- Последний пост
- 19 июн.
- Последнее чтение
- 15 авг.
- Постов за неделю
- 0
- Всего постов
- 20
- Тип
- открытый
- Язык
- und
- Категория
- Видео (по похожим)
- В каталоге с
- 13 авг.
- 1/24сутки в ленте
- —
- 1/48двое суток
- —
- 1/72трое суток
- —
Оценка по просмотрам недавних постов: пост набирает почти всё за первые сутки.
Посты
Tolga Korkmaz kardeşimiz yoğun bakıma alınmıştır rabbimden safi ismi ile sifa dilerim.dua etmeyi unutmayın kardese
без подписи
İmâm Muhammed bin İsmâîl el-Buhârî -Allâh ona râhmet etsin- dedi ki: O (Îmân) söz ve ameldir. Artar ve azalır. İmâm el-Buhârî, el-Câmiu's-Sahîh, Kitâbu'l-Îmân.
без подписи
İmâm Abdullâh bin ez-Zubeyr el-Humeydî dedi ki: Îmân, söz ve ameldir. Artar ve eksilir. Söz, amel olmadıkça, söz ve amel, niyet olmadıkça, söz, amel ve niyet, Sünnet olmadıkça fayda vermez. İmâm el-Humeydî, Usûlu's-Sunne
без подписи
İmâm Ebû Hâtim er-Râzî ve İmâm Ebû Zur'a er-Râzî -rahîmehumullâh- dediler ki: Îmân, söz ve ameldir. Artar ve eksilir. Aslu's-Sünne ve İ'tikâdu'd-Dîn.
без подписи
Dipnot [555] Bu rivayetin isnadı hasendir. Bunu İbn Ebî Şeybe ve İbnü'l-Münzir Dahhâk'tan benzer şekilde rivayet etmişlerdir. Bu rivayetler de ed-Dürrü'l-Mensûr (4/27)'de zikredilmiştir. Ayrıca Zemahşerî de el-Keşşâf'ta (2/335) buna yakın bir açıklama zikretmiş; ancak bunu belirli bir kimseye nispet etmemiştir. Nüsha Notu : Yazma nüshada şu şekilde geçmektedir: "Abdurrahman b. Ziyâd" Doğru olan da budur. Müellifin tespit ettiği şeklin düzeltilmesi gerekir. Bu râvi daha önce birçok yerde geçmiş olup güvenilir (sika) bir râvidir. Bkz. rivayet no: 551 ve 2488. Dipnot [556] Bu rivayetin isnadı sahihtir. Daha önce 33 numaralı rivayette de geçmişti. Bunu İbn Cerîr et-Taberî Hasen b. Muhammed → Şebâbe tarikiyle aynı lafızlarla rivayet etmiştir (16/187). Yine Taberî bunu tarih kitabında da aynı isnatla rivayet etmiştir (1/248). Ayrıca tefsirinde: Îsâ b. Şibl'in, İbn Ebî Necîh'ten; onun da Mücâhid'den yaptığı rivayet yoluyla, ve Haccâc'ın, İbn Cüreyc'den; onun da Mücâhid'den yaptığı rivayet yoluyla aynı anlamı nakletmiştir (16/187). ____ Tefsîru İbni Ebi Hâtim Er-Râzi syf 510
📜Yüce Allah'ın "O, kardeşini kralın kanununa göre alıkoyamazdı." (Yûsuf 12/76) Kavli hakkındaki tefsir: 552 - Bize Ali b. Hüseyin rivayet etti; bize Muhammed b. Îsâ rivayet etti; bize Seleme rivayet etti; İbn İshak'tan naklen: Allah Teâlâ'nın "İşte böylece Yusuf için bir tedbir hazırladık. O, kardeşini kralın kanununa göre alıkoyamazdı." Kavli hakkında şöyle dedi: Yani Yusuf, kralın kanununa göre kardeşini yanında tutamazdı. Ancak Allah onun için bir çare ve yol hazırladı; böylece kardeşini yanına alabildi. 🪶Yüce Allah'ın "Kralın kanununa göre" Kavli hakkında : 553 - Muhammed b. Sa‘d bana yazdığı mektupta haber verdi: Babam bana anlattı, o da amcamdan, o da babasından, o da İbn Abbas'tan naklen şöyle dedi: "O, kardeşini kralın kanununa göre alıkoyamazdı." Yani; Kralın hüküm ve yönetim sistemine göre onu yanında tutamazdı. 