتَبَهَ عَلَيْكَ الحَقُّ والباطِلُ فَلَمْ تَدْرِ أيَّهُما تَتَّبِعُ، فَتِلْكَ الفِتْنَةُ ❖ Huzeyfe b. Yeman (radıyallahu anh) dedi ki; "Dinini bildiğin zaman fitne sana zarar veremez. Fitne, Hak ve batıl sana karmaşık geldiğinde hangisine tabi olacağını bilmemendir. İşte asıl fitne budur." • Bu sebeple bir müslümanın İslam öncesi cahiliye dönemini bilmesi ve öğrenmesi onun için bir zarurettir. Hatta yeryüzünde ilk şirkin nasıl ve ne zaman meydana geldiğini de bilmeli ve kendisine bu noktada bazı faideler ve dersler çıkartmalıdır.
Menhec Çocuk ile Kısa Sureler | Nas Suresi
بِـــسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِــــــــيمِ • Siyer İlminin Önemi, Şerefi ve Ümmetin Ona Olan İhtiyacı bab-ı • السيرة | es-Sîre Siyer ilmînin lûgat anlamı; hâl, durum, davranış, yol, adet, bir kimsenin ahlâkı ve hayat hikayesi anlamlarına gelir. Kök Anlamı: Yürümek, gitmek, hareket etmek, yol almak ve yolculuk yapmaktır. Tekil Hali: Sîret (سِيرَة) - Bir kişinin yürüdüğü yol, hayat tarzı, ahlakı ve karakteri. Çoğul Hali: Siyer (سِيَر) - Sîret kelimesinin çoğuludur; yollar, haller, davranışlar ve hayat hikayeleri anlamına gelir. • İlim ehli ise bu kelimeyi üç anlamda kullanmıştır. • Lûgat âlimlerinden İbn-i Farîs der ki; س ي ر s-y-r kökü; geçip gitmeye, akıp devam etmeye delalet eder. Sîret birşeyde takip edilen yol-sünnettir. Çünkü o yürür ve devam eder. • İbn Manzûr Lisânu'l-Arab'ta "seyr" (سير) kökünü temel olarak gitmek, yürümek ve yol-sünnet şeklinde tanımlamaktadır. • Râgıb el-İsfahânî derki; Sîret insanın veya başkasının üzerinde bulunduğu hâl demektir. Bu hâl yaratılıştan da oluşabilir (fıtraten) yahutta sonradan kazanılmış bir hâl de olabilir. ❖ Allah (azze ve celle) şöyle buyurur; • ﴿قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَى﴾ "Onu tut (al) ve korkma! Biz onu hemen ilk haline (eski durumuna) çevireceğiz." | Tâha, 21. • Bu kelimeyi fıkıh ve usûl âlimlerince üç şekilde toparlaya biliriz. Fıkıh ve usûl alimleri; Sûnnet olarak tanımlamıştır. Hadis ehli âlimleri; Hâller ve sıfatlar olarak tanımlamıştır. Tarihçi âlimler ise; Yol/tarîk olarak tanımlamıştır. • İstılâh (terim) anlamı ise, kelime anlamından yola çıkarak zamanla tamamen Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem'in hayatını, peygamberlik mücadelesini, risâlet vazifesini nasıl yerine getirdiği, şahsiyetini, ahlakını, şemâilini (dış görünüşünü ve insani vasıflarını), evliliklerini ve ashabıyla olan ilişkilerini konu alan özel bir ilim dalı haline gelmiştir. • Siyer, telif edilen eserlerde megazî ilmî olarak da karşımıza çıkmaktadır. Megazî ilmî; Siyerin bir bölümüdür. Nebî aleyhisselâtu ves'selâm'ı bizzat katıldığı askeri seferleri (gazve), komuta ettiği seriyyeleri ve İslam devletinin dış siyasetini ifade eder.