554 - Bize Ali b. Hüseyin rivayet etti; bize Ebû'l-Cemâhir rivayet etti; bize Saîd b. Beşîr rivayet etti. Katâde "O, kardeşini kralın kanununa göre alıkoyamazdı." Ayeti hakkında şöyle dedi: Kralın hükmüne göre hırsızlık sebebiyle bir kimsenin alıkonulması şeklinde bir ceza uygulanmazdı. |Dipnot____ Bu rivayeti benzeri şekilde: İbni ebi Şeybe, İbnül-Münzir ve Dahhâk'tan nakletmişlerdir. Ayrıca bkz.: ed-Dürrü'l-Mensûr (4/27), Essa'lebi kitabul-Keşf (4/337), Ibn Atiyye el-Muharrer (9/345), Ebu Hayyan, el-Bahr (5/322). Hepsi Dahhâk'tan benzer anlamda rivayet etmişlerdir. Yine Ibni Cevzi, Zâdü'l-Mesîr'de (4/221) İbn Abbas'tan buna benzer bir rivayet nakletmiştir. Dipnot [552] Bu rivayetin isnadı sahihtir. Benzeri daha önce 63 numaralı rivayette geçmişti. Ibn Cerir Et-Taberî bunu Humeyd → Seleme tarikiyle, aynı lafızlarla rivayet etmiştir (16/189). Hâfız Ibn Kesir şöyle der: "Bu, Allah'ın sevdiği ve razı olduğu övülmüş bir tedbirdir. Çünkü bunda hikmet ve gerekli maslahat bulunmaktadır." (Bkz. Tefsîru İbn Kesîr, 2/485) Dipnot [553] Bu rivayetin isnadı zayıftır. Daha önce 56 numaralı rivayette geçmişti. Ibn Cerir Et-Taberî bunu Muhammed b. Sa‘d tarikiyle aynı lafızlarla rivayet etmiştir (16/188). Ayrıca: Ebuş-şeyh (ed-Dürrü'l-Mensûr'da nakledildiği üzere tahriç etmiştir), el-Keşf (4/337), El-Begavi (4/462), Ibn Atiyye (9/345), Ibnul-Cevzi(Zâdü'l-Mesîr, 4/221), El-kurtubi (9/338) de bunu İbn Abbas'tan benzer şekilde rivayet etmişlerdir. Dipnot [554] Bu rivayetin isnadı Hasen li-gayrihî (başka rivayetlerle desteklenmiş derecede güzel) kabul edilir. Çünkü Saîd b. Beşîr'i destekleyen başka rivayet yolları vardır. Bu isnad daha önce 11 numaralı rivayette de geçmişti. ____ Tefsîru İbni Ebi Hâtim Er-Râzi syf 509 555 - Bize İsmail b. İshak b. Sehl el-Kûfî — Mısır'da ikamet eden — rivayet etti. Bize Kays b. Hafs el-Basrî rivayet etti. Bize Abdülvâhid b. Ziyâd rivayet etti. Bize Ebû Revk, Dahhâk'tan naklen şöyle dedi: Allah Teâlâ'nın "O, kardeşini kralın kanununa göre alıkoyamazdı." Kavli hakkında Dahhâk şöyle dedi: Kralın hukuk sisteminde hüküm şöyleydi: Bir kimse hırsızlık yaptığında, çalınan mal ondan alınır; ayrıca onun değeri kadar bir bedel de malından alınarak mal sahibine verilirdi. 🪶Yüce Allah'ın "Ancak Allah'ın dilemesi müstesna." Kavli hakkında: 556 - Bize Haccâc b. Hamza rivayet etti. Bize Şebâbe rivayet etti. Bize Verrâk, İbn Ebî Necîh'ten; o da Mücâhid'den naklen şöyle dedi: Allah Teâlâ'nın "ancak Allah'ın dilemesi müstesna." Kavli anlama gelir: Allah'ın Yusuf için hazırladığı ve ona kolaylaştırdığı bir tedbir sayesinde bu mümkün oldu. Yusuf da bu tedbiri uyguladı. | Dipnotlar____ Bu rivayeti, tefsirinde, Ma'mer'in Katâde'den yaptığı rivayet yoluyla, Abdürrezzâk es-San'ânî benzer şekilde nakletmiştir (1/262). Ayrıca İbn Cerîr et-Taberî, Bişr → Yezîd → Saîd tarikiyle, yani İbn Ebû Arûbe'nin Katâde'den rivayeti yoluyla bunu nakletmiştir (16/188). Yine Ebû'ş-Şeyh ve İbnü'l-Münzir Dahhâk'tan benzerini rivayet etmişlerdir. Bu rivayetler ed-Dürrü'l-Mensûr (4/27)'de zikredilmiştir.Ayrıca İbn Atiyye de el-Muharrer'de (9/345) Katâde'den buna benzer bir rivayet aktarmıştır.