Sevgili Küçük Müslüman! Allah Teâlâ seni çok seviyor ve güzel ahlâklı bir kul olarak yetişmeni istiyor. Peygamber Efendimiz ﷺ de bizlere doğruluğu, merhameti, edebi, sabrı ve güzel davranışları öğretti. Bu kitapçık, her gün biraz daha güzel ahlâklı olman için hazırlandı. Burada okuyacağın âyetler, hadisler ve kısa açıklamalar sana hayatın boyunca yol gösterecek inşâAllah. Unutma! Güzel ahlâk, sadece öğrendiğimiz değil, yaşadığımız zaman değer kazanan bir hazinedir. Her öğrendiğini önce kendin uygulamaya çalış. Küçük adımlarla başlayan güzellikler, Allah'ın izniyle büyük iyiliklere dönüşür. Rabbimizden dileğimiz; seni Kur'ân'ı seven, sünnete sımsıkı sarılan, anne babasına iyilik eden, insanlara faydalı ve güzel ahlâklı bir Müslüman olarak yetiştirmesidir. Allah seni hayırda daim kılsın ve ilmine bereket versin. Âmin. Menhec Çocuk Selefin menheciyle çocuk eğitimi
видео или голосовое, без подписи
Selefin sefih kimselerle muamelelerinden biri de hilim göstermek ve onların eziyetlerine sabretmekti. ▪️Hasan el-Basrî, Allah Teâlâ’nın: “Cahiller onlara hitap ettiklerinde ‘selâm’ derler.” (Furkân, 63) ayeti hakkında şöyle demiştir: حلماء، إن جهل عليهم لم يجهلوا. “Onlar halîm kimselerdir. Kendilerine karşı cahillik yapıldığında onlar cahilce davranmazlar.” ▪️Bir adam, İmam Vekî bin Cerrâh’a sövdü. Fakat Vekî ona karşılık vermedi. Kendisine: “Ona cevap vermeyecek misin?” denilince şöyle dedi: ولِمَ تَعَلَّمْنا العلمَ إذن ؟! “Öyleyse biz ilmi niçin öğrendik?!” ▪️Bir adam gelip Ahnef’e hakaret etti. Ahnef ona karşı sustu. Adam hakaretini tekrarladı, Ahnef yine sustu. Bunun üzerine adam şöyle dedi: والهفاه! ما يمنعه من أن يردَّ عليَّ إلا هَواني عليه. “Eyvahlar olsun! Bana cevap vermesine engel olan şey, ancak beni değersiz görmesidir.” ▪️Ahnef şöyle demiştir: من لم يصبر على كلمة سمِعَ كلماتٍ، ورُبَّ غيظٍ قد تجرَّعْته مخافةَ ما هو أشدُّ منه. “Bir söze sabredemeyen kimse, birçok söz işitir. Nice öfkeyi, ondan daha şiddetli bir şeye maruz kalma korkusuyla içime atıp yutmuşumdur.” ▪️Bir adam Şa'bî’ye sövdü. Şa'bî ona şöyle dedi: إنْ كنتَ كاذبًا يغفِرِ اللهُ لك، وإنْ كنتَ صادقًا يغفِرِ اللهُ لي. “Şayet yalancıysan Allah seni bağışlasın, doğru söylüyorsan Allah beni bağışlasın.” Günümüzde muhaliflerimizin durumu da bu şekildedir. Onlar sefih selefleri gibi bizleri hedef alıp asılsız iftiralar, hakaretler ve zanlar ile itham ederken onlara salih selefimiz gibi karşılık vermeyişimiz onları ve ahlaklarını değersiz görmemiz sebebiyledir. Bizler ilmi, muhaliflerimize cevap vermek için elde etmiyoruz; aksi halde onlardan bir farkımız olmaz ve kendimizi de onlar gibi sefih ve değersiz kılardık. Ancak biz kelam yerine eseri, cehalet yerine ilmi, hiffet yerine vakarı tercih ettik, onlar ise bu asıllara muhalefet ederek sünnet ehlinin yolundan arşın arşın ayrıldılar. Allah’tan af ve selamet dileriz.
Nebî'ye Salât Etmek İtaattir Bir adam Nebî'ye ﷺ gelip şöyle dedi: “Ey Allâh'ın Rasûlü! Seni kendimden, malımdan, ailemden ve çoluk çocuğumdan daha çok seviyorum. Evimde iken hatırlayınca sabredemiyorum, hemen gelip seni görüyorum. Benim ve senin öleceğimizi düşününce anladım ki sen cennete girdiğin zaman Peygamberler ile yüce makamlara götürüleceksin, ben ise cennete girsem bile korkarım seni göremeyeceğim.” Nebî ﷺ ona cevap vermedi ta ki Cebraîl aleyhisselam şu ayeti indirene kadar: {وَمَنْ يُطِعِ اللّٰهَ وَالرَّسُولَ فَاُولٰٓئِكَ مَعَ الَّذينَ اَنْعَمَ اللّٰهُ عَلَيْهِمْ مِنَ النَّبِيّنَ وَالصِّدّ۪يق۪ينَ وَالشُّهَدَٓاءِ وَالصَّالِحينَ وَحَسُنَ اُو۬لٰٓئِكَ رَفيقًا} “Kim Allâh'a ve Rasûl'e itaat ederse işte onlar, Allâh’ın kendilerine lutufta bulunduğu peygamberler, sıddîkler, şehidler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır!” | Nisâ, 69. Unutmayın, Allah Rasûlü'ne salât etmek de bir itaattir: اِنَّ اللّٰهَ وَمَلٰٓئِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّؕ يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلٖيماً “Allah ve melekleri Peygamber’e çokça salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona çokça salât ve selam edin." | Ahzâb, 56 اللهم صل و سلم على نبينا محمد.
• «قال ابن ابي الدنيا في الإشراف في منازل الأشراف» : حَدَّثَنِي ابْنُ إِسْحَاقَ، قَالَ: حَدَّثَنَا جَعْفَرُ بْنُ عَوْنٍ، عَنْ عِيسَى الْحَنَّاطِ، قَالَ: سَأَلَ رَجُلٌ الشَّعْبِيَّ عَنْ شَيْءٍ، فَقَالَ: قَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ كَذَا وَكَذَا , فَقَالَ: أَخْبِرْنِي بِرَأْيِكَ، فَقَالَ: أَلَا تَرَوْنَ إِلَى هَذَا؟ أُخْبِرُهُ عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ وَيَسْأَلُنِي رَأْيِي. اللَّهُ تَبَارَكَ وَتَعَالَى آثَرُ عِنْدِي وَدِينِي مِنْ أَنْ أَقُولَ فِيهَا بِرَأْيِي. وَاللَّهِ لَأَنْ أَتَغَنَّى بِغُنِيَّةٍ أَحَبُّ إِلَيَّ مِنْ أَنْ أَقُولَ فِيهَا بِرَأْيِي . • «قال ابن ابي شيبة في مصنفه» : حدثنا وكيع قال: حدثنا فرات بن أبي بحر قال: سمعت الشعبي وقال له: رجل اقض بيننا بما أراك اللَّه، قال: إني لست برأيي أقضي.. •«قال ابن الجعد في مسنده» : حَدَّثَنَا ابْنُ زَنْجُوَيْهِ، نا عَارِمٌ، نا أَبُو هِلَالٍ قَالَ: سَأَلْتُ قَتَادَةَ عَنْ شَيْءٍ، فَقَالَ: لَا أَدْرِي. قُلْتُ: قُلْ بِرَأْيِكَ. قَالَ: «مَا قُلْتُ بِرَأْيِي مُنْذُ أَرْبَعِينَ سَنَةً» • «في الإبانة الكبرى لابن بطة» : وَسُئِلَ عَطَاءٌ عَنْ شَيْءٍ، فَقَالَ: «لَا أَدْرِي»، فَقِيلَ لَهُ: قُلْ فِيهَا بِرَأْيِكَ قَالَ: «إِنِّي لَأَسْتَحِي مِنَ اللَّهِ أَنْ يُدَانَ فِي أَرْضِهِ بِرَأْيِي» . 