без подписи
Ayete'l Kursi Tefsiri - Şeyhu'l İslam İbn Ebi Hatim er-Razi
حَدَّثَنَا سَعِيدٌ قَالَ: نا هُشَيْمٌ قَالَ: نا الْعَوَّامُ، عَنْ أَبِي إِيَاسٍ قَالَ: «الْخُصُومَاتُ فِي الدِّينِ تُبْطِلُ الْأَعْمَالَ» Said bin Mansur dedi ki: Bize Huşeym tahdis etti, bize el-Avvam tahdis etti, o da Ebu İyas’tan, dedi ki: Din hususundaki husumetler/tartışmalar amelleri iptal eder. Said bin Mansur, es-Sunen 723
الله أكبر الله أكبر لا إله إلا الله الله أكبر الله أكبر ولله الحمد
Şeyhu'l İslam, İmam, Hafız İbn Ebi Hatim er-Razi'ye -rahimehumallah- ait tam adı, "Tefsiru'l Kur'ani'l Azim Musneden an Rasulillahi ve's Sahabeti ve't Tabiin" olan tefsirinden "Ayete'l Kursi" Tefsiri’nin Tercümesi Yakında inşaAllah…
без подписи
el-Acurrî rahimehullah dedi ki; قَدْ ذَكَرْتُ هَذَا الْبَابَ فِي كِتَابِ الْفِتَنِ فِي أَحَادِيثَ كَثِيرَةٍ، وَقَدْ ذَكَرْتُ هَاهُنَا طَرَفًا مِنْهَا؛ لِيَكُونَ الْمُؤْمِنُ الْعَاقِلُ يَحْتَاطُ لِدِينِهِ، فَإِنَّ الْفِتَنَ عَلَى وُجُوهٍ كَثِيرَةٍ، وَقَدْ مَضَى مِنْهَا فِتَنٌ عَظِيمَةٌ، نَجَا مِنْهَا أَقْوَامٌ، وَهَلَكَ فِيهَا أَقْوَامٌ بِاتِّبَاعِهِمُ الْهَوَى، وَإِيَثَارِهِمْ لِلدُّنْيَا، فَمَنْ أَرَادَ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا فَتْحَ لَهُ بَابَ الدُّعَاءِ، وَالْتَجَأَ إِلَى مَوْلَاهُ الْكَرِيمِ، وَخَافَ عَلَى دِينِهِ، وَحَفِظَ لِسَانَهُ، وَعَرَفَ زَمَانَهُ، وَلَزِمَ الْمَحَجَّةَ الْوَاضِحَةَ السَّوَادَ الْأَعْظَمَ، وَلَمْ يَتَلَوَّنْ فِي دِينِهِ، وَعَبَدَ رَبَّهُ تَعَالَى، فَتَرَكَ الْخَوْضَ فِي الْفِتْنَةِ، فَإِنَّ الْفِتْنَةَ يَفْتَضِحُ عِنْدَهَا خَلْقٌ كَثِيرٌ، أَلَمْ تَسْمَعْ إِلَى قَوْلِ النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ، وَهُوَ مُحَذِّرٌ أُمَّتَهُ الْفِتَنَ؟ قَالَ: يُصْبِحُ الرَّجُلُ مُؤْمِنًا، وَيُمْسِي كَافِرًا، وَيُمْسِي مُؤْمِنًا، وَيُصْبِحُ كَافِرًا. "Bu bâbı, "Kitâbul-Fiten" isimli eserimde daha fazla hadîs naklederek zikrettim. Burada ise, Âkil mü'min Dîninde ihtiyâtlı olsun diye bu hadîslerin bir kısmını naklettim. Şüphesiz fitnenin bir çok yönü bulunmaktadır. Bunlardan olan büyük fitneler gelip geçti. Bazı kavimler kurtuldu bazı kavimler ise hevâya ittibâ etmeleri (tabi olmaları) we dünyâyı tercîh etmeleri (îsâr) sebebiyle helâk oldu. Allah Teâlâ kimin için hayır dilemiş ise ona duâ kapıları açılır we Kerîm olan Mevlâsına ilticâ eder. Dîninde korku üzere olur, dilini muhâfaza eder, yaşadığı zamanı tanır, es-Sevâdul-Azam'ın (Selefin) apaçık (vâdıh) menhecine we hüccetine sarılır, Dîninde renkten renge girmez, Rabb Teâlâ'ya ibâdet eder, fitnelere dâhil olmayı terk eder. Zira fitneler vukû bulduğunda bir çok kimsenin gerçek hâli açığa çıkar.. Ümmetini fitnelerden sakındıran Nebi sallAllahu aleyhi we sellem'in şu sözünü işitmedin mi? "Kişi (bu fitne zamanlarında) mü'min olarak sabahlar, kâfir olarak akşamlar. Mü'min olarak akşamlar, kâfir olarak sabahlar." eş-Şerîa, 1/392, 393. İmâm el-Âcurrî rahimehullah bunu "Fitne zamanlarında oturmanın fitnelere dalmaktan daha hayırlı olması, akıl sahiplerinin Allah Te'âlâ'nın hoş görmediği şeylere kalplerinin meyletmesi hususunda korkması, evlere çekilmenin we Allah Te'âlâ'ya ibâdet etmenin fazîleti" şeklinde açmış olduğu bâbta söylemiştir. Allah imâma rahmet etsin. İnsânlara nasihatte bulunmuş we onları sakındırmıştır. Fitne zamanlarında bu nasihate bağlı kalmak, kişiyi fitnelerden selâmette kılacaktır. Rasûlullah صلى الله عليه وسلم, "Dîniyle beraber fitnelerden kaçıp uzaklaşır." dediği kimselerden olmak elzemdir. Eğer fitnelerin olduğu yerden hicret etmek imkân dâhilinde değil ise yapılması gereken fitnelerden hem zihnen hem de bedenen hicret etmektir. Bu da İmâm el-Âcurrî rahimehullah'ın da belirttiği gibi evlere çekilmek we evlerde oturmak, Allah'a ibâdet etmek ile mümkündür. Fitne zamanlarında evlerde kalıp oturmak, en fazîletli we hayırlı amellerdendir! "Evde oturmayı"; nifâk we korkaklık olarak nitelendiren meftûnların [fitneye uğramışların] ithamlarına we sözlerine kulak asma! Rasûlullah صلى الله عليه وسلم dedi ki; "Fitneler olacaktır. Bu fitnelerde, oturan kimse, ayakta duran kimseden daha hayırlıdır. Ayakta duran kimse, yürüyen kimseden daha hayırlıdır. Yürüyen kimse, koşan kimseden daha hayırlıdır." Sahîhu'l-Buhârî, 7081, 7082; Sahîhu Muslim, 2886.