1⃣İbn Ebî'd-Dünyâ, el-İşrâf fî Menâzili'l-Eşrâf'ta rivayet eder: İbn İshak bana rivayet etti; dedi ki: Ca'fer b. Avn bize rivayet etti; Îsâ el-Hannât'tan naklen şöyle dedi: Bir adam, eş-Şa'bî'ye bir mesele sordu. Şa'bî: "Bu konuda İbn Mes'ûd şöyle şöyle demiştir." dedi. Adam: "Bana kendi görüşünü söyle." dedi. Bunun üzerine Şa'bî şöyle dedi: "Şuna bakmıyor musunuz! Ben ona İbn Mes'ûd'un sözünü aktarıyorum, o ise benden kendi görüşümü istiyor! Allah Teâlâ ve dinim benim için, bu konuda kendi görüşümle konuşmamdan çok daha değerlidir. Allah'a yemin olsun ki, bir ezgiyi mırıldanmam (veya şarkı söylemem), bu meselede kendi reyimle konuşmamdan bana daha sevimlidir." 2⃣İbn Ebî Şeybe, el-Musannef'inde rivayet eder: Vekî' bize rivayet etti; Fırât b. Ebî Bahr dedi ki: Eş-Şa'bî'yi işittim. Bir adam ona: "Allah'ın sana gösterdiği kanaate göre aramızda hüküm ver." dedi. Şa'bî şöyle cevap verdi: "Ben kendi görüşümle hüküm veren biri değilim." 3⃣İbnü'l-Ca'd, el-Müsned'inde rivayet eder: İbn Zengûye bize rivayet etti; Ârim bize rivayet etti; Ebû Hilâl dedi ki: Katâde'ye bir mesele sordum. O: "Bilmiyorum." dedi. Ben: "Kendi görüşünle söyle." dedim. Bunun üzerine şöyle dedi: "Kırk yıldır kendi görüşümle hiçbir şey söylemedim." 4⃣İbn Batta, el-İbâne el-Kübrâ'da rivayet eder: Atâ'ya bir mesele soruldu. O: "Bilmiyorum." dedi. Kendisine: "Bu konuda kendi görüşünü söyle." denildi. Bunun üzerine şöyle dedi: "Yeryüzünde Allah'ın dini benim görüşümle yaşansın diye Allah'tan hayâ ederim." والله أعلم بالصواب
Bidat Ehlinin Ahlakı Yine bidat ve kelam ehlinin ahlaklarından biri de; hüccetleri kesildiği zaman, iddia ettikleri asıllara dayalı birşey ortaya koyamadıklarında başa sarıp, aslı olsun olmasın tüm sloganlarını tekrar etmeleridir. Boş sözlerini süsleyip "bize güvenin, bize inanın, bunlar böyleler" tarzında konuşurlar ve muhaliflerine bir takım sözleri ve inançları nispet ederler. Bu ahlakları ise (onların) selefleri olan (mutezili) İbn Ebi'd Duad'a benziyor. İmam Ahmed mutezile ile sultanın karşısında münazara ediyorken, onun da ilim namına ortaya koyacak hiç birşeyi yoktu, ancak ne zaman hüccetleri kesilse ortaya atlayıp konuşurdu, ve derdi ki:" Yemin ederim ey müminlerin emiri, o ancak sapık ve saptırıcı bir bidatçıdır, (bak) bunlar senin kadıların ve fakihlerin, onlara sor". Biz ise onlara, imamımız Ahmed'in; ahlakının üzerinde bulundukları bidat ehline dediği gibi diyoruz: "Biz (sizin gibi) kelam ehli değiliz, biz ancak Eser ehliyiz."
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ “Rabbimiz bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver ve bizi cehennem azâbından koru” Hasan el-Basrî şöyle demiştir: “Dünyada bir iyilik” yani ilim ve ibadet, “âhirette de bir iyilik” yani cennet demektir. Ali radıyallahu anh’tan da şöyle dediği nakledilmiştir: “Dünyada bir iyilik” saliha kadın, “âhirette bir iyilik” ise cennettir. Merfû olarak hadiste şöyle rivayet edilmiştir: “Kime şükreden bir kalp, zikreden bir dil ve dinî işlerinde kendisine yardımcı olan saliha bir kadın verilmişse, onun için dünya ve âhiret hayrı bir araya getirilmiş demektir.” Katâde şöyle demiştir: “Dünyada bir iyilik” afiyet, “âhirette bir iyilik” ise güzel akıbet demektir. Enes radıyallahu anh, Nebî ﷺ’den şöyle rivayet etmiştir: “Nebî ﷺ, hastalığı kendisini iyice zayıf düşürerek kuş yavrusu gibi bıraktığı bir hastayı ziyaret etti. Ona: Ne diye dua ediyordun? diye sordu. Adam: ‘Allah’ım! Âhirette bana bir şeyle azap edeceksen, onu dünyada benim için hemen ver!’ diyordum, dedi. Bunun üzerine Nebî ﷺ: 'Subhânallah! Sen buna güç yetiremezsin. ‘Rabbimiz! Bize dünyada bir iyilik, âhirette de bir iyilik ver ve bizi ateşin azabından koru!’ deseydin ya! buyurdu.” Bu duanın, Rasûlullah ﷺ’in en çok yaptığı dualardan biri olduğu da söylenmiştir. | Tefsîru’s-Sem‘ânî.
Tabiîn'den Ebû Osman en-Nehdî şöyle demiştir: "Onlar üç on günü ta'zim ederlerdi: Muharrem’in ilk on günü, Zilhicce’nin ilk on günü, Ramazan’ın son on günü." | Mervezî, Kıyâmu’l Leyl. 1 Muharrem 1448.
Yeni Yılınızda Şiarınız Olsun Faydalandığım güzel fikirlerden biri de "her yeni yıl için yıllık bir şiar fikri"dir. Bu fikir, kendiniz için bu yılın başlığı olacak bir şiar belirlemektir. Bu şiar üzerine odaklanın ve ona sıkı sıkıya bağlı kalın! Bu şiar…
Yeni Yılınızda Şiarınız Olsun Faydalandığım güzel fikirlerden biri de "her yeni yıl için yıllık bir şiar fikri"dir. Bu fikir, kendiniz için bu yılın başlığı olacak bir şiar belirlemektir. Bu şiar üzerine odaklanın ve ona sıkı sıkıya bağlı kalın! Bu şiar, imanî bir alanda olabilir, mesela: "her ayın üç günü nafile oruç tutacağım" gibi. İlimsel bir alanda olabilir, mesela: "Kur'an'ı ezberlemek, pekiştirmek ve ayetlerini anlamak, ya da her gün bir ilmî kitaptan elli sayfa okumak, veya belirli bir metnin beyitlerini ezberleyip şerhini almak, ya da diğer ilimlerden öğrenmek" gibi. Sağlık alanında olabilir, mesela: "Üç beyazdan uzak duracağım", yani "tuz, şeker ve un" gibi. Veya "spor yapıp vücudumu ve zihnimi güçlendireceğim" gibi. Hayatın davranışsal alanında olabilir, mesela: "Etkileyemeyeceğim haberleri, olayları ve politikaları takip etmemek, ve daha önemli şeylere odaklanmak" gibi. Kardeşlerim, yeni yılda şiar fikrini deneyin, ve bu şiarın tek bir şey olmasını sağlayın ki ona odaklanın ve dağılmayın. Yeni yılınızda şiarınızın şu olması ne kadar güzel olur: "Bu yıl içinde Kur'an'ı ezberleyeceğim.. çeyreğini, üçte birini, yarısını veya tamamını!" Allah'tan Müslümanlar için bu yeni yılda af, afiyet, emniyet ve selâmet dilerim. 1 Muharrem 1448.