Harb El Kirmani رحمه الله diyor ki: "(Selefi Salihin icma etti ki) her kim imanın sözden ibaret olduğunu ve ameller hükümlerdir (diye) iddia ederse o murcidir. Ve her kim imanın artmayacağını ve azalmayacağını iddia ederse o kimse murcidir." (İcm'a-us Selef fil İ'tikad, Sayfa 36) Harb El Kirmani رحمه الله diyor ki: "(Selefi Salihin icma etti ki) her kim imanda istisna olduğunu görmezse (kabul etmezse) o kimse murcidir. Ve her kim, imanının Cibril veya (herhangi) bir meleğin (imanı) gibi olduğunu iddia ederse o kimse murcidir." (İcm'a-us Selef fil İ'tikad, Sayfa 38) Harb El Kirmani رحمه الله diyor ki: "(Selefi Salihin icma etti ki) Kur'an Allah'ın kelamıdır. Onunla (yani Kur'an ile) konuşmuştur. (Bundan dolayı) yaratılmış değildir. Her kim Kur'an'ın yaratılmış (mahluk) olduğunu iddia ederse o kimse Cehmi bir kafirdir. Ve her kim Kur'an Allah'ın kelamıdır (deyip sonra) duraksarsa, mahluk değildir diyemem (derse) (Kur'an mahluktur sözünden) daha habis bir küfür sözünü söylemiş olur." (İcm'a-us Selef fil İ'tikad, Sayfa 64) Harb El Kirmani رحمه الله diyor ki: "(Selefi Salihin icma etti ki) her kim Kur'an Allah'ın kelamıdır (demesine rağmen) [Kur'an'ın] lafızları ve tilaveti (yani okunması) mahluktur derse o kimse cehmidir. [Habis bir bid'atçıdır.]" (İcm'a-us Selef fil İ'tikad, Sayfa 65) 2- [Kur'an'ın] sözü kitabın aslında yoktur, ilavedir. 3- [Habis bir bid'atçıdır.] sözü kitabın aslında yoktur, ilavedir. Harb El Kirmani رحمه الله dedi ki: "(Selefi Salihin icm'a etti ki) Cennet ve içindekiler yaratılmıştır. Cehennem ve içindekiler (de) yaratılmıştır. Allah عز وجل önce (Cenneti ve Cehennemi) yaratmıştır. Sonra da (Cennet ve Cehennem için) ehlini yaratmıştır. (Cennet ve Cehennem) de, içindekiler de asla son bulmayacaktır." (İcm'a-us Selef Fi İ'tikad, Sayfa 53)
شك الزنادقة في قوله ما سلككم في سقر وأما قوله ما سلككم في سقر قالوا لم نك من المصلين المدثر وقال في آية أخرى فويل للمصلين فقالوا إن الله قد ذم قوما كانوا يصلون قال فويل للمصلين وقد قال في قوم إنهم إنما دخلوا النار لأنهم لم يكونوا يصلون فشكوا في القرآن من أجل ذلك وزعموا أنه متناقض وأما قوله فويل للمصلين عنى بها المنافقين الذين هم عن صلاتهم ساهون حتى يذهب الوقت الذين هم يراءون يقول إذا رأوهم صلوا وإذا لم يروهم لم يصلوا وأما قوله ما سلككم في سقر قالوا لم نك من المصلين يعني الموحدين المؤمنين فهذا ما شكت فيه الزنادقة İmam Ahmed (رحمه الله) dedi ki: “Zındıklar Allah’ın şu kavlinde ‘Sizi sekara/ateşe sokan nedir’? Ortaya bir şüphe attılar ve ayette ‘Sizi sekara sokan nedir ? Onlar biz namaz kılarlardan değildik dediler’ sözü varken, başka bir ayette ‘Veyl olsun o namaz kılanlara’ demiştir. Zındıklar dediler ki ; Allah bir topluluğu ‘Veyl olsun o namaz kılanlara’ diyerek namaz kıldıkları için zemmetmişken, başka bir topluluk hakkında ise namaz kılmadıkları için ateşe gireceklerini söylemiştir. (İmam Ahmed dedi ki) Zındıklar bundan dolayı Kur’an’da şüpheye düştüler ve bunların birbirleri ile çeliştiğini zannettiler. (Halbuki çelişki yoktur) ‘Vely olsun o namaz kılanlara’ sözünden kasıt, münafıklardır. ‘Onlar ki namazlarından bir gaflettedirler’ (yani) vakti çıkıncaya kadar (onu te’hir ederler). ‘Onlar ki riyakardırlar’ (yani) insanlar onları gördüklerinde namaz kılarlar, görmediklerinde ise kılmazlar. (Diğer ayette gelince) ‘Sizi sekara sokan nedir? Onlar biz namaz kılanlardan değildik’ derler. Bundan kasıtta (günahkar) muvahhid müminlerdir. İşte zındıkların kendisinden şüphe ettikleri (şeyin hakikati) budur” er-Reddu ala’l-Cehmiyyeti ve’z-Zenadika syf 66
Babasını koruyan sert mizaçlı kız! Berzei dedi ki: قلتُ لأبي زُرْعَة: قُرَّة بن حَبِيب تغير؟ فقال: نعم، كنا أنكرناه بأخرة، غير أنه كان لا يحدث إلا من كتابه، ولا يحدث حتى يحضر ابنه. ثم تبسم. فقلت: لم تبسمت؟ قال: أتيته ذات يوم، وأبو حاتم، فقرعنا عليه الباب، واستأذنا عليه، فدنا من الباب ليفتح لنا، فإذا ابنته قد تخفت، وقالت له: يا أبة، إن هؤلاء أصحاب الحديث، ولا آمن أن يغلطوك، أو يدخلوا عليك ما ليس من حديثك، فلا تخرج إليهم حتى يجيء أخي، تعني علي بن قُرَّة، فقال لها: أنا أحفظ، فلا أمكنهم ذاك. فقالت: لست أدعك تخرج، فإني لا آمنهم عليك، فما زال قُرَّة يجتهد، ويحتج عليها في الخروج، وهي تمنعه وتحتج عليه في ترك الخروج، إلى أن يجيء علي بن قُرَّة، حتى غلبت عليه، ولم تدعه. قال أبو زُرْعَة: فانصرفنا وقعدنا حتى وافى ابنه علي. قال أبو زُرْعَة: فجعلت أعجب من صرامتها وصيانتها أباها. Ebu Zur’a’ya dedim ki: Kurra bin Habîb’in hafızası değişti mi (zayıfladı mı)? Dedi ki: Ömrünün sonlarında onu değişmiş görmüştük. Ancak o, sadece kitabından hadis rivayet ederdi ve oğlu yanında hazır bulunmadan asla rivayette bulunmazdı. Sonra (Ebu Zur’a) gülümsedi. Ona, 'Neden gülümsedin?' diye sordum. Dedi ki: Bir gün ben ve Ebu Hatim onun yanına gittik. Kapısını çaldık ve içeri girmek için izin istedik. Bize kapıyı açmak üzere kapıya yaklaştı. Derken kızı korktu ve ona dedi ki: Babacığım! Bunlar hadis ashabıdır, senin hata yapmandan veya senin hadisin olmayan bir şeyi sana kabul ettirmelerinden korkarım. Ağabeyim (Ali bin Kurra) gelene kadar sakın yanlarına çıkma. (Kurra) ona dedi ki: Ben ezberimi koruyorum, bu hususta onlara imkan vermem. Kızı dedi ki: Senin adına onlardan emin değilim, çıkmana izin vermeyeceğim. Bunun üzerine (Kurra), dışarı çıkabilmek için durmadan uğraşıyor ve ona karşı delil getiriyordu, o ise onu engelliyor ve Ali bin Kurra gelinceye kadar dışarı çıkmaması gerektiğine dair ona delil getiriyordu. Nihayet ona üstün geldi ve çıkmasına izin vermedi. Ebu Zur’a dedi ki: Biz de geri döndük ve oğlu Ali gelinceye kadar oturup bekledik. Ebu Zur’a dedi ki: Ben de onun sertliğine ve babasını (onun ilmini) koruyup gözetmesine hayran kalmıştım. Sualatu’l Berzei Ebu Zur’a er-Razi, 1/286 